Çok sayıda haber ABD’nin Suriye’de Rusları öldürdüğünü doğruluyor

Bill Van Auken
17 Şubat 2018

Rusya kaynaklı haberler, ABD’nin 7 Şubat’ta Suriye’nin doğusundaki Deyrizor vilayetinde Devlet Başkanı Beşar Esad hükümetine bağlı bir savaşçı koluna yönelik hava ve topçu saldırısında onlarca ya da yüzlerce Rus paralı askerinin öldürülmüş olabileceğini belirtiyor.

Şimdiye kadar, tek taraflı çatışmada öldürülen birkaç Rus’un ismi ortaya çıktı. Sağcı milliyetçi “Öteki Rusya” grubu, bir yıl önce Suriye’ye giden üyelerinden biri olan Kirill Ananiev’in ölenler arasında olduğunu bildirdi. Grubun sözcüsü, “Rusya ile bağlara sahip yarı askeri yapılar”ın “önemli kayıplar”a uğramış olduğunu söyledi.

Kendisini Baltık Kazak Birliği diye adlandıran yarı askeri bir örgüt, internette, üyelerinden biri olan Vladimir Loginov’un, Deyrizor’a yönelik ABD bombardımanında ölmüş olduğunu bildiren bir açıklama yayınladı.

Suriye’deki gelişmeleri izleyen bir Rus muhalefet grubu olan Çatışma İstihbaratı Ekibi de başka üç isim verdi: Riazanlı Aleksi Ladigin ve Kaliningradlı Stanislav Matviev ile İgor Kostorov.

Pentagon, başlangıçta, Fırat Nehri’nin batı yakasında gerçekleşen 7 Şubat’taki saldırısında 100 savaşçıyı öldürmüş olduğunu söylemişti. O, tank ve topçu desteğine sahip 500 kadar savaşçının ABD’nin ağırlıklı olarak YPG’den oluşan vekil kara gücü Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bir karargahına ilerlemesine karşılık vermiş olduğunu iddia etmişti. Söylendiğine göre, bölgedeki YPG operasyonlarını yönlendiren ABD özel kuvvet askerleri oradaydı.

ABD askerleri, topçu bataryalarının yanı sıra Apache saldırı helikopterlerini, bir AC-130 Specter helikopterini ve F-15 savaş uçaklarını yardıma çağırmış.

Savaşçılarının IŞİD artıklarını hedef alıyor olduğunda ısrar eden Suriye hükümeti, ABD’nin ateş fırtınasını bir “katliam” ve “savaş suçu” olarak kınadı.

Bu arada, Pentagon, Cumartesi günü aynı bölgede, SDG’nin bir “savunma mevzisi”nin atış menzili içinde “manevra yaptığı”nı iddia ettiği Rus yapımı bir T-72 tankına karşı bir başka saldırı düzenlediğini bildirdi.

ABD ordusu sözcüleri, her iki olayda da, Amerikan kuvvetlerinin hava saldırıları öncesinde ve sırasında onlar hakkında Rus ordusunu bilgilendirmek için “çatışmayı önleme hatları”nı kullanmış olduğunu ileri sürdüler.

Saldırıların yeri, askeri karşı karşıya gelişlerin altında yatan asıl dürtüleri açığa vurmaktadır. Her iki saldırı da, Ömer petrol sahası, Haşim doğalgaz sahası ve eski Conoco doğalgaz rafinerisi yakınlarında meydana geldi.

Deyrizor, Suriye’nin doğalgaz ve petrol sanayisinin, IŞİD’in ele geçirdiği ve operasyonlarını finanse etmek için kullandığı merkezidir. ABD ordusu bu stratejik kaynaklarda hak iddia etmeye o kadar kararlıydı ki, geçtiğimiz Ekim ayında 4.000 IŞİD savaşçısının Suriye hükümet güçlerinin ilerleyişini engellemek üzere yeniden konuşlandırıldığı Deyrizor’a doğru tahliye edilmesi karşılığında Rakka kentinin teslim edilmesini pazarlık etti. Bunun ardından, Washington’ın YPG’nin hakim olduğu SDG’deki kara vekilleri, petrol ve doğalgaz sahalarının kontrolünü ele geçirmek üzere bölgeye akın etti.

Washington’ın hedefi, Esad hükümetinin kontrolünü pekiştirmesini ve paramparça edilmiş ülkenin yeniden inşasına başlamasını engellemek amacıyla, onu bu kaynaklardan yoksun bırakmaktır.

Rus askeri uzmanı Viktor Murakhovski, Kommersant gazetesine şunları söyledi: “Bunlar, Arap Cumhuriyeti için ciddi kaynaklar… Aslında, bu tür kaynakların kontrolü, birçok bakımından, Suriye’deki iç savaşın sebebiydi.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hükümeti Suriye’deki ABD entrikalarını kınarken, Deyrizor’da bildirilen Rus kayıpları hakkında sessiz kaldı.

Reuters, Rusya’daki kaynakların, 7 Şubat’ta “düzinelerce” Rus’un öldürülmüş olduğunu söylediğini aktardı. Bloomberg, Salı günü, Rus kaynakların, ABD saldırısında “büyük kısmı Rus” 200’den fazla askerin ölmüş olduğunu bildirdiğini yazdı.

Batı ve serbest piyasa yanlısı Yabloko partisinin önderi ve kapitalist restorasyonun asıl mimarlarından biri olan Grigori Yavlinski, Putin hükümetinin Deyrizor’da ne olduğunu açıklamasını isteyen bir açıklama yayınladı.

Yavlinski, Twitter’da, “Eğer Suriye’de Rus yurttaşlarının kitlesel ölümü söz konusu olmuşsa, o zaman Rus silahlı kuvvetleri genel kurmayı dahil olmak üzere ilgili yetkililer bu konu hakkında ülkeyi bilgilendirmekle ve sorumluluğu kimin üstleneceğine karar vermekle yükümlüler.” diye yazdı. Yavlinski, önümüzdeki ay yapılacak devlet başkanlığı seçiminde Putin’e karşı yarışıyor.

Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, Salı günü, gazetecilere, Deyrizor’daki Rus ölümleri söylentisinin, yalnızca “medyada yayınlanmış bilgi” olduğunu söyledi ve Yavlinski’nin “daha güvenilir bilgi kaynakları”na sahip olduğuna inanmadığını ekledi.

Bu arada, Rusya Savunma Bakanlığı, sadece, saldırı sırasında bölgede hiçbir Rus ordusu üyesinin olmadığını belirtti. Rus hükümetine yakın diğer kaynaklar, kitlesel kayıp haberlerini Batı yönlendirmeli “bilgi savaşı” olarak tanımladılar.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ile Suriye konusunda sıkı işbirliği içinde olan önde gelen Ortadoğu uzmanı Vitali Naumkin, biraz daha açık sözlüydü. O, Bloomberg’e, “Hiç kimse, devlet tarafından gönderilmemiş ve Amerikalılar tarafından vurulmuş olan bir gönüllü ya da paralı asker için dünya savaşı başlatmak istemez.” diye konuştu.

Gerçek sayıları ne olursa olsun, ABD saldırısında öldürülen Rusların, Amerika’nın Blackwater’ının Rusya’daki karşılığı olarak tanımlanan Wagner Grubu tarafından görevlendirilmiş paralı askerler olduklarına inanılıyor. Grubun paralı askerleri, petrol ve doğalgaz tesislerinin yanı sıra Tartus’taki Rus deniz üssünü ve Hmeimim’deki hava üssünü kapsayan Suriye’deki son derece önemli tesisleri korumak için kullanılıyordu. Onlar, ağır çatışmalara katılacak şekilde Suriye askerlerinin içine de yerleştirildiler.

Bu paralı askerlerin Rus hükümetinin onayı ve sıkı işbirliği olmaksızın Suriye’de tanklarla ve ağır silahlarla faaliyet gösterdiğini kabul etmek saflık olur. Putin geçtiğimiz Aralık ayında yaptığı bir Suriye ziyareti sırasında Rus silahlı kuvvetlerinin IŞİD’e karşı zafer elde ettiğini ve ülkeden çekilmekte olduklarını ilan etmiş olsa da, savaş devam ediyor ve görünüşe göre Rus paralı askerleri buna ciddi ölçüde dahil oluyorlar.

Kremlin’e askeri çatışmaların sorumluluğunu inkar etme ve Suriye’deki kayıplar konusunda halkın denetiminden kaçınma olanağı sağlayan bu tür güçlerin kullanımı, Putin hükümeti için açıkça çekicidir.

Ayrıca, Wagner’in, Suriye hükümetiyle, kendi savaşçılarının geri aldığı petrol ve doğalgaz sahalarından elde edilen gelirlerin yüzde 25’e kadar olan kısmını Rus kapitalistlerine aktarmayı güvence altına alan anlaşmalar yaptığı söyleniyor.

Salı günü, Rusya Enerji Bakanı Aleksander Novak, Moskova’nın, Suriye hükümetiyle, petrol ve doğalgaz sahalarını kurtarma ve kalkındırma amaçlı bir “yol haritası” anlaşması imzalamış olduğunu duyurdu. ABD’nin 7 Şubat’taki Deyrizor bombardımanında öldürülmüş olanların bu anlaşma doğrultusunda hareket ediyor olması son derece olasıdır.

Rusya’nın 2015’te başlayan Suriye’deki askeri müdahalesi, Moskova’nın Ortadoğu’daki başlıca müttefikini desteklemeyi ve El Kaide bağlantılı milisleri silahlandırma ve destekleme yoluyla rejim değişikliği gerçekleştirme biçimindeki ABD destekli girişimi engellemeyi amaçlıyordu.

Rusya’nın dürtüleri, bir dereceye kadar, ülkedeki egemen oligarkların ve ülkenin en büyük şirketi olan Gazprom’un çıkarlarıyla bağlantılıydı. Gazprom, Katar’ın, Rusya’nın kar çıkarlarını baltalayacak şekilde Batı Avrupa’ya giden bir doğalgaz boru hattı için Suriye topraklarına erişim sağlaması olasılığıyla karşı karşıyaydı. Moskova, Suriye’nin, Rusya Federasyonu’nu istikrarsızlaştırmak ve nihayetinde parçalamak üzere bir harekat başlatmak üzere Kafkasya bölgesinden çekilen CIA destekli El Kaide bağlantılı İslamcı savaşçılar için bir üs haline gelmesinden de haklı olarak korkuyordu.

Moskova’nın Suriye müdahalesindeki savunmacı unsurlara rağmen, tümüyle gerici ve suçlu bir kapitalist oligarşinin çıkarlarını temsil eden Rus hükümetinin dürtülerinde ilerici hiçbir şey yoktur. Moskova, son haftalarda, hem Afrin’e yönelik Türkiye saldırısına hem de İsrail’in Suriyeli ve İranlı güçleri bombalamasına örtülü destek vermiştir.

Putin hükümetinin Deyrizor’daki en son karşı karşıya gelişi yatıştırma yönündeki çabaları ne olursa olsun, Suriye’deki savaşın altında yatan nesnel jeostratejik çatışmalar dünyayı iki büyük nükleer güç arasında bir savaşın eşiğine itiyor.

Amerikan egemen çevrelerinin kararlı kesimleri ile birlikte ABD ordusunun ve istihbarat aygıtının benimsediği giderek artan oranda savaşçı tutumu yansıtan Washington Post (WP), Salı günü, Suriye’de daha ileri bir tırmanma çağrısı yapan bir başyazı yayınladı.

WP, şu uyarıda bulundu: “Suriye iç savaşı, yatışmak şöyle dursun, ABD ile Türkiye; İsrail ile İran ve hatta ABD ile Rusya arasında doğrudan çatışmaları tetikleme tehdidi yaratıyor. Bu tehditler, ancak inandırıcı güç [kullanımı] tehdidiyle desteklenmiş üst düzey diplomasiyle etkisiz hale getirilebilir.”

Başyazı, Washington’ın, Rusya’nın “Suriye’de baskın güç ve dolayısıyla Ortadoğu’da büyük bir oyuncu” haline gelmesini yalnızca büyük bir askeri tırmanma yoluyla engelleyebileceğinde ısrar etti.