Malezya seçimleri: Güneydoğu Asya’da siyasi bir sarsıntı

John Roberts
21 Mayıs 2018

Malezya’da 9 Mayıs’ta yapılan 14. genel seçimler, ülkeyi 1957’de Britanya’da bağımsızlığını kazanmasından beri bir demir yumrukla yöneten otoriter Birleşik Malaylar Ulusal Örgütü (UMNO) önderliğindeki rejim için tarihi bir yenilgi ile sonuçlandı.

10 Mayıs gecesi saat 21.30’da, Kuala Lumpur’daki Devlet Sarayı’nda, Kral Sultan V. Muhammed, 92 yaşındaki Mahathir Muhammed’e başbakan olarak yemin ettirdi. Mahathir, UMNO’ya başkanlık ediyordu ve 1981’den 2003’e kadar Ulusal Cephe (BN) koalisyon hükümetlerinde başbakandı. O, dün [10 Mayıs’ta], UMNO’lu Başbakan Necip Rezak’ı ve BN’yi aşağılayıcı bir yenilgiye uğratan dört partili Halkın Umudu (PH) koalisyonunun başkanlığına getirilmişti.

UMNO önderliğindeki otokratik rejim, Başbakan Lee Hsien Loong’un Halkın Eylem Partisi’nin Singapur’daki fiilen tek partili polis devleti ile birlikte, 10 üyeli Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin (ASEAN) istikrarlı siyasi temelini oluşturuyordu. Onun sonu, Malezya’nın ötesinde sonuçlara sahip bölgesel bir siyasi depremi ifade ediyor.

Neredeyse tüm ulusal ve uluslararası yorumcular, oyların çoğu PH muhalefetine gidecek olsa da, Necip ile UC’nin arsız seçim hileleri yoluyla 222 üyeli ulusal mecliste sandalyelerin çoğunluğunu kazanacağını öngörmüştü.

Necip’in hükümeti, ayrıca, bir BN zaferini garantiye almak için, UMNO’nun kalbi olarak gördüğü kırsal, etnik Malay bölgelerine fon akıtmıştı. Bir dizi kirli numara, sansür yasaları ve Seçim Komisyonu düzenlemelerinin manipüle edilmesi, muhalefetin faaliyetini 11 günlük yasal kampanya dönemi boyunca sekteye uğratmıştı.

Ancak, derin toplumsal gerilimler, altmış yıldır yürürlükte olan antidemokratik ve yozlaşmış siyasi mekanizmaların altını tamamen oymuş durumda. Araştırmalar ve sosyal medya, Malezyalı kitlelerin başlıca kaygılarının, egemen düzene yönelik yoğun düşmanlıkla birleşmiş konut, geçim masrafları ve iş olduğunu ortaya koymuştu.

Malezya’da aylık asgari ücret sadece 1.000 ringit (yaklaşık 250 dolar). Bu, 2017’de, işgücünün yüzde 25,6’sını oluşturan serbest meslek sahipleri için geçerli değil. Singapur ile karşılaştırıldığında, üniversite mezunlarına bile çok az maaş veriliyor.

PH, Necip’in 2015’te uygulamaya koyduğu azalan oranlı mal ve hizmet vergisini (GST) kaldırma sözü vererek, toplumsal eşitsizliğe yönelik yoğun öfkeyi kendi çıkarına kullandı. GST’den önce, halkın yalnızca yüzde 20’si gelir vergisi ödüyordu. Günlük alışverişlerde üçte birlik bir maliyet artışı getiren bu yeni vergi, işçi sınıfı hanehalklarının çoğunu çıldırma noktasına getirdi.

Muhalefet, Necip’e ve UMNO’ya, milyarlarca doların ortadan kaybolduğu 1Malezya Kalkınma Fonu (1MDB) skandalı üzerinden saldırdı. Uluslararası soruşturmalara göre, yüz milyonlarca dolar Necip’in şahsi hesaplarına gitmişti.

Yeni parlamento, en az 122 PH üyesi ve destekleyicisi ile üç bağımsızdan oluşacak. Mahathir, PH’nin 135 oy alabileceğini iddia ediyor.

BN koalisyonu, 2013 seçimlerinden sonra elde etmiş olduğu 133 sandalyeden 79 sandalyeye geriledi. UMNO ise, bunlardan yalnızca 54’ünü kazandı. Eski PR muhalefet koalisyonundan 2015’te ayrılan Malezya İslam Partisi (PAS) 18 sandalye elde etti.

HU koalisyonunda, hapisteki muhalefet önderi Enver İbrahim’in Halkların Adalet Partisi (PKR) meclisteki en büyük parti olacak. Onu, 42 sandalye ile etnik Çinli tabanlı Demokratik Eylem Partisi (DAP) izliyor. Mahathir’in, UMNO’dan ayrılan bir hizipten tarafından kurulan Birleşik Malezyalı Yerliler Partisi (PPBM) 13 sandalyeye sahip. PAS’tan kopan ve PH’ye katılan Amanah’ın 11 sandalyesi var. Diğer sekiz sandalyeyi, Borneo Adası’nda bulunan Sabah eyaletindeki bölgeci Warisan partisi kazandı.

UMNO, ilk kez Johor eyalet yönetiminin kontrolünü kaybetti. Muhalefet koalisyonu, ayrıca, Negeri Sembilan’ı, Selangor’u, Malakka’yı, Penang’ı ve Perak’ı kazandılar. İslamcı PAS, Terengganu’yu BN’den söküp aldı.

Kentsel alanlarda, UMNO tekçiliğinin yenilgisi üzerine büyük kutlamalar başladı. UMNO’nun onlarca yıllık baskıcı yönetimi, Malay çoğunluğun ayrıcalıklı tabakalarını Çinli ve Hint azınlıklar ve tüm kökenlerden işçi sınıfı karşısında ekonomik açıdan kayıran antidemokratik yasaların kullanımını kapsıyordu.

Bununla birlikte, UMNO’nun yerini alan koalisyon, kapitalist egemen sınıfın diğer kesimlerinin çıkarları doğrultusunda geliştirilmiş, yarını ya da sonuçlarını düşünmeden yapılmış bir anlaşmanın ürünüdür.

PH koalisyonunu geçtiğimiz Haziran ayında bir araya gelmesine ve ardından Ocak ayında Mahathir’in onun başbakan adayı olarak seçilmesine yol açan şey, Necip’in yönetiminden kurtulmadaki ortak çıkarlardı. Koalisyon partileri, ikiyüzlü bir şekilde, seçimi kazanmak için, Mahathir’in UMNO’nun geleneksel destekleyicilerini yeterince çekebileceğini hesaplamışlardı.

Mahathir, başbakan olarak iki yıl görev yapacağını, Enver İbrahim’i önümüzdeki ay hapisten serbest bıraktıktan sonra affedeceğini ve ardından, daha önce hem siyasi hem de kişisel olarak ortadan kaldırmaya çalıştığı Enver’e yol vereceğini söyledi.

Necip, Enver’i, 2014 yılında, muhalefeti susturmaya yönelik düzmece eşcinsellik suçlamalarıyla hapse atmıştı. Ama Enver’i ilk kez 1999’da hapseden, Mahathir’di. Enver, 1997 Asya mali krizine verilecek tepki konusunda ayrılana kadar, sadık bir şekilde Mahathir’in yardımcısı ve maliye bakanı olarak görev yapmıştı.

Enver, IMF’nin, Washington’ın ve mali piyasaların ekonomiyi açma ve UMNO’nun korumacılığına son verme yönündeki taleplerini savunuyordu. Mahathir, Enver’i görevden almış; hükümete karşı reform çağrısı yapan kitlesel mitingler örgütlediğinde de düzmece eşcinsellik ve yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklatmıştı.

Mahathir, Malezya kapitalist sınıfının baskın hiziplerinin kukla başkanı olmayı sürdürüyor. Onun siyasi dönüşünün altında, Necip’in 1MDB ile ilişkili yolsuzluğunun bu kadar aleni olmasının kitlesel toplumsal hoşnutsuzluğu dizginlerinden boşaltma tehlikesi yarattığına ilişkin egemen çevrelerin içinde varolan derin kaygılar yatıyordu.

Mahathir, aynı zamanda, Necip’in Pasifik Ötesi Ortaklık (TPP) ticaret bloğuna katılma önerisini kabul etmesine şiddetle karşı çıkıyordu. O, TPP’nin, Malezya’yı ABD’nin bir ekonomik sömürgesi yapacağını iddia ediyordu.

Mahathir ABD’ye ve TPP’ye karşı milliyetçi söyleme başvururken, muhalefet koalisyonunun diğer kesimleri, altyapı projelerinde Çin merkezli şirketlere önemli roller verdiği için Necip’i şiddetle eleştiriyor ve bu yatırım kararlarına ilişkin bir değerlendirme sözü veriyorlardı.

Yeni hükümet içinde, bir dizi temel sorun, özellikle de dış politika yönelimi üzerine farklılıklar büyük olasılıkla kısa süre içinde ortaya çıkacak. Malezya, şimdiye kadar, sıkı askeri ve stratejik ilişkilerinin olduğu ABD ile en büyük ticaret ortağı Çin arasında denge kurmaya çalışmıştı.

ABD emperyalizmi ile onun Japon ve Avustralyalı müttefikleri Çin ile gerilimleri tırmandırdıkça, Malezya'nın ve Asya’daki her bir ülkenin egemen sınıfı hangi güç ile işbirliği içine gireceğini seçmeye zorlanıyor.