Sosyalizm uğruna mücadelede gençliğin rolü

Genevieve Leigh
25 Mayıs 2018

Aşağıdaki konuşma, Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’in (IYSSE) ABD’deki önde gelen üyelerinden Genevieve Leigh tarafından, DEUK’un 2018 Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı’nda yapıldı.

Bu yılın ilk yarısı, tüm dünyada işçi sınıfı mücadelelerinde bir yükseliş eliyle karakterize edildi: İran’da kemer sıkmaya karşı gösteriler; Çin’de teknoloji işçilerinin mücadelesi ve Nijerya’da, Kenya’da, Tunus’ta, Meksika’da ve ABD genelinde öğretmenlerin ve öğretim üyelerinin bir grev ve başkaldırı dalgası.

Tüm bu mücadelelerde, genç işçiler ve öğrenciler etkin bir rol oynadılar. İran’da, işsiz gençler, taşra kasabalarındaki gösterilerde baskındılar. ABD’de, öğrenciler, öğretmenlerini desteklemek için gösteriler örgütlediler. Üstelik ABD’de ve dünya genelinde bir milyondan fazla genç, okullardaki şiddete karşı uluslararası ölçekte eşgüdümlü büyük gösteriler düzenledi. Onların Washington’daki yürüyüşü, kent tarihindeki en büyük yürüyüştü.

ABD’deki Demokratik Parti, protestoları silah denetimi reformu ile sınırlamak için dişini tırnağına takarken, daha kapsamlı sorunlar bir milyon genci sokaklara çekti. Gençler arasında, Amerikan okullarında kolayca ve sık sık katledilmelerinin, ülkedeki egemen oligarşinin onların yaşamlarına yönelik ilgisizliğinin ve aşağılamasının belirtisi olduğuna ilişkin yaygın bir algı var.

Bu yeni işçi sınıfı kuşağı politikleşiyor ve bu, tarihteki hiçbir döneme benzemiyor.

Gençlerin bugünkü koşulları neler? Yüzyıl dönümünde doğanlar, tüm yaşamlarını emperyalist devletlerin gezegenin her bir köşesinde yürüttükleri saldırı savaşlarını izleyerek geçirdiler. Afganistan’daki savaş onların doğumlarından beri sürüyor. Onlar, insansız hava aracı suikastları Obama yönetimi tarafından kurumsallaştırılırken büyüdüler. Ortadoğu’daki gençler toplumlarının emperyalist şiddet eliyle mahvedilmesine tanık olurken, ABD’dekilerin arkadaşları ve aile üyeleri, Amerikan egemen sınıfının dünyayı fethetme hedeflerini ilerletmek uğruna öldürmeye ya da ölmeye gönderildiler.

Bugün 18 yaşında olan bir genç, küresel mali çöküş dünya geneline bir toplumsal felaket dalgasını haber verir ve Obama yönetimi altındaki ABD’nin önderlik ettiği büyük kapitalist güçler bankaları kurtarmak için Wall Street’e trilyonlarca dolar akıtırken, sekiz yaşındaydı.

ABD gençliği, siyasi yaşama, ülke tarihindeki en sağcı yönetim olan Donald Trump’ın başkanlığında giriyor. Avrupa genelinde aşırı sağcı hükümetler yükselişte. Bu kuşağın ilk siyasi deneyimleri, Sosyal Demokrat ve İşçi Partilerinin ve ABD’deki Demokratik Parti’nin suç ortaklığıyla göçmenleri sınır dışı eden, işçilere saldıran, eğitim fonlarını kesen hükümetlerle olmuştur.

Bu kuşak, işçi sınıfına karşı 40 yıldır süren toplumsal karşıdevrimin yarattığı koşullarda doğmuştur ve bunun etkileri yıkıcıdır.

Binyıl kuşağındaki (“y kuşağı”) tüm gençlerin neredeyse yarısının hiçbir maddi birikimi yok. Bizler, sağlık hizmetleri, konut ya da eğitim masraflarını karşılayamıyoruz. Gençler, dünyanın dört bir yanındaki 200 milyon işsiz insanın tahminen 70 milyonunu oluşturuyor. Çocuklar, tüm dünyada temel gereksinimlerden yoksun. Yaklaşık 3,1 milyon çocuk her yıl açlıktan ölüyor. Çoğu genç okul masraflarını karşılamak ile bir ev sahibi olmak arasında tercih yapmak zorunda olduğu için, öğrenciler arasındaki evsizlik ve açlık aşırı boyutlara ulaşmış durumda.

ABD’de, bu kriz, kendisini en açık şekilde ölümcül uyuşturucu salgınında dışavuruyor. 2014’ten 2016’ya kadar, sadece iki yıl içinde, 25-34 yaş arasındaki ölüm oranı, ezici çoğunluğu opioid kullanımdan olmak üzere, yüzde 19 arttı.

Trilyonlar savaşa harcanır ve şirketlere ve zenginlere dağıtılırken, işçi sınıfı gençliği, öğretmenlerin geçinmek için birden çok işte çalışmak zorunda kaldıkları, kaynaklardan yoksun okullara kayıt yaptırıyor. Oklahoma’daki öğretmenler, grev sırasında, harap olmuş ders kitaplarının fotoğraflarını paylaştılar. Michigan Flint’te, hiç öğretmeni olmayan onlarca sınıfla bir yıl geçiren bir devlet lisesi var. Buna karşılık, aynı okul, güvenlik memurları ve metal detektörlerle dolu.

Bu öğrenciler, liseden ayrıldıklarında birkaç seçeneğe sahipler: Yüksek okula/üniversiteye gidip binlerce dolarlık borç yükünün altına girmek; orduyu katılıp egemen sınıfın savaşlarında harcanacak askerler olmak; ücretlerin hiç artmadığı ve gençlerin çoğunun geçinebilmek için iki ya da üç işe gereksinim duyduğu işgücüne katılmak.

Kapitalist sistemin 2018’de gençliği sunduğu gelecek budur.

İşçi sınıfı gençliği mücadeleye giriyor. Mevcut sisteme, dünyanın durumuna, baskıya, savaşa, toplumsal şiddete ve eşitsizliğe yönelik muazzam bir öfke ve düşmanlık birikimi söz konusu. Gençlere, toplumda son derece yanlış bir şeyler olduğunu açıklamak çok fazla gerekmiyor. Onlar, toplumsal krizin derinliklerini çok iyi anlıyorlar; onu yaşıyorlar.

Protestolarda, işyerlerinde ve kampüslerde gençlerle konuştuğumuzda, devrimden söz ediyorlar. Bazıları kendilerini sosyalist olarak adlandırıyor. Gerçekten de, dünya emperyalizminin merkezi ABD’de, gençlerin çoğunluğu artık kendisini kapitalizmden çok sosyalizm ile özdeşleştiriyor.

Bu kuşak, aynı zamanda, teknolojiye, haberlere ve bilgiye insanlık tarihindeki bütün zamanlardan daha fazla erişime sahip. Yerküre genelinde milyonlarca genç tarafından kullanılan internet, bu kuşağa, neredeyse sınırsız bir bilgi kütüphanesine erişim sağlıyor. Dünyanın her yerinde, işçiler, artık birbirlerinin koşullarını ilk elden görebiliyorlar. Polis cinayetleri gibi devlet suçları, burjuva medyanın sınırlarının dışında yayınlanabiliyor. Öğretmenlerin başkaldırı dalgasında gördüğümüz gibi, işçiler, bu teknolojileri şirket medyası çerçevesinin dışında örgütlenmek için kullanabiliyor.

Ancak bu mücadelelerde eksik olan en önemli şey, siyasi bir perspektif ve sosyalist hareketin tarihine ilişkin bilgidir.

Sendikalar, öğretmenlerin grevi sırasında, bize, “eğitim siyasi bir sorun değildir” diyordu. “Yaşamlarımız İçin Yürüyüş”e katılan gençlere de aynı şey anlatıldı. Onlar, bize, ilk solukta, “Politika yok!” diyor, hemen ardından ekliyorlar: “değişim seçim sandığında olacak.” Ancak bizler, “politika yok”un tam olarak ne anlama geldiğini biliyoruz. O, mevcut politikanın hakimiyeti; egemen sınıf politikasının hakimiyeti demektir.

Lenin, zamanında, “siyasi mücadele olmaksızın yasalara saygılı ilerlemeye inanan” liberalleri ve akademisyenleri “kutsayıcılar” diye adlandırmış ve onlara karşı amansız bir mücadele yürütmüştü. Görebildiğimiz üzere, bu yöntemler oldukça yıpranmış durumda.

Lev Troçki, 1924 yılında Sovyetler Birliği’ndeki gençliğe 1 Mayıs üzerine yaptığı bir konuşmada, bu soruna da değinmişti:

Burjuvazi bir işbölümü uygular. Politika onun emrindedir; ordudaki işçiler ve köylüler savaşta harcanan erlerdir, yıkım makinelerinin köleleridir. Genç kuşak, yani genç işçiler ve köylüler söz konusu olduğunda da durum tam olarak aynıdır. Politika havayı doldurur; nasıl ki havasız yaşanamazsa, politikanın dışında, politikasız yaşamak da mümkün değildir.

O, şöyle devam etmişti:

Ancak burjuvazi gençlere siyasi yüzünü gösteremez. O, “12-13 yaşındaki işçi çocuğu, sen bu dünyaya, bir meslekte çıraklık yaptıktan sonra bir fabrikaya girip, orada, ömrünün sonuna kadar, terinle, kanınla ve iliğinle hayatın efendileri, burjuvalar için artı değer üretmek için geldin. Onlar, bu artı değerden kendi burjuva kültürlerini, lükslerini, sanatlarını ve çocuklarının öğrenimlerini yaratacaklar.” diyemez. Burjuvazi, böyle bir politikayı genç işçilere açıkça ifade edemez. O, politikasını, okulları, kiliseleri ve basını dolayımıyla, algılanamaz ya da yarı anlaşılır bir şekilde, laf kalabalığı ve kinaye yoluyla yutturur. Gençlere yönelik bu algılanamayan burjuva eğitimi faaliyeti, daha doğrusu, genç işçilerin ve köylülerin burjuva devletin çıkarları doğrultusunda eğitilmesi, şu sloganın arkasına gizlenir: “genç kuşak siyasetin dışındadır.”

Bu tür sloganlar, aldatmak ve kafa karıştırmak için kullanılmaktadır. Günümüzün egemen sınıfı, gençliği, siyasallaşmaktan ve en önemlisi, işçi sınıfına yönelmekten, işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı siyasi seferberliği uğruna mücadeleden uzak tutmak istemektedir. Onlar, gençleri, işçi sınıfı mücadelesi tarihine ilişkin, Marksist hareketin tarihinde bilinçli bir şekilde ifade edilen bilgiden koparmak istiyorlar.

Onlar, gençleri, okullara ve üniversitelere yayılan gerici, öznel, idealist ve akıldışı ırk ve kimlik politikalarına çekmek istiyorlar. Frankfurt Okulu, postmodernizmin türleri, neo-anarşizm ve kimlik politikaları ile ilişkili teorik eğilimlerin tamamı, Marksizmin ve işçi sınıfının devrimci rolünün reddinden kaynaklanmaktadır.

Sosyalist bir işçi sınıfı hareketinin inşası uğruna mücadele, yeni öğrenci ve işçi sınıfı gençliği kuşağını Marksizmin ve Dördüncü Enternasyonal’in tarihi ve ilkeleri konusunda eğitmeye yönelik bir mücadeleyi gerektirmektedir. Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler (IYSSE), bu mücadele yoluyla, işçi sınıfı gençliğini ve orta sınıfın sosyalizm uğruna mücadelede işçi sınıfının bakış açısını benimseyen en iyi kesimlerini saflarına kazanacaktır.

Tüm dünyada devrimci gençliğin önünde duran en önemli görev, mücadelelerini, siyasi mücadeleler olarak kavramaktır. Siyaseti incelemeliyiz. Barışa, eşitliğe ve gerçek demokrasiye dayanan bir toplum kurmak isteyen milyonlarca işçi ve genç için, bu, bizim en acil görevimiz olmalı. Bizler, burjuva politikalarını reddetmeli; devrimci politika ve işçi sınıfının bağımsız siyasi stratejisi uğruna mücadele etmeliyiz.

IYSSE, bu toplantıya katılan tüm gençleri sosyalizm uğruna mücadeleye girişmeye çağırır. IYSSE’ye katılın.