Fransız demiryolu işçileri bir yol ayrımında

Kumaran Ira ve Alex Lantier
4 Haziran 2018

Demiryolu işçilerinin ezici bir çoğunluğunun Fransa demiryolu reformunu reddetmesinin ardından, Devlet Başkanı Emmanuel Macron’a karşı mücadelenin merkezinde yer alan demiryolu grevi bir yol ayrımında. Fransa Ulusal Demiryolları (SNCF) işçileri, işçiler arasında kemer sıkmaya yönelik derin muhalefeti örneklerken, görüşme halinde oldukları Macron’a yönelik militan işçi muhalefetinden dehşete kapılan sendikalar grevi bitirmeye çalışıyor.

Demiryolu işçilerinin önünde iki açık alternatif bulunuyor. Onlar, ya grevi sendikaların elinden alacak ve grevdeki diğer işçilere çağrı yaparak Macron ile mücadele etmek için bağımsız bir şekilde örgütlenecekler ya da sendikalar, Macron ile görüşme planları doğrultunda, onların mücadelesini boğacak. Macron, demiryollarını özelleştiren ve demiryolu işçilerinin statüsünü kaldıran SNCF reformunu ne pahasına olursa olsun uygulama niyetini daha önce açıkça ortaya koydu.

WSWS, bu bağlamda, işçilere, sendikalardan bağımsız bir şekilde örgütlenmek ve taşımacılık, havayolları, kamu, enerji vb. sektörlerdeki mücadelelerle birleşmek için eylem komiteleri kurmayı önermişti. İleriye giden yol, işçi sınıfının kemer sıkma politikalarını ve Ortadoğu’daki savaşlarını daha önce reddettiği Macron’u alaşağı edecek bir siyasi mücadeledir. Fransa’daki ve dünya çapındaki muazzam toplumsal öfkenin ve mücadele potansiyelinin, Macron’un ve sendika bürokrasisinin gerici manevralarına karşı pratiğe geçirilmesi gerekiyor.

Fransa Demokratik İşçi Konfederasyonu (CFDT), demiryolu işçilerini, Senato 5 Haziran’da reformu oyladığında ve 13 Haziran’da yasa tasarısını Ulusal Meclis’in versiyonu ile uzlaştırdığında greve son vermeye zorluyor. CFDT Genel Sekreteri Laurent Berger, Le Journal du Dimanche’a, grevin sona yaklaştığını söyledi: “Hükümet bizimle bir refom maratonuna girdi. Son 10 kilometredeyiz. CFDT, olabildiğince çabuk bir şekilde grevi bitirmek istiyor.”

UNSA-Demiryolları’nın önderi Roger Dillenseger, Ulusal Özerk Sendikalar Birliği’nin de (UNSA) greve son vermeyi planladığını ve kararını “çok hızlı bir şekilde” vereceğini söyledi.

Fransız sendikal aygıtının geniş kesimlerinin demiryolu grevini boğma girişimi, Jean-Luc Mélenchon’un, işçilerin mücadelelerini tüm sendikaların ve onların müttefiki siyasi partilerin bir koalisyonuna tabi kılacak “yeni bir halk cephesi” kurma çağrılarının iflasını vurgulamaktadır. Bu, işçileri, Macron’un reformlarının pek de gizli olmayan taraftarları olan CFDT gibi hükümet yanlısı sendikaların gündemine zincirleyecektir.

50 yıl önce, Stalinist Genel İşçi Konfederasyonu (CGT), General Charles de Gaulle yönetimini kurtarmak için Grenelle Anlaşması’nı görüşerek, 1968 genel grevine ihanet etmişti. Ancak şimdi, sendikalar, devletle, Grenelle’deki gibi ücret artışları önermek için değil, 20. yüzyılda elde edilmiş sosyal kazanımları tırpanlamak için görüşüyorlar. İşçilerin mücadeleleri artık her yerde yükselir ve öğrenciler üniversite reformlarına karşı harekete geçerken, sendikalar, Macron hükümetini alaşağı etmek üzere topyekün bir siyasi mücadeleye dönüşmelerini engellemek için bu mücadeleleri yalıtmaya ve dağıtmaya çalışıyorlar.

Bu, 1917 Ekim Devrimi’nin Vladimir Lenin ile birlikte önderi olan Lev Troçki’nin 1935 yılında eylem komiteleri çağrısını ileri sürerken yaptığı uyarının önemini vurgulamaktadır.

Troçki, 1936 genel grevinden bir, Ulusal Meclis’in 1940’ta Nazi işbirlikçisi Vichy rejimine tam yetki vermesinden ise beş yıl önce, işçileri, durumun devrimci potansiyeli ve son derece ciddi tehlikeleri konusunda uyarmaya çalışıyordu. O, “mücadele eden kitlelerin devrimci temsilcisi” işlevi görecek eylem komitelerinin gerekli olduğunda ısrar etmişti.

Troçki, şunları yazmıştı:

Fransa’daki en büyük tehlike, kitlelerin devrimci enerjisinin Toulon, Brest ve Limoges gibi ani çıkışlarda, yalıtılmış patlamalarda dağıtılacağı ve ilgisizliğe yol açacağı gerçeğinde yatmaktadır. Şimdiki durumda, kitleleri, Halk Cephesi hükümeti eliyle yukarıdan kutsanacakları ana kadar hareketsiz tutmanın mümkün olduğunu, yalnızca bilinçli hainler ya da umutsuz ahmaklar düşünebilir. Mevcut durumda, grevler, protestolar, sokak çatışmaları, doğrudan ayaklanmalar kesinlikle kaçınılmazdır. Proletarya partisinin görevi, bu hareketleri gemleyip felç etmek değil onları birleştirip mümkün olan en büyük güçle donatmaktır.

Demiryolu işçileri ve diğer işçiler, mücadeleye önderlik etmeleri için sendikalara ve onların müttefiklerine güvenemezler. Onlar, Macron ile görüşürken, düzenledikleri grevlere ihanet etmeye hazırlanıyorlar. CGT ile Dayanışma-Birlik-Demokrasi (SUD) gibi “sınıf mücadeleci” sendikaların rolü, az çok farklı sözcük seçimlerine karşın, özünde CFDT’ninkinden farklı değildir. Onlar, işçilerin moralini bozmaya, Macron’un kemer sıkma politikaları hakkında yanılsamalar yaymaya ve etkisiz sembolik eylemler üzerinden işçilerin militanlığını dağıtmaya çalışıyorlar.

CGT Demiryolları Sendikası’nın (Cheminots) başındaki Laurent Brun, devletin SNCF’nin borcunu üstlenme kararını alkışladı. O, böylece, SNCF’nin devletten ayrılıp özelleştirilmesi ilkesini kabul etti. Cheminots, kendisinin, diğer sendikaların terk ettiği talepler olan, işçilerin statüsünü kurtarmak ve SNCF’nin özelleştirilmesini durdurmak istediğini iddia ediyor. Ancak bu küçük, azınlık sendikası, taleplerini Macron’a dayatmaktan; dahası, işçileri ona karşı bir mücadelede birleştirmekten acizdir.

Mayıs 1968’den 50 yıl sonra, yarım yüzyıllık kemer sıkma ve zenginlere vergi bağışı eliyle tükenmiş olan Fransız kapitalizmi, artık işçilere tavizler önerecek kaynaklara sahip değildir. Bundaki başlıca etmen, küresel kapitalizmin ekonomik ve askeri krizidir. Macron, buna, Fransa’daki sınıf ilişkilerini dönüştürmeye çalışarak, işçileri dilenecek duruma getirerek ve askeri bütçeyi 2018 ile 2024 arasında 300 milyar avro harcayacak şekilde arttırarak karşılık veriyor. O, işçi sınıfına, herhangi bir Grenelle Anlaşması teklif etmeyecek.

Ancak onun Avrupa Birliği ve sendikalar ile birlikte tezgahladığı toplumsal açıdan geriye götürücü politikaları, kaçınılmaz olarak, Fransa ve Avrupa genelindeki işçiler arasında derin muhalefetle karşılaşacak. Belirleyici sorun, kemer sıkmaya ve savaşa karşı mücadeleye girecek olan işçi kitlelerine bağımsız, sosyalist ve devrimci bir örgütlenme ve perspektif götürmek olacaktır.

Sosyalist Eşitlik Partisi (Parti de l’égalité socialiste, PES), işçileri ve gençleri, devam eden mücadeleleri, PES’in sendikalara ve geleneksel partilere alternatifini ve partinin programını tartışmaya çağırıyor. İşçileri ve gençleri, devrimci mücadele perspektiflerini tartışmak ve Mayıs-Haziran 1968 genel grevinin 50. yıldönümünü anmak üzere 3 Haziran’da Paris’te düzenlenecek olan toplantıya katılmaya davet ediyoruz.

WSWS Taşımacılık İşçileri Bülteni’ne kayıt olun

WSWS, taşımacılık işçilerini ve destekleyicilerini, düzenli bilgilendirilmek ve sorularını/yorumlarını iletmek üzere Taşımacılık İşçileri Bülteni’ne abone olmaya çağırır. Buradan kayıt olabilirsiniz.