World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Avrupa Birliği

Yazıcıya hazırla

İsrail, sahte ateşkesin ardından Gazze katliamını yoğunlaştırmaya yemin etti

Bill Van Auken
18 Temmuz 2014
İngilizce’den çeviri (16 Temmuz 2014)

İsrail hükümeti, Hamas’ın, kendisine hiçbir şekilde danışılmamış olan bir ateşkese derhal uymamasını, dar ve yoğun nüfuslu Gazze Şeridi’nde hapsolmuş yaklaşık iki milyon Filistinli’ye karşı tek yanlı savaşını tırmandırmanın bahanesi olarak kullandı.

Salı günkü yeni hava saldırıları, Gazze’deki ölü sayısını 200’e yükseltirken 1.400’den fazla insanın yaralanmasına yol açtı. Bu arada, yanıt olarak Gazze’den fırlatılan ilkel ve çoğu ev yapımı roketler, Salı günü ilk kurbanlarına yol açtı. İsrailli bir sivil, İsrail ile Gazze Şeridi’nin kuzey ucu arasındaki Erez’de olası bir karadan istilaya hazırlanan İsrail birliklerine şeker götürürken, şarapnel parçalarıyla ağır bir şekilde yaralandı.

Salı günkü ölümlerle birlikte, şimdiki İsrail saldırısında ölenlerin sayısı, Gazze’ye karşı 2012’de başlatılmış ve karadan istilaya varmamış olan savaştaki Filistinli kayıplarından daha fazla. Bu, onu, Siyonist rejimin, yoğun nüfuslu Gazze’ye birlikler ve tanklar gönderip yaklaşık 1.500 Filistinli’yi öldürdüğü Dökme Kurşun Operasyonu’nu başlatmasından bu yana bölgeye yönelik olarak gerçekleşen en kanlı saldırı kılıyor.

Birleşmiş Milletler’in verdiği rakamlara göre, şimdiki operasyonda öldürülenlerin yaklaşık yüzde 80’i, aralarında onlarca çocuğun da olduğu sivillerden oluşuyor.

Salı günkü can kayıpları arasında, güneydeki Han Yunis bölgesindeki tarımsal araziye yönelik hava saldırısında ölen yaşlı bir Filistinli ile Gazze kentinin doğusundaki El Zeytun’da insansız hava aracı saldırısında öldürülen 25 yaşında biri de bulunuyor. Jabaliya sığınmacı kampına yönelik bir başka hava saldırısında ise üçü çocuk ve ikisi kadının 10 kişi yaralandı.

Salı günkü sözde ateşkes, İsrailli Başbakan Benjamin Netanyahu hükümeti ile yapılan görüşmelerin ardından, Mısır’daki ABD destekli askeri diktatör Abdel Fatteh El Sisi tarafından tek yanlı olarak ilan edilmişti. Bu ateşkesi medyadan öğrenen Hamas önderlerine ise hiç bir şekilde danışılmamıştı.

“Ateşkes”in, kasıtlı olarak, Hamas’ın reddetmesini ve İsrail’e saldırı için bir bahane sağlamasını garantiye alacak şekilde tasarlanmış olduğu görünüyor. General Sisi, geçen yıl, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi yönetimini devirmiş ve Müslüman Kardeşler’in binlerce destekleyicisinin katledilmesini örgütlemişti. O, on binlerce insan ile birlikte Mursi’yi de hapsetti. Sisi yönetimi, şimdi, Müslüman Kardeşler’in bir kolu olan Hamas’ın ve onunla birlikte binlerce Filistinli’nin kökünü kazıyacağı umuduyla, İsrail’e taktiksel destek sağlıyor.

Ateşkes önerisi, Hamas’ın taleplerine hiçbir göndermede bulunmamasıyla dikkat çekiyordu. Bu talepler, İsrail’in geçtiğimiz aylardaki Batı Şeria’ya yönelik sıkı önlemleri sırasında hapsedilmiş olan yüzlerce Filistinli’nin serbest bırakılmasını; bölgeye yönelik yedi yıllık ablukaya son verilmesini; Mısır ve İsrail tarafından kapatılmış olan sınır kapılarının yeniden açılmasını ve İsrail’in 2012’deki Gazze savaşından sonra Mursi hükümetinin aracılık yaptığı ateşkes anlaşmasına saygı göstermesini içeriyor.

Netanyahu, Salı günkü açıklamalarında, Mısır ile varılan anlaşmanın Gazze’nin “silahsızlandırılması”nı da içereceğinin işaretini verdi.

Salı günü, Hamas önderliği, bu konuda bölünmüş göründü. Hamas’ın önde gelen önderi Musa Abu Marzuk, örgütün Mısır’ın ateşkes manevrası üzerinde “hala görüşüyor” ve “henüz resmi bir tutum almamış” olduğunu söyledi. Ama Hamas’ın askeri kanadı Al Kasım Tugayları, öneriyi bir “teslimiyet” olarak reddetti ve “düşmanla savaş sürüyor ve onun hem acımasızlığı hem de yoğunluğu artacak” açıklamasını yaptı.

Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, Mısır önerisinin koşulsuz kabul edilmesi çağrısı yaparak, Washington ile Tel Aviv’in emrinde biri olarak, alışıldık rolünü oynadı. O, Çarşamba günü, Kahire’de Mısırlı yetkililer ile buluşacak.

Netanyahu, Salı gecesi yayımladığı bir açıklamada, Mısır önerisinin başından itibaren neyi tasarladığını ortaya koydu: “Bunu diplomatik şekilde çözmek daha uygun olurdu ve bizim Mısır’ın ateşkes önerisini kabul ederken yapmaya çalıştığımız buydu. Ama Hamas, bize, ona karşı saldırıyı genişletmekten ve yoğunlaştırmaktan başka bir seçenek bırakmıyor.”

Netanyahu, Tel Aviv’in ateşkesi kabul etmesinin ve Hamas’ın karşı çıkmasının, Gazze katliamının tırmanmasına “uluslararası meşruiyet” kazandıracağında ve kendisinin “uluslararası topluluğun sorumlu üyelerinden tam destek” beklediğinde ısrar etti.

Bu “sorumlu” ulusların başında, elbette, Obama yönetiminin İsrail’e, her bir İsrailli’ye karşılık 200 Filistinli’nin öldüğü bir savaşta mutlak desteğini sürdürme işaretini verdiği ABD geliyor.

Washington’ın tepkisi beklendiği gibi oldu. Dışişleri Bakanı John Kerry, “İsrail ile Mısır’ın bir ateşkes sağlamak için karşılıklı güven içinde çalıştığı bir zamanda” roket atmaya devam etmekle suçladığı Hamas’ı kınadı. “İsrail’in kendisini savunma hakkı var” diyen Kerry, “şiddetin çok daha tırmanacağı” öngörüsünde bulundu. ABD İsrail’in savaşı tırmandırması için meydanı boşaltırken, Kerry’nin ateşkesi desteklemek için Kahire’ye yapacağı planlı bir ziyaret iptal edildi.

İsrail’in, “yurttaşlarının güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri alma hakkı” olduğunu belirten bir açıklamayla Tel Aviv’e açık çek veren Beyaz Saray sözcüsü Josh Earnest de sürmekte olan katliamın bütün suçunu Hamas’a yıktı.

Birleşmiş Milletler’in (BM) Filistinliler’e yarım kuruluşu UNRWA, İsrail’in hava saldırısının şimdiye kadar yol açtığı ölümleri ve yıkımı “çok büyük” olarak betimledi. Yıkım, tüm nüfusun sağlığını tehdit eder şekilde, Gazze’nin su ve kanalizasyon sisteminie yönelik saldırıları da kapsıyor.

UNRWA’nın sözcüsü Sami Mşaska, “Can kaybı ve yıkım gerçekten çok büyük” dedi. Kuruluş, 560’tan fazla evin bütünüyle yıkıldığını ve binlerce binanın ciddi biçimde zarra gördüğünü açıkladı. Bunlar arasında, UNRWA’nın, İsrail saldırıları ve tehditleri nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalmış 17.000 dolayında insanın barındığı 47 hizmet binası da bulunuyor.

İsrail’in, Salı gecesi, kuzeydeki Gazan bölgesinde yaşayan 100.000 dolayında insana, ölümcül saldırıya uğramamak için evlerini terk etmeleri çağrısı yapmasıyla birlikte, bu sayı keskin bir şekilde artacak. Bu uyarılar, ya canice bir psikolojik savaş türü ya da bir kara saldırısına hazırlıktır.

İsrail ordusuna “sonuna kadar devam” ve “harekata İsrail ordusu tüm Gazze Şeridi’ni denetimi altına aldığında son verme” çağrısı yapan İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, savaşçı kavramlar eşliğinde, bu tür bir saldırıya olan desteğini ilan etti. Netanyahu’nun kara saldırısı emri vermekte gecikmesini eleştiren Lieberman, “bu tereddüt bizim aleyhimize işliyor” dedi.

Lübnan’da yayımlanan Al-Akhbar gazetesi, Gazze’nin güneyindeki Han Yunis bölgesinden, ailesi bir İsrail hava saldırısında katledilmiş Yasser adlı bir genç ile yaptığı röportajı yayımladı. Gazete, Yasser’in saldırı sırasında evine girmek üzere olduğunu belirterek, “ama İsrail bombardımanı yanık ve parçalanmış cesetlere dönüştürdüğü ailesini ondan önce yakalamıştı” diye yazıyor.

Haber şöyle devam ediyor:

“Yasser, annesi Bassima’yı (53) ayakları bombalama nedeniyle kopmuş şekilde gördüğünde gözlerine inanamamıştı. O, çılgınca, küçük kardeşlerinin başlarını ve kopmuş organlarını arıyordu. Yasser, büyük bir acı ve üzüntü içinde, Al-Akhbar’a, ‘Bu ölümlerden sonra yaşamın bir anlamı kalmadı. Bu acımasız gerçekliğe nasıl uyum sağlayacağımı bilmiyorum. Yaşamımı ve duygularımı paylaştığım herkes gitti ve ben burada yalnız kaldım’ diyor.

“O şunu merak ediyor: ‘İsrail hükümeti hangi hedeflerine ulaştı? Silahsız sivilleri uykuda öldürmek, Direniş tohumunu kurutacak mı? Tersine, Direniş daha fazla güçlenecek ve biz, Direniş güçlerinden, intikam talep edeceğiz. Ailemin kanı ucuz değil.”

Bu savaş suçları, İsrail toplumunun en azından kimi kesimleri içinde tepkiye yolaçmış durumda. Haaretz’in yazarlarından  Gideon Levy, İsrailli pilotları “hiçbir zaman üzerlerine gelen bir düşman savaş uçağı görmemiş (İsrail Hava Kuvvetleri’nin son hava çatışması, onların çoğu doğmadan önce yaşanmıştı)” bireyler olarak betimleyen bir makale yayımladı.

Levy, makalesinin devamında şunları yazıyordu: “Onlar, hiç bir zaman, kurbanlarının gözlerinin akını ve kırmızı kanını yakından görmediler. Onlar, hava kuvvetleri ve hava savunmaları, bir mayın uçurtmaları bile olmayan, en güçsüz ve en savunmasız insanlara karşı savaşan kahramanlardır... ve onlar, şimdi, en kötü, en zalim, en rezil eylemleri gerçekleştiriyorlar.”

Bu makale, tehditlere ve yazarın bir “hain” olduğu suçlamalarına yol açtı.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır