World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2014/jul2014/isr2-j18.shtml

İsrail’in Gazze’deki savaş suçları dünya çapında öfkeye yolaçıyor

Patrick Martin
18 Temmuz 2014
İngilizce’den çeviri (15 Temmuz 2014)

Gazze’ye yönelik İsrail saldırısı ikinci haftasına girerken, sergilenen vahşete ilişkin giderek daha fazla kanıt ortaya çıkıyor ve bu, tüm dünyada yaygın bir öfkeye yol açıyor.

Avrupa’da ve Kuzey Amerika’da, hala görece küçük olmakla birlikte, Gazze’ye yönelik tek yanlı savaşın canice karakterinin kitleler tarafından giderek daha fazla anlaşıldığını gösteren çok sayıda protesto gösterisi düzenlendi.

İsrail, 7 Temmuz günü Gazze’ye yönelik olarak başlattığı kesintisiz hava saldırısından bu yana, Gazze Şeridi’ne 1.300’den fazla bomba ve füze saldırısı düzenledi ki bu, günde 24 saat, ortalama her dokuz dakikada bir büyük bir patlama anlamına geliyor.

İsrail Güvenlik Kurulu’nun, Mısır yönetimi tarafından öne sürülen bir ateşkes önerisini değerlendirmek için Salı sabahı erken saatlerde toplandığına ilişkin haberlerin ortasında, bu saldırıda herhangi bir yatışma söz konusu değil ve İsrail birlikleri ile tankları, olası bir kara saldırısı için, Gazze sınırında harekata hazır durumda bekliyor.

Hamas ve başka Filistinli gruplar 900’den fazla roket fırlatmış durumda ama onların yolaçtığı zarar, İsrail’inki ile karşılaştırılamaz bile. Bu roketler ilkel ve uzaktan kumandalı değil; onların çoğu açık araziye düştü ve tek bir İsrailli bile ölmedi. Her İsrail bombası ve füzesi ise, mil kare başına 10.000 kişi ile dünyanın en yoğun nüfuslu yerlerinden biri olan Gazze’de bir insan hedef alıyor.

Gazze’deki Filistinliler arasındaki ölü sayısı, bu yazının yazıldığı Pazartesi günü, 185’in üstüne çıkmıştı. Ölenlerin büyük çoğunluğu, Filistinli silahlı grupların savaşçıları değil; en az 50’si çocuk olan sivillerdir. Yine, en az 1.200 Gazzeli yaralanmış durumda.

İsrail ordusu da, Gazze’deki son saldırının başlamasından bu yana, Batı Şeria’daki ilk kurbanını aldı. Askerler, Batı Şeria’nın güneyindeki Samua köyünde, 21 yaşındaki Filistinli Münir Ahmed Hamdan El Badarin’i vurarak öldürdüler. Onun “suçu”, Gazze savaşına karşı bir protestoya katılmak ve geçmekte olan İsrail araçlarına taş atmaktı.

Filistinli sığınmacılara yardımcı olan Birleşmiş Milletler Yardım ve İmar Kuruluşu’nun Gazze’deki Genel Komiseri Pierre Krähenbühl, Pazartesi günü, gazetecilere, Gazze Şeridi’ndeki şiddetin artması ile onun Filistinli sığınmacılar dahil, siviller üzerindeki insani ve fiziksel maliyeti karşısında “telaşa kapılmış ve etkilenmiş” olduğunu anlattı. Krähenbühl, İsrail’e, “sivillere ve sivil altyapıya yönelen ya da onları tehlikeye sokan, uluslararası insani hukuka aykırı saldırılara son verme” çağrısı yaptı.

Uluslararası yasalara göre savaş suçu oluşturan çok sayıda ürkütücü olay haber yapılmış durumda. Aşağıdaki olgular, İsrail de dahil, dünya medyasında yaygın şekilde yer aldı:

* İsrail, Gazze’nin kuzeyindeki Cabaliya’da, engellilerin tedavi gördüğü bir merkezi bombaladı ve bir hemşire ile üç engelliyi öldürdü. Diğerleri patlamadan dolayı ağır şekilde yandı. Beit Lahiya’daki bir engelli evine yönelik saldırıda da iki kişi öldürüldü ve dört kişi yaralandı.

* Bir kahvede Dünya Kupası yarı final maçını seyreden sekiz Filistinli, bir İsrail hava saldırısında öldürüldü. Kahve, özellikle Ramazan ayı sırasında halkın iftar sonrasında gitmeyi tercih ettiği bilinen bir toplanma yeriydi.

* İsrail savaş uçakları, defalarca, Hamas ve İslami Cihad yetkililerinin ailelerini hedef aldılar. Gazze polis şefini öldürmek amacıyla gerçekleşen saldırılarda, Beyt Hanun’da Hamad ailesinin beş üyesi; Kawara ailesinden, biri 8 diğeri 13 yaşıında iki çocuk dahil, sekiz kişi ve El Tayş ailesinden 17 kişi öldürüldü.

* Gazze kentindeki El Wafa Rehabilitasyon Hastanesi’nin müdürü Basman Alaşi’nin aktardığına göre, İsrail hava saldırıları, Cuma günü, beş kez bu hastaneyi vurdu. Saldırılarda, hastanedeki 30 hastanın ihtiyacını karşılayan çatıdaki su depoları da imha edildi.

* Hava saldırılarında 1.000’den fazla evin imha edildi ya da ağır zarar gördü ki bu, İsrail’in, Cenevre Sözleşmeleri’ne aykırı bir şekilde, Gazze’deki sivil halkı kasıtlı olarak hedef aldığının açık bir kanıtıdır.

* Hava saldırılarında yaralananların durumu, İsrail ve Mısır tarafından uygulanan Gazze’ye tıbbi malzeme girişini sınırlama politikası eliyle daha da tehlikeye girmiş durumda. Doktorlar ve tıbbi yardım çalışanları, çok sayıda hastanedeki temel ilaçların şimdiden tükenmeye başladığını ve bombardımanın 10 gün daha sürmesinin bir felaket olacağını söylüyorlar. İsrail ablukası, yakıt olmadığı için etkili bir ilkyardım hizmeti sunamayan ambulansları da etkiliyor.

* Çok sayıda Filistinli’nin, bütün ailenin ortadan kalkması riskini göze alarak bir araya geldiği binalara yönelik olarak Cumartesi gecesi boyunca süren onlarca saldırıdan birinde, Gazze’nin merkezindeki El Nuseyrat semtindeki bir cami imha edildi.

* Filistinli gazeteci Hamid Şehab, 9 Temmuz’da, bir İsrail füzesinin, sürmekte olduğu ve büyük kırmızı harflerle “TV” diye işaretlenmiş arabasına isabet etmesi sonucunda yandı. Şehab, Medya 24 adlı yerel bir medya kuruluşunda çalışıyordu. Filistin Gazeteciler Sendikası, bu cinayeti, “Filistinli gazetecileri işgal suçlarını ve Gazze Şeridi’ne yönelik toplu cezalandırmayı göstermekten vazgeçirmeye yönelik kasıtlı ve planlı” bir eylem olarak kınadı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün Gazze’deki misyonunun başkanı Mahmud Dahir, Al Cezire’ye, “Hastanelerin ve sağlık tesislerinin vurulması, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Dünya Sağlık Örgütü, bütün tarafları sağlık merkezlerini korumaya ve onları çatışmanın dışında tutmaya çağırıyor.” dedi.

İsrail yönetiminin kayıpları azaltmayı amaçlayan kimi eylemlerdeki ısrarı dahi, uluslararası yasalara göre savaş suçu oluşturmaktadır. Örneğin, İsrail ordusu, 13 Temmuz günü, Gazze’nin kuzeyine, yakında gerçekleşecek büyük bir askeri harekattan dolayı halka bölgeyi terk etme uyarısı yapan binlerce bildiri attı. Sonuçta, 17.000 insan bölgeden kaçtı. Bu, sivillerin, yaşamları karşılığında teröristçe tehditlerle kasten yerinden yurdundan edilmesidir.

En tepedekine kadar, İsrailli yetkililer, Gazze’deki sivil hedeflere yönelik kasıtlı saldırılarını gizleme yönünde herhangi bir çaba harcamıyorlar. Pazar günü Amerikan ABC televiyon kanalına bir röportaj veren Başbakan Benjamin Netanyahu, öfkeyle saçmalayarak, kendi işlemiş olduğu suçlardan Hamas’ı sorumlu tutmaya kalkıştı: “Camilerde gizlenen kim? Hamas. Hastanelere kim cephane yerleştiriyor? Hamas. Komuta merkezlerini yerleşim alanlarına ve çocuk yuvalarının yakınlarına yerleştiren kim? Hamas. Hamas Gazze’de yaşayanları canlı kalkan olarak kullanıyor ve bu, Gazze’deki sivillere felaket getiriyor.”

Tersine, Netanyahu, tam da bu sözcüklerle, camileri, hastaneleri, konutları ve çocuk yuvalarını kasıtlı olarak hedef aldığını itiraf etmektedir. Bu video kaydı, bir savaş suçları mahkemesinde kanıt olmalıydı.

İsrail basınında bile, Gazze’deki zulmün boyutlarına ilişkin rahatsız edici bir tartışma yaşanıyor. Ha’aretz’in, sözcükleri özenle seçilmiş bir makalesi, “İsrail Gazze’de savaş suçları işliyor mu?” başlığını taşıyor. Makalenin, İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin eylemlerinin ayrıntılı bir değerlendirmesinin ardından vardığı sonuç, ihtiyatlı bir “evet”.

Yorumda şöyle deniyor: “Unutmayalım ki yasaklanmış olan, yalnızca kasten sivilleri hedeflemek değil. Askeri hedeflerin yanı sıra, doğası gereği ayrımsız bir şekilde sivillere ya da sivil objelere zarar veren saldırılar da yasaktır... Gazze’de ölenlerinin çoğunun siviller olduğunu gösteren veriler, sivillerin ne şekilde öldüğüne ilişkin kimi haberlerle birleştirildiğinde, İsrail’in, bazıları savaş suçları olarak tanımlanabilecek yasaklanmış eylemler gerçekleştirmiş olduğu olasılığını ortaya koymaktadır. Bu olayların sayısı, onları ‘yanlış’ ya da ‘hata’ argümanlarıyla bağışlamayı son derece zorlaştırıyor.”

Makale, yukarıda değinilen, Dünya Kupası maçı sırasında bir kahvenin bombalanması ile Hamas görevlilerinin tüm ailelerinin ortadan kaldırılması da dahil, çok sayıda olaydan bahsederek devam ediyor ve isabetli bir soru soruyor: “İsrail, İsrail Silahlı Kuvvetleri’ndeki bir tabur komutanının sivil konutuna yönelen ve orada yaşayan sivilleri öldüren bir saldırı konusunda ne derdi? Eğer böyle bir saldırı yasadışı ise, o halde Gazze’de yapılanlar da öyledir.”

İsrail’in savaş suçlarına ilişkin her türlü tartışma üzerinde etkili bir yasağın olduğu tek bir yer var: ABD’deki şirketlerin kontrolündeki medya.



Telif Hakkı 1998-2009, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır