World Socialist Web Site (www.wsws.org)

www.wsws.org/tr/2015/nov2015/tppa-n20.shtml

TPP’ye ve Çin’e karşı savaş yönelimine karşı çıkın!

Sosyalist Eşitlik Grubu (Yeni Zelanda)
20 Kasım 2015
İngilizce’den çeviri (13 Kasım 2015)

Sosyalist Eşitlik Grubu (Yeni Zelanda), bu açıklamayı, 14 Kasım Cumartesi günü, Wellington ve Auckland’daki “Bu Bizim Geleceğimiz” toplantılarında dağıtmak üzere hazırladı.

Sosyalist Eşitlik Grubu (SEG), ABD’nin önderlik ettiği yıllarca süren gizli görüşmelerin ardından geçtiğimiz ay kabul edilen ve Japonya, Avustralya, Brunei, Şili, Malezya, Peru, Singapur, Vietnam, Meksika, Kanada ve Yeni Zelanda’yı kapsayan Pasifik Ötesi Ortaklığı’na (TPP) kesin bir şekilde karşı çıkar.

ABD emperyalizmi, TPP’yi, yaşamsal Hint-Pasifik bölgesindeki hakimiyetini güçlendirmeyi amaçlayan “Asya’ya dönüş”ünün parçası olarak dayatmıştır. Anlaşmanın onaylanmasında ısrar eden Başkan Barack Obama, açıkça, “TPP, Amerika’nın 21. yüzyıldaki kuralları yazacağı anlamına gelmektedir… Ve eğer bu anlaşma geçmezse (eğer bu kuralları Amerika yazmazsa), o zaman Çin gibi ülkeler yazacaktır.” diye ilan etti.

TPP, Çin’in, Amerikan ekonomik ve stratejik çıkarlarına eksiksiz tabi olmasından başka bir şeyi hedeflemeyen bir ABD stratejisinin ekonomik mızrakbaşıdır. TPP, ABD’nin bölge genelindeki askeri yığınağıyla, müttefiklerini güçlendirmesiyle ve Çin’e karşı savaş hazırlıklarını hızlandırmasıyla el ele gitmektedir.

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Nisan ayında, anlaşma, Asya’daki “nüfuzumuzu ve önderliğimizi sağlamlaştırmak adına benim için bir başka uçak gemisi kadar önemli”ydi diye belirttiğinde, açıkça, TPP ile Pentagon’un savaş planları arasında bağlantı kurmuştu. Kendi tarihsel gerilemesiyle karşılaşan ABD, Asya’da “kuralları yazabilmeyi” garantiye almak için askeri güç kullanmaya sürükleniyor. Onun Çin’e yönelik pervasız provokasyonları, en son Çin’in Güney Çin Denizi’nde hak iddia ettiği bölgeye savaş gemisi göndererek meydan okumasında [olduğu gibi], iki nükleer silahlı güç arasında savaş tehdidi yaratıyor.

TPP’nin, aynı zamanda, bölge genelindeki işçiler için yıkıcı ekonomik sonuçları olacaktır. TPP, çevre koruması, demokratik haklar ve sosyal hizmetler dahil olmak üzere, kar etmenin önündeki engelleri kaldıracaktır. Yatırımcılar ile devlet arasındaki uyuşmazlıkları çözmeye yönelik hükümler, şirketlere, ulusal düzenlemelerin karlarını düşürmesi durumunda uluslararası mahkemelerde hükümetlere karşı dava açma imkanı tanıyacak. İlaçların maliyeti, daha güçlü patent korumaları ve çok uluslu ilaç şirketlerinin tekel gücünü sağlamlaştıran diğer hükümlerle birlikte, artacak.

Sosyalist Eşitlik Grubu’nun TPP’ye karşı çıkışının, “Bu Bizim Geleceğimiz” protestolarını örgütleyenlerin ulusalcı ve korumacı perspektifiyle hiçbir ortak yanı yoktur. Bizler, yaşam standartlarını savunmanın ve savaş yönelimini durdurmanın tek yolunun, bölgedeki ve uluslararası ölçekteki işçi sınıfını, kemer sıkma politikalarının ve savaşın kaynağı olan kapitalizmi ortadan kaldırmak üzere sosyalist bir perspektif temelinde birleştirmek olduğunda ısrar ediyoruz.

“Bu Bizim Geleceğimiz” protestolarını destekleyenler arasında Sendikalar Konseyi (CTU), Yeşiller, Maori milliyetçisi Mana Partisi ve açıkça sağcı Maori Partisi bulunuyor. Asyalı karşıtı yabancı düşmanı Önce Yeni Zelanda Partisi de TPP’ye karşı çıkıyor.

Bu örgütlerin hiçbiri emekçilerin çıkarlarını temsil etmemektedir. Onlar, TPP eliyle köşeye sıkıştırılmaktan korkan ve korumacı politikalar çağrısında bulunan, Yeni Zelanda iş dünyasının rekabet gücü daha az kesimleri adına konuşuyorlar. Eğer TPP’nin, Yeni Zelandalı bütün kapitalistlerin çıkarına olduğu gösterilebilseydi, bu partiler onu cansiperane destekleyecekti.

Yeşiller’in Eş Başkanı James Shaw, Ulusal Parti önderliğindeki hükümeti, “[ülkeyi] yerelin çıkarları pahasına yabancı şirketlerin çıkarına yönetmek”le suçlandığında, onların tümü adına konuşmuştu. Mana Partisi ve hükümet ortağı olan Maori Partisi, artan yabancı sermayeyi Maori kabile esaslı işletmelerine bir tehdit olarak görüyor.

Sendikalar Konseyi (CTU), Yeni Zelanda hükümetinin ve şirketlerinin, ülke dışındaki benzerlerinden daha iyi olduğu yalanını destekliyor. CTU, web sitesinde, kendisinin “TPP’ye, ulusal çıkarlara uygun olduğu gözükmediği sürece karşı” olduğunu söylüyor. Aynı yerde, “[anlaşmanın] ilerideki Yeni Zelanda hükümetlerini emekçilerin çıkarına işler yapmaktan alıkoyacağından endişe edildiği” iddia ediliyor.

Ne sahtekarlık! Sendikalar, kitlesel işten çıkarmalara ve piyasa yanlısı yeniden yapılanmaya yönelik direnişi bastırmak için, otuz yıldır “ulusal çıkarlar” adına İşçi Partisi ve Ulusal Parti hükümetleri ve büyük şirketler ile birlikte çalışmıştır. En büyük özel sektör sendikası E Tu, şu anda, madencilik şirketi Solid Enerji’de, New Zealand Steel’de ve NZ Post’ta binlerce kişilik işten çıkarmaları dayatıyor.

Toplumsal eşitsizlik ve yoksulluk hızla yükselmiştir. Sosyal Gelişme Bakanlığı’nın bir araştırması, toplumun en yoksul yüzde 10’unun en üstündeki bir hane halkının, 2013’te, vergiler ve barınma maliyetleri düşüldüğünde sadece 10.300 dolar kazandığını gösteriyor ki bu, 1982’ye göre yüzde 8’lik bir gerilemedir. Yeni Zelanda’nın zenginler listesinde olanlar her yıl servetlerini arttırmaya devam ederken, şu anda, dörtte biri çocuk olmak üzere en az 800.000 insan yoksulluk içinde yaşıyor.

“Bu Bizim Geleceğimiz” kampanyası, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, TPP’nin, Çin’e karşı savaş için ABD yığınağındaki rolü konusunda bütünüyle sessizdir. TPP karşıtı protestoları destekleyen aynı partiler, ABD’nin savaş yönelimiyle sıkıca iç içe geçmiş olan Çinli karşıtı yabancı düşmanlığını teşvik etmişlerdir. İşçi Partisi ve Önce Yeni Zelanda Partisi ile birlikte, Mana Partisi, barınma fiyatlarının artması, iş kayıpları ve diğer sosyal sorunlardan dolayı Çinli göçmenleri ve yatırımcıları günah keçisi ilan ettiler.

Tüm siyaset kurumu, Yeni Zelanda emperyalizminin Pasifik’teki yağmacı yeni-sömürgeci çıkarlarına Washington’ın desteğini güvence altına almanın aracı olarak, ABD askeri ittifakını ve Yeni Zelanda’nın ABD savaş planlarına entegre olmasını desteklemektedir.

Ulusal Parti, Yeni Zelanda’nın, ABD kuvvetleriyle birlikte, birlikleri Pasifik’teki savaşa hazırlamayı amaçlayan ve halen Güney Katipo’yu da kapsayacak şekilde Güney Adası’nda devam etmekte olan askeri tatbikatlara katılımını arttırmıştır. Edward Snowden tarafından bu yılın başında sızdırılan belgeler, Yeni Zelanda Hükümeti İletişim Güvenlik Bürosu’nun (GCSB), ABD Ulusal Güvenlik Kurumu (NSA) adına Çin’in gözetlenmesinde oynadığı hayati rolü ortaya koymuştu.

Sosyalist Eşitlik Grubu, savaşa ve kemer sıkmaya karşı mücadelenin, Yeni Zelanda’daki, Asya’daki ve tüm dünyadaki işçi sınıfının sosyalist bir perspektif üzerine kurulu birliğine dayanmak zorunda olduğunda ısrar eder. Bizler, işçileri ve gençliği, işçi sınıfını şu ya da bu şekilde Yeni Zelanda egemen sınıfına tabi kılan ve işçileri uluslararası sınıf kardeşlerinden ayıran milliyetçiliğin ve şovenizmin bütün biçimlerini reddetmeye çağırıyoruz.

İşçi sınıfının, dünyanın akıldışı bir şekilde rakip ulus devletlere bölünmüşlüğüyle birlikte, savaşın ve sömürünün kaynağı olan kapitalist sistemi ortadan kaldırmak üzere birleşik küresel bir hareketi inşa etmesi gerekmektedir. Tarihsel olarak miadını doldurmuş bu sistemin yerini, bir avuç zenginin karları değil insan ihtiyaçlarını karşılama üzerine kurulu, planlı sosyalist bir dünya ekonomisi almalıdır.



Telif Hakkı 1998-2015, Dünya Sosyalist Web Sitesi, Bütün hakları saklıdır