World Socialist Web Site


Bugün Yeni
Olanlar

Haber ve Analiz
Tarih
Sanat Eleştirisi
Polemikler
Bilim
Bildiriler
Röportajlar
Okur Mektupları

Arşiv

DSWS Hakkında
DEUK Hakkında
Yardım

DİĞER DİLLER
İngilizce

Almanca
Fransızca
İtalyanca
İspanyolca
Portekizce
Lehçe
Çekce
Rusça
Sırp-Hırvat dili
Endonezyaca
Singalaca
Tamilce


ANA BAŞLIKLAR

Dünya ekonomik krizi, kapitalizmin başarısızlığı ve sosyalizmin gerekliliği
SEP/DSWS/TEUÖ bölgesel konferanslarında kabul edilen karar önergesi

Bush, Türkiye’ye Irak’ta PKK’ya saldırması için yeşil ışık yaktı
Türk-Kürt çatışmasındaki tarihsel ve siyasi sorunlar

Asya’da tsunami: neden hiçbir uyarı yapılmadı

Mehring Books’tan yeni bir kitap: Amerikan Demokrasisinin Krizi: 2000 ve 2004 Başkanlık seçimleri

Livio Maitan (1923-2004):
eleştirel bir değerlendirme

  DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz

Yazıcıya hazırla

Seçimlere bir hafta kala muhafazakarlar ile Syriza başa baş gidiyor

Alex Lantier
17 Eylül 2015
İngilizce’den çeviri (14 Eylül 2015)

Geçtiğimiz ay istifa ettiği zaman eski başbakan Alexis Tsipras tarafından 20 Eylül olarak belirlenen erken seçimden bir hafta önce, muhafazakar Yeni Demokrasi (ND) anketlerde yükseliyor. MRB’nin bir anketi, şimdi, Tsipras’ın Syriza’sının (Radikal Sol Koalisyon), ND’nin yalnızca yüzde 25,9’a yüzde 25,5 önünde olduğunu gösterdi. Diğer üç anket, Syriza ile ND arasında yüzde birden daha az bir fark kaldığını gösterdi.

Yunanistan’da olanlar, Syriza’nın, Avrupa Birliği tarafından dayatılan kemer sıkma politikalarına son verme yönündeki seçim sözlerine sefil ihanetinin ilk siyasi sonuçlarıdır. Syriza, sekiz ay önce, Ocak ayında, büyüyen bir öğrenci protestoları ve grev dalgasıyla karşı karşıya olan iki yıllık gözden düşmüş ND hükümetinin ardından iktidara gelmişti. Kitlesel muhalefet karşısında bir diğer AB kemer sıkma paketini uygulamakta tereddüt eden ND, bunun yerine yeni seçimler için çağrı yapmıştı.

Syriza’nın Ocak ayındaki seçim zaferi ve AB kemer sıkma paketine karşı 5 Temmuz referandumundaki ezici “hayır” oyu, arkasında CIA’in olduğu 1967-1974 Yunan askeri cuntasının destekleyicilerinin mirasçısı, mali sermayenin nefret edilen bir aracı olan ND’ye darbeler indirmiş gibi görünüyordu. Referandumdan sonra, eski başbakan Antonis Samaras, ND başkanlığından istifa etmek zorunda olduğunu hissetti.

Bununla birlikte, Syriza’nın ayrıcalıklı orta sınıf tabanı içindeki AB desteğini yansıtan işçi karşıtı politikaları, her bir adımda, ND’nin yeniden toparlanmasına fırsat verdi. Syriza, önce, Şubat ayında, mevcut AB kemer sıkma memorandumunu uzatmak için bir anlaşma imzaladı. Daha sonra, 13 Temmuz’da, 5 Temmuz referandumunun sonucunu tanımadı ve Berlin tarafından dayatılan, milyarlarca avroluk eşi görülmemiş bir AB kemer sıkma - kurtarma paketini uygulamaya koydu.

Medya, Tsipras’ın 27 Ağustos’ta istifa etmesinin ardından, onun ND’ye göre hala daha popüler olduğu için erken seçim çağrısı yaptığı yorumunda bulunmuştu. Tsipras’ın, kemer sıkma önlemleri halkı vurmaya ve halk desteğinin altını oymaya başlamadan önce ve parlamentodaki çoğunluğunu kurtarma paketine yönelik halk muhalefetiyle karşı karşıya gelmeden güçlendirme umuduyla, bir manevra olarak erken seçim çağrısı yaptığı iddia edilmişti.

Bununla birlikte, seçmenler, sözde bir “radikal sol” hükümet tarafından dayatılan ciddi emeklilik maaşı kesintilerini, vergi oranlarındaki artışları ve diğer sosyal saldırıları dikkatle izlerken, Syriza kan kaybetmeye başladı. İşçi sınıfı içindeki kemer sıkmaya yönelik ezici muhalefet, bu seçimlerde ya da Yunan siyaset kurumunun hiçbir kesiminde ifadesini bulmamaktadır. ND’nin seçimle ilgili yeniden canlanması, işçi sınıfının içinde bulunduğu bu açmazın bir dışavurumudur.

Hem Syriza’nın hem de ND’nin AB kemer sıkma paketini savunan kampanyalar yürütmesiyle birlikte, iki parti arasında ayrım yapacak pek bir şey kalmadı. Syriza’nın, ND’nin AB kemer sıkma programını dayatmadaki gerici siciline yönelik eleştirileri, kendisi her zamankinden daha acımasız bir kurtarma paketini uyguladığı için, herhangi bir inandırıcılıktan yoksun.

Tsipras, dün [13 Eylül], Ethnos gazetesinde, “Yeni Demokrasi, [Almanya Maliye Bakanı] Bay Schäuble’in Avrupa’sıyla birlikte. Biz, toplumsal bir değişim ve neo-liberal doktrinlerden kopmayı arzulayan güçlerle birlikteyiz.” açıklamasını yaptı. 

Tsipras yalnızca “Bay Schäuble’nin Avrupa’sıyla birlikte” olmakla kalmamaktadır. O, işçi sınıfı yararına bir “toplumsal değişim”i ya da serbest piyasa politikalarının reddedilmesini görmeye, ND’den daha arzulu değildir. O, açık bir şekilde kemer sıkma ve AB yanlısı bir kampanya yürütüyor. Tsipras, bir hafta önce, Syriza’nın yeniden seçilmesi halinde, krizden çıkmak için “tek yol” diye adlandırdığı, imzalamış olduğu AB kemer sıkma paketine uyacağını söyledi.

Gerçek şu ki, çeşitli eğilimlerden ekonomistlerin hazırladıkları raporlar, paketin, yalnızca, bir başka yıkıcı ekonomik çöküşü kışkırtacağını ortaya koyuyor. Son emeklilik kesintileri, özellikle de, gençliğin çoğunun işsiz olduğu ve birçok ailenin sadece emeklilik maaşlarına bağlı yaşadığı bir ülkede, halk kitlelerini aşırı yoksulluğa sürükleyecektir. Milyonlarca Yunanlının açlık içinde yaşadığı ve Yunanistan’ın evsiz nüfusunun beş yıllık kemer sıkma politikaları sürecinde hızla arttığı bir ortamda, Tsipras’ın paketinin önemli sayıda insanın ölümüne yol açacağından hiç kuşkunuz olmasın.

Stalinist Yunanistan Komünist Partisi’nin (KKE) ve Panagiotis Lafazanis önderliğinde Syriza’dan kopan Halk Birliği’nin iflası da ND’nin yükselişini besliyor. Bu, yedi aday (Tsipras, Yeni Demokrasi’den Meimarakis, AB yanlısı Potami [Nehir] partisinden Stavros Theodorakis, PASOK’tan Fofi Gennimata, aşırı sağcı Bağımsız Yunanlılar’dan Panos Kammenos, Halk Birliği’nden Lafazanis ve KKE’nin önderi Dimitris Koutsoumbas) arasındaki çekişmede belli oldu.

Lafazanis, partisinin, Syriza’nın AB kemer sıkma programına yönelik ilk muhalefetini sürdürmekte ısrar ettiği için “dürüst” olduğunu iddia etti. O, ardından, kemer sıkmanın bir ulusal para birimine dönme yoluyla önlenebileceğini iddia ederek, devlet giderlerini ödemek için Yunan darphanesinden çalınan para kaynakları hakkında espri yaptı.

Lafazanis, Syriza’nın kemer sıkma önlemlerine, en az Tsipras kadar dahil olmuştur. Lafazanis ve onun Syriza’daki hizbi, Tsipras’ın kemer sıkma paketinin Syriza’nın Merkez Komitesi’nde oylanması çağrısı yapmayı reddederek, yasasının geçmesini güvence altına almaya çalışmıştı. Onun hizbi, Syriza’dan, ancak, Tsipras’ın onların Yunanistan parlamentosuna yeniden seçilmesini engellemek istediği belli olduğunda ayrıldı.

Lafazanis’i ve Halk Birliği’ni Syriza’dan ayrılmadan önce Tsipras’ın müttefikleri olmakla eleştiren [KKE’nin önderi] Koutsoumbas, bundan yararlanmaya çalıştı. Bununla birlikte, Koutsoumbas, çok geçmeden, Halk Birliği’ne katılan ve uzun süredir Syriza’nın üyesi olan Manolis Glezos’u övmeye başladı ve “cihatçılar” hakkında uyarıda bulunan ve Lafazanis’i bir “Rusya aşığı” olmakla suçlayan sert bir milliyetçi sözlü saldırı başlattı.

ND, bu gösteriden, açık bir şekilde güçlenerek çıktı. Meimarakis, geçtiğimiz hafta, kazanması durumunda kenara çekileceğini ve başbakanlık görevini bir başkasına (profesyonel bir siyasetçi olmayan öne çıkan bir kişiliğe) önereceğini vurgulayarak, hala, seçmenleri kendisine oy vermeleri için ikna etmeye çalışıyordu. Bununla birlikte, o, Cumartesi günü, ilk kez, ND’nin ana grubu olacağı bir hükümete fiilen başkanlık etmeyi deneyeceğini belirtti.

Bir ND-Syriza hükümeti kurulması önerisini kabul etmediği için Tsipras’a çıkışan Meimarakis, “Açıkçası, ben başbakan olacağım ve eğer Tsipras istemezse diğer güçlere sesleneceğim” dedi. Meimarakis, Tsipras “dışarıda kalmak ve taş atmaya başlamak mı istiyor” diye sordu ve ekledi: “Biz ileriye mi yoksa geriye mi gitmek istiyoruz? İşbirliği ile mi küstahlıkla mı? Gerçeklerle mi yalanlarla mı?”

Bu basmakalıp sözler, yine de, Syriza’nın vaatlerinin yalanlar olarak teşhir olduğu ve halk kitleleri için solda hiçbir alternatifin görünür olmadığı koşullarda, puan kazanmak için yeterlidir. 

Bir ND yetkilisi, Londra’daki Financial Times’a, önceden “ikinci sınıf bir parti emektarı” olarak görülen Meimarakis’in, “Tsipras’a karşı en iyi silahımız” olarak ortaya çıkarak ND’yi kendine getirdiğini söyledi.

20 Eylül’deki seçimden kim galip olarak çıkarsa çıksın, işçi sınıfının karşısına amansız bir düşman olarak çıkacak. Can alıcı siyasi konu, ister Syriza isterse ND önderlik etsin, bankerlerin hükümetine karşı işçi sınıfının bağımsız siyasi seferberliği olacaktır.

 

Sayfanın başı

Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.



Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır