ABD-Türkiye gerilimleri YPG’yi silahlandırma planı üzerinden artıyor

Bill Van Auken
13 Mayıs 2017

ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın Suriyeli Kürt milis gücü Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) doğrudan silahlandırma yetkisi verdiğini duyurması, önümüzdeki hafta Beyaz Saray’ı ziyaret etmesi planlanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetinden öfkeli protestolara yol açtı.

Pentagon, YPG’nin IŞİD’i kuzeydeki Rakka kentinden çıkarma harekatında Suriye’de karada güvenilir bir ABD vekili işlevi görebilecek tek güç olduğuna karar vermiş durumda. CIA’in rejim değişikliği savaşında desteklemiş olduğu Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) büyük ölçüde dağılmış ve El Kaide’nin Suriye kolunun ve benzeri grupların hakimiyetine girmişken, ABD, kentin, Washington’ın devirmeye çalıştığı Suriye hükümetine bağlı güçler tarafından geri alınmasına karşı çıkıyor.

Washington, daha önce, Obama yönetiminde, Kürt milislere, YPG’yi ve çok daha küçük bir Suriyeli Sünni Arap grubu içeren Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üzerinden dolaylı olarak silah akıtmıştı. Ayrıca, ABD’nin yüzlerce özel operasyon askeri, Kürt milislere yardım ve eğitim sağlamak için Suriye’ye konuşlandırılmış durumda.

Pentagon yetkililerine göre, ABD ordusu, yeni plan doğrultusunda, YPG’ye silah, mühimmat, makineli tüfek, zırhlı araç ve teknik donanım gönderecek. ABD ordusunun Bağdat’taki sözcüsü Albay John Dorrian, silah sevkiyatlarının önceden hazırlanmış olduğunu ve Kürt milislere “çok hızlı bir şekilde” teslim edilebileceğini söyledi.

Erdoğan hükümetinin görüşü, YPG’nin, Türkiye içinde otuz yıldır kesintili bir gerilla savaşı yürüten yasadışı Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) bir kolunu temsil ettiği yönünde. Yalnızca Ankara değil ama aynı zamanda Washington ve AB de PKK’yi bir “terör örgütü” olarak niteliyor.

AKP hükümeti, altı yıldan uzun süredir devam eden rejim değişikliği savaşında İslamcı “asiler”i destekleyerek ortaya çıkmasında büyük bir rol oynadığı Suriye’deki krizin, güney sınırında özerk bir Kürt bölgesinin oluşmasına yol açacağından korkuyor. Erdoğan, geçtiğimiz yıl, IŞİD ile savaşma bahanesi altında ama asıl olarak kuzey Suriye’deki doğu ve batı Kürt kantonlarının birleşmesini engellemek amacıyla, orduya Suriye’ye girme emri vermişti.

En son 25 Nisan’da, Türk savaş uçakları Suriye’nin kuzeyindeki YPG mevzilerine karşı hava saldırıları gerçekleştirmiş ve en az 20 Kürt savaşçıyı öldürmüştü. Washington saldırıyı kınamış ve TSK ile YPG arasında bir tampon işlevi görmek üzere Stryker zırhlı araçlarıyla donanmış yüzlerce ABD askeri konuşlandırarak karşılık vermişti.

Washington ile Ankara arasındaki gerilimin seviyesi, cumhurbaşkanı başdanışmanı İlnur Çevik’in geçtiğimiz hafta verdiği bir radyo röportajında, eğer YPG ve ABD özel kuvvet danışmanları “fazla ileri giderlerse bizimkiler öyle Amerikanların zırhlıları ordaymış… Bir bakarsın kazara birkaç roket de onlara isabet eder.” uyarısında bulunmuştu.

16 Mayıs’ta Washington’a gelmesi beklenen Erdoğan, ABD’nin YPG’yi silahlandırma kararıyla Türkiye’nin “sabrı tükendi” dedi ve ekledi: “Müttefiklerimizin terör örgütlerinin yanında değil, bizim yanımızda yer alacağına inanmak istiyoruz.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise Çarşamba günü Karadağ’a ziyareti sırasında gazetecilere, “YPG ve PKK ikisi de terör örgütüdür, hiçbir farkı yoktur. Sadece adı farklıdır ve bunların eline geçen her silah, Türkiye'ye yönelik bir tehdittir.” diye konuştu.

Bu arada, ana burjuva muhalefet partisi CHP, ABD kararının Türkiye’yi “güç bir durum”a sokmuş olduğunu belirterek, Erdoğan’ı Washington ziyaretini “yeniden düşünme”ye çağırdı.

Kararın duyurulduğu gün Erdoğan’ın kurmaylarının (Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve diğerleri) Washington’da olması, Türk hükümetinin Trump yönetiminin kararı üzerinden aşağılanmasını şiddetlendirdi. Söz konusu üç yetkili ABD’li mevkidaşları ve Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı Orgeneral H.R. McMaster ile görüşmeler düzenlemişti.

Washington Post, Çarşamba günü, adı açıklanmayan bir Türk yetkilinin, hava saldırılarının yoğunlaşabileceğini belirtirken, yetkililerin “Trump yönetimine… Türkiye’nin askeri harekat yapma hakkını saklı tuttuğu mesajını” ilettiğini söylediğini aktardı.

YPG’nin doğrudan silahlandırılması kararının açıklanmasından sadece birkaç gün önce Türkiye’de olan ABD Savunma Bakanı James Mattis, Ankara’dan gelen protestoları ciddiye almadı. Mattis, Litvanya’ya ziyareti sırasında, “Tüm kaygıları gidereceğiz” dedi ve ekledi: “Güney sınırındaki güvenliğini desteklemek için Türkiye ile yakın çalışmalar içinde olacağız. Orası Avrupa’nın güney sınırı ve sıkı bağlantı içinde olacağız.”

Wall Street Journal, Çarşamba günü, Mattis’in Türkiye’nin güvenliğine destekten neyi kastettiğinin somut bir kanıtını sağladı. Gazete, ABD’nin, “Türk yetkililere Kürdistan İşçi Partisi’ni (PKK) daha iyi tespit etme ve izleme konusunda yardım etmek için” Ankara’daki CIA ve diğer ABD istihbarat kurumları tarafından yönetilen bir istihbarat birleştirme merkezinin kapasitesini arttırıyor olduğunu bildirdi. Habere göre, plan, merkezin kapasitesini iki katına çıkaracak, bu arada insansız hava araçları ve başka ABD istihbarat varlıkları sağlayacak.

Böylece, ABD istihbaratı, hem komşu Irak’taki hem de Türkiye’deki Kürt militanları ele geçirmek ve öldürmek için Erdoğan’ın otoriter yönetimine yardımcı olacak. Aynı kaynakların, YPG güçleri Rakka’daki görevlerini tamamlar tamamlamaz onların peşine düşmek için de sağlanacağına inanmak için her türlü nedeni var.

Pentagon’un, ABD’nin Irak ile Suriye’deki müdahalelerinin ürünü olan IŞİD’e karşı şimdi YPG’ye bel bağlaması, ABD emperyalizminin istilalar, bombardıman harekatları ve rejim değişikliği savaşları yoluyla Ortadoğu’ya egemenliğini dayatma yönündeki uzun süreli ve kanlı harekatında, sadece geçici taktiksel bir girişimdir.