Suriye hükümetinin saldırısı ABD askeri müdahalesi çağrılarını kışkırtıyor

Jordan Shilton
26 Şubat 2018

Suriye hükümeti güçleri, son günlerde, İslamcı asilerden geri almak amacıyla Doğu Guta’ya bir saldırı başlattı. ABD’deki medya kuruluşları, Washington’ın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmeyi ve Şam’da ABD kuklası bir rejim kurmayı amaçlayan yasadışı askeri müdahalesini genişletmeye çağırmak ve bunu meşrulaştırmak için, şiddetin tırmanmasına sarıldılar.

Rus uçakları tarafından desteklenen Suriye uçakları, son günlerde bölge üzerinde birbiri ardına hava saldırıları düzenledi. Britanya merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin bir raporuna göre, 60’tan fazlası çocuk 270 kadar sivilin öldürülmüş olduğu iddia ediliyor. Varil bombalarının atılmasını da kapsayan hava saldırıları hastanelere ve diğer kritik altyapıya zarar verdi. Sınır Tanımayan Doktorlar, binalarından 13’ünün vurulduğunu söyledi.

Doğu Guta, çatışma boyunca İslamcı gruplar tarafından bir askeri üs olarak kullanıldı. İslamcılar, Şam’da hükümetin denetiminde bulunan semtleri düzenli olarak top ateşine tutuyorlar. En son saldırı sırasında da, sadece Salı günü en az 12 kişiyi öldüren ve onlarca kişiyi yaralayan topçu saldırılarına devam ettiler.

Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları grupları sivil ölümlerini kınayan ve ateşkes çağrısı yapan açıklamalar yayınladılar. Birleşmiş Milletler yetkilileri, son üç ayda yalnızca bir yardım kamyonunun ulaştığı Guta’daki yaşam koşullarını “cehennem gibi” diye betimlediler.

ABD şirket medyası, kendine has ahlaki çifte standartları ve apaçık ikiyüzlülüğüyle, hükümetin saldırısı hakkında ayrıntılı yayın yaptı. Bundaki açık amaç, Suriye savaşının, milyonlarca insanın yaşamını riske atabilecek şekilde tırmandırılmasına kamuoyu desteği yaratmaktır.

Washington Post Guta’dan bir dizi görüntüyü içeren bir makale yayınlarken, başlıca haber kaynaklarının internette yayınladığı makalelerin yanı sıra katliama ilişkin videolar da yaygın şekilde dolaşıma sokuldu.

“Yüksek tirajlı saygın gazete” New York Times, uzun bir makalede, Esad güçlerinin “merhamet göstermeyeceği”ni ilan etti ve Guta’ya yönelik saldırıyı, “yıllardır” Suriye’deki “en ölümcül” saldırı olarak tanımladı.

Bu, gerçeği ters yüz etmektedir. Çatışmanın başlamasından beri Suriye’deki ve Irak’taki en kanlı ve ölümcül saldırılar, ABD ve vekilleri tarafından gerçekleştirilmiştir. 400.000’i aşkın yaşama mal olan iç savaş, Washington tarafından yedi yıl önce Şam’da rejim değişikliği gerçekleştirmek için kasten kışkırtılmıştı.

Irak’ın kuzeyindeki Musul kentini IŞİD’den geri almak üzere altı aydan uzun süren yıkıcı hava ve kara saldırısında, ılımlı tahminler, sivil ölü sayısını 5.000 ile 10.000 arasında vermişlerdi. Bir Iraklının vahşi saldırıda 40.000 kişinin öldürüldüğünü tahmin ettiği diğer haberlere göre, kayıplar çok daha yüksekti. Birçok kişi, ABD askerlerinin yaklaşık 1,5 milyon kişiye ev sahipliği yapan kente yönelik ayrım gözetmeyen topçu ateşi sırasında katledilmişti.

Musul’a yönelik bombardıman tüm şiddetiyle devam ederken, ABD Başkanı Trump, Obama’nın ABD ordusuna Irak ile Suriye’de uyguladığı sınırlı kısıtlamaların kaldırıldığını duyurdu. Bu, hava saldırılarının şiddetlenmesine ve sivil ölümlerinde keskin bir artışa yol açtı. Mart 2017’de Musul’a yönelik tek bir saldırıda, ABD uçakları 300 dolayında Iraklıyı öldürmüştü ki bu sayı, Esad güçlerinin şu anki saldırısında öldürüldüğü iddia edilen insan sayısından fazladır.

Ayrıca, ABD’nin etkin bir şekilde uluslararası hukuka göre yasaklanmış olan beyaz fosfor bombası kullandığına ilişkin kanıtlar ortaya çıkmıştı.

Savaş geçtiğimiz yaz Rakka’ya kaydığında, ABD savaş uçakları yerleşim yerlerine yüksek güçlü patlayıcılar atarak her hafta 100’den fazla masum sivilin ölümüne yol açtı. Sonunda, Washington, İran’ın Suriye’nin doğusundaki denetimini pekiştirmesini ve Tahran’dan Şam’a uzanan bir kara koridoru açmasını engelleme biçimindeki daha kapsamlı stratejik hedefleri doğrultusunda, binlerce IŞİD savaşçısına Esad yanlısı güçler ile çatışabilmeleri için Rakka’dan çıkma izni verdi.

Uluslararası insan hakları gruplarının savaş suçu olarak eleştirdiği bu utanç verici olaylar sırasında, New York Times ve egemen çevrelerin diğer medya sözcüleri, savaş bölgesinden gelen görüntülerin ve videoların yanı sıra sivil ölümlerine ilişkin haberleri gizlemekle kalmamış, hava saldırıları düzenlemedeki sözde sınırlaması için ABD ordusunu övmüşlerdi.

Guta üzerine medya çığırtkanlığı, onu canavar bir diktatöre karşı insani bir mücadele olarak resmederek ABD’nin savaşına destek sağlama amaçlı uzun bir propaganda kampanyasındaki yalnızca son adımdır. Rus hava kuvvetlerince desteklenen Esad rejimi Halep’i geri almak üzere 2016 sonunda uzun süreli bir saldırı başlattığında, politikacılar ve medya, cihatçıların topçu ateşi sonucunda kentin hükümet denetimindeki bölümlerinde meydana gelen ölümlere ilişkin tüm haberleri sistematik olarak önemsiz gibi gösterir ya da örtbas ederken, Esad’ı ve Rusya’yı sivil ölümlerine yol açtıkları için savaş suçu işlemekle suçlamışlardı. El Kaide’nin Suriye kolunu da içeren İslamcıların sonunda Halep’ten çekilmesi, ABD emperyalizmi için önemli bir yenilgiyi temsil etmişti.

En son savaş kışkırtıcısı medya kampanyası, Suriye çatışmasının daha da patlayıcı hale geldiği koşullarda gerçekleşiyor. Enerji zengini Ortadoğu’da rakiplerine karşı tartışmasız egemenlik sağlama peşinde koşan Washington, Suriye’deki müdahalesini son aylarda tırmandırmış durumda. ABD savaş uçakları, 7 Şubat’ta Esad yanlısı güçlerin konvoyuna yönelik bir hava saldırısında, söylendiğine göre Rus paralı askerleri de kapsayan yüzlerce kişiyi öldürdü. Washington, Esad güçlerinin Suriye’nin doğusundaki enerji kaynaklarını geri almasını engellemek için IŞİD artıkları ile işbirliği yapıyor.

Rusya Ortadoğu’daki başlıca müttefiki olan Şam’ı desteklemeyi sürdürüyor ki bu, dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasında doğrudan bir askeri çatışma tehlikesinin son derece yüksek olmaya devam ettiği anlamına geliyor.

Washington, Tahran’ı sınırlama ve onunla topyekün bir savaşa hazırlanma biçimindeki daha kapsamlı bir stratejinin parçası olarak, İran’ın Suriye’deki etkisini geri püskürtmeye de kararlı. Bu, 10 Şubat’ta, Suriye’ye son otuz yıl içinde yaptığı en büyük hava saldırısında ülkedeki İran üslerini hedef alan İsrail’i, çatışmaya yönelik müdahalesini arttırmaya teşvik etti.

Suriye’nin kuzeyinde, Esad’ın, hükümet yanlısı milisleri YPG’yi Türk birliklerinin istilasına karşı desteklemek üzere Afrin’e sevk etmesinin ardından, son günlerde savaşta yeni bir cephe açılmış gibi görünüyor. Türkiye, güney sınırında Kürtlerin denetiminde bir bölgenin ortaya çıkmasını engellemek için müdahale ediyor ve YPG’yi eğitmek ve birlikte operasyon yürütmek için Menbiç’e konuşlanmış olan ABD özel kuvvetleri ile bir çatışma riskini gündeme getirecek şekilde, doğudaki kente doğru ilerleme tehdidinde bulunuyor. Rusya, Suriye’deki elini kuvvetlendirmek için iki NATO müttefiki arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanma umuduyla Türk harekatına örtülü destek verdi.

Dolayısıyla, ABD’nin Suriye çatışmasındaki müdahalesinin tırmanması, hızla büyük güçleri karşıt taraflarda içine çekecek bölgesel bir savaşı kışkırtabilir. Guta’daki olaylar üzerinden en histerik şekilde uluyan bazı medya uzmanları, böylesi bir gelişmeyi desteklemeye hazırlar ve gerçekte onun çağrısını yapıyorlar.

Jonathan Freedland, Britanya’daki Guardian gazetesinde “Suriye’deki katliam bizi öfkelendirmeli. Oysa hala sadece omuz silkiyoruz” başlıklı bir köşe yazısında, Esad’ın geçtiğimiz yılın Nisan ayında kimyasal silah kullandığına ilişkin CIA’in uydurduğu suçlamaların “yalnızca” “sınırlı bir ABD güdümlü füze saldırısı”na yol açmış olmasından yakınıyordu. Freedland, kaygı verici bir şekilde, “Bizim Rusya’ya, İran’a ve Suriye’ye şimdiye kadar göndermiş olduğumuz tek mesaj, sessiz bir omuz silkmedir. Eğer katliamın durmasını istiyorsak, bunu söylememiz gerekiyor.”

Bu tür bir çatışma olasılığı, sözde liberal gazetecilerin fantazisi değildir ve ABD emperyalizmi tarafından aktif bir şekilde hazırlanmaktadır. Trump yönetimi, daha geçtiğimiz ay, büyük güç rekabetinin ABD’ye yönelik başlıca ulusal güvenlik tehdidi oluşturduğunu açıkça kabul etti. Washington, ayrıca, zaten ülkede olan 2.000’den fazla ABD askerini desteklemek için Suriye’de ağırlıklı olarak YPG milislerinden oluşan 30.000 kişilik bir sınır gücü oluşturacağını duyurdu.

Bu ayın başında, Pentagon’un, Suriye’de ve Irak’ta savaş yürütmek için 1,8 milyar dolar değerinde silah talebinde bulunduğu açığa çıktı. Bu rakam, ABD’nin 2017’deki Ortadoğu operasyonlarının tüm silah bütçesinden yüzde 20 daha fazla.