Batı Virginia’daki öğretmenlerin başkaldırısı

6 Mart 2018

Batı Virginia’daki 30.000 öğretmeninin ve devlet okulu çalışanının artık yedinci gününe giren grevi, tüm işçi sınıfının acil ve aktif desteğine gerek duyuyor. Öğretmenlerin mücadele ettiği sorunlar herkesi kapsıyor: gerileyen ücretler, kötüleşen toplumsal altyapı, kamu eğitimine yönelik saldırı, giderek artan toplumsal eşitsizlik ve artan sağlık hizmeti maliyetleri.

Öğretmenlerin, sendikalar ile eyaletin milyarder valisi Jim Justice arasında kapalı kapılar arkasında hazırlanan anlaşmayı reddetmesi, Amerikalı Öğretmenler Federasyonu’na, Ulusal Eğitim Birliği’ne ve onların eyalet şubelerine vurulmuş bir darbedir. Sendikalar, mücadelenin başından itibaren, muhalefeti bastırmaya, sınırlamaya ve Demokratik Parti ile eyalet meclisi üyelerine yapılan sonuçsuz çağrılara yönlendirmeye çalıştılar. Bu manevralar, Justice ile yapılan, öğretmenlerin temel taleplerinden hiçbirini karşılamayan ve işbaşı yapma talimatının eşlik ettiği anlaşma ile doruk noktasına ulaşmıştı.

Çarşamba günü, öğretmenler, eyalet başkentinde kendiliğinden toplantılar düzenlediler ve mücadelelerini sona erdirmeleri için yapılan çağrıyı reddetme kararı aldılar. Bölge bölge her okul semtinde yapılan oylamalar aynı sonuca vardı: grev devam edecek; okullar kapalı kalacak.

Perşembe günü, grev oylamaları nedeniyle kapalı okulları gösteren harita

 

Öğretmenlerin başlıca talebi, onların ve kamu çalışanlarının sağlık hizmetlerini yöneten Kamu Çalışanları Sigorta Kurumu’nun (PEIA) tam finanse edilmesidir. Sağlık hizmeti masraflarının giderek artan bir kısmını işçilerin sırtına yükleme çabası, hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler tarafından desteklenen ulusal politikanın bir parçasıdır. Sağlık hizmetlerine erişimi kısıtlama dolayımıyla işçi sınıfının ortalama yaşam süresini düşürme yönünde kasıtlı bir çaba söz konusu. Bu, toplumsal krizden beslenen opioid uyuşturucu salgını merkezi Appalachia’da özellikle yıkıcı bir biçim alan bir saldırıdır.

Öğretmenlere çok büyük bir baskı uygulanıyor. Sendika bürokrasisi, grevi sona erdirmek için, para cezası tehditlerine ve eyaletin mahkeme emirlerine bel bağlıyor. Bunlara, eyalet meclisindeki başka manevralar eşlik ediyor. Ancak bu grev, doğrudan sonucu ne olursa olsun, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sınıf mücadelesinde bir kabarmanın başlangıcına işaret ediyor.

Batı Virginia’daki olaylar, ABD’de giderek büyüyen işçi sınıfı militanlığının çok sayıda işaretiyle çakışıyor. Arizona, Oklahoma, Dallas, Pittsburgh ve Minneapolis öğretmenleri ile Oklahoma otobüs şoförleri grev çağrıları yapıyor. Pazartesi günü, Los Angeles okul yemekhanesi işçileri, otobüs şoförleri ve bekçiler arasında bir grev yetkisi oylaması yapılacak. Batı Virginia’daki yüzlerce Frontier iletişim işçisi, toplu sözleşmelerinin cumartesi günü sona ermesinin ardından greve gidebilir. Otomotiv işçileri, şirket yöneticilerinden rüşvet alan sendika yetkililerinin dayattığı toplu sözleşmelerin geçersiz sayılmasını istiyor.

ABD sınırlarının ötesinde, bu yıl, Almanya’daki ve Türkiye’deki metal işçilerinin grevleri ve toplu sözleşme mücadeleleri; Fransa’daki havayolu çalışanlarının ve Britanya’daki öğretim üyelerinin grevleri gerçekleşti. Çek Cumhuriyeti’nde, Skoda otomotiv işçileri grev tehdidinde bulunuyor. İran’da, Tunus’ta, Fas’ta, Yunanistan’da ve başka ülkelerde işçi protestoları patlak verdi.

Sınıf mücadelesinin canlanması, temel siyasi konuları gündeme getiriyor. Bu canlanma, ilk olarak, Demokratik Parti’nin ve onu çevreleyen orta sınıf örgütlerin yükselttiği, toplumdaki temel bölünmelerin ırk ve toplumsal cinsiyet olduğu iddiasını çürütmektedir.

Demokratların “acınasılar sepeti”ne terk ettiği ve ırkçı ve gerici diye iftira attığı Appalachia’daki işçiler, tüm diğer bölünmeleri aşan sınıfsal meseleler uğruna mücadele ediyorlar. Grev, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, politikalarının ırk-toplumsal cinsiyet-cinsellik çerçevesi ile çelişen kolektif işçi mücadelelerine içgüdüsel olarak düşman olan sahte sol örgütler tarafından adeta görmezden geliniyor.

İkincisi, direnişin büyümesi, işçileri, onlarca yıldır sömürüye yönelik her türlü muhalefeti bastırmak için çalışmış olan sendikal aygıt ile doğrudan çatışma içine sokuyor.

Batı Virginia öğretmenlerinin başkaldırmasından sadece bir gün önce, Amerikan Eyalet, İlçe ve Belediye Çalışanları Federasyonu’nun (AFSCME) bir avukatı, sendikaların dayandığı ilkeyi açık bir şekilde dile getirmişti. David Frederick, Janus v. AFSCME davasında Yüksek Mahkeme önündeki sözlü yargılamada, “sendikal güvenlik, grev yapmamanın karşılığıdır.” dedi. O, sendikaların istikrarını güvence altına alan mali mekanizmaların olmaması durumunda, “ülke genelinde muazzam işçi grevleri” olacağını söyledi.

Sendikalar, “işçi örgütleri” olmak şöyle dursun, sınıf mücadelesinin bastırılmasında kritik öneme sahip mekanizmalardır. İşçilerin çıkarlarını savunma yönünde bir hareket, yeni örgütlerin; bizzat işçiler tarafından demokratik olarak denetlenen ve yönetilen fabrika, işyeri ve mahalle komitelerinin kurulmasını gerektirmektedir.

Üçüncüsü, her ayrı mücadele, destek tabanını genişletme ve işçi sınıfının daha geniş kesimlerini kapsama zorunluluğunu gündeme getirmektedir. Batı Virginia’daki para cezası ve mahkeme emri tehdidine, kömür madencilerinin, kamu çalışanlarının, fabrika işçilerinin, sağlık çalışanlarının, öğrencilerin ve gençlerin seferberliği yoluyla karşı çıkılmalıdır. Egemen sınıfa ve ajanlarına karşı koyma gereksinimi, doğrudan doğruya bir genel grev talebini gündeme getirmektedir.

Dördüncüsü, işçilerin mücadeleleri, onları, yalnızca şu ya da bu işverenle değil; kapitalist egemen sınıfın siyasi araçları olan Demokratik ve Cumhuriyetçi partilerle ve tüm devlet aygıtıyla doğrudan çatışma içine sokmaktadır. Öğretmenlerin ücretlerinin ve sosyal haklarının toplu sözleşme görüşmeleri üzerinden değil ama eyalet yönetimi tarafından belirlendiği Batı Virginia’da, çatışma yakındır.

İşçi sınıfının tüm kesimlerinin mücadeleleri aynı temel soruyu gündeme getiriyor: Kim yönetecek? Toplumsal ve ekonomik politikayı kimlerin çıkarları belirleyecek? Her iki büyük şirket partisini kontrol eden şirket ve mali sektör seçkinlerinin çıkarları mı; yoksa toplumun tüm servetini üreten ama her yerde sömürülüp ezilen, halkın ezici çoğunluğunu oluşturan işçilerin çıkarları mı? İşçi sınıfının siyasi iktidarı ele geçirmesi ve kapitalist kar sisteminin yıkılması, her sınıf mücadelesinin mantığına içkindir.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, geçtiğimiz yıl yaptığı “Saray darbesi mi, sınıf mücadelesi mi” başlıklı açıklamada, kapitalist egemen seçkinler içinde dış politika konularına odaklanan ve giderek sertleşen çatışmaların yanı sıra, “Egemen sınıf ile halkın her türlü toplumsal sıkıntıya katlanan ve siyasi yaşamdan tümüyle dışlanan geniş kitlesi, işçi sınıfı arasında ... tamamen farklı bir çatışma gelişiyor.” diye belirtmişti.

Bu çatışma, artık açığa çıkmaya başlıyor. Dünya kapitalizminin ve emperyalizminin merkezi Amerika Birleşik Devletleri’nde işçi sınıfı mücadelesinin canlanması, politikayı uluslararası ölçekte altüst edecektir. O, kapitalist egemen seçkinlerin tüm hesaplarını ve planlarını bozacak; ulusal şovenizmin etkisini son derece zayıflatacak ve bir uluslararası sınıf dayanışması duygusunu besleyecektir. Bu canlanma, eşitsizlik, baskı, emperyalist savaş ve otoriter yönetim ile mücadele etmek için bir yol arayan işçi kitleleri için yeni bir çekim merkezi yaratacaktır.

Dünya Sosyalist Web Sitesi, hükümet ve şirket sansürüne rağmen, Batı Virginia’daki öğretmenler arasında kitlesel bir izleyici kitlesi kazandı. Batı Virginia’daki satışı reddetme çağrımız, eyalet genelindeki binlerce öğretmene ulaştı. Sosyalist Eşitlik Partisi’nin ve Toplumsal Eşitlik İçin Uluslararası Gençlik ve Öğrenciler’in görevi, işçi sınıfının tüm kesimleri içinde öğretmenlere desteği genişletmek, grevci işçilerin sınıf bilincini arttırmak, mücadelenin gündeme getirdiği siyasi konuları açıklığa kavuşturmak ve bu grev ile sadece ABD’de değil ama tüm dünyada kapitalizme karşı ve sosyalizm uğruna mücadele arasındaki bağlantıyı açıklamaktır.

Joseph Kishore