Pentagon raporu, ABD’nin topyekün savaş hazırlıklarını gösteriyor

Andre Damon
13 Ekim 2018

ABD, geçtiğimiz iki haftada, medyada neredeyse hiç yer bulmasa da, dünyadaki en büyük ikinci ve üçüncü nükleer güçler olan Rusya ve Çin ile açık askeri çatışmaya ciddi ölçüde yaklaştı.

3 Ekim’de, ABD, Soğuk Savaş’tan beri ilk kez, Rusya topraklarına doğrudan saldırma tehdidinde bulundu. ABD’nin NATO Temsilcisi Kay Bailey Hutchison, Rusya’yı, güdümlü nükleer füze geliştirerek Orta Menzilli Nükleer Güçler (INF) antlaşmasını ihlal etmekle suçladı ve Washington’ın bu silahı bir ABD saldırısı ile “imha etmeye” hazırlandığını söyledi.

Bu açıklama, bir Çin savaş gemisinin, Güney Çin Denizi’nde sözde bir “denizcilik özgürlüğü” operasyonu gerçekleştiren bir ABD muhribi ile bir çarpışma rotası belirleyip Amerikan gemisini çarpışmayı ve potansiyel olarak onlarca yıldır Pasifik’teki en amansız askeri çatışmayı önlemek için manevra yapmaya zorlamasından sadece üç gün sonra geldi.

Bu tür tüyler ürpertici olayların arkasında yatan şey, Amerika Birleşik Devletleri’nin, bir “eşdüzey” düşman ile büyük bir savaşa girmek üzere Amerikan ekonomisini yeniden yapılandırmak için ciddi, uzun vadeli hazırlıklara girişiyor olmasıdır. Bu, Amerikan ekonomik, toplumsal ve siyasal yaşamında radikal değişiklikler gerektirmektedir.

Pentagon’un Cuma günü yayınladığı, “Amerika Birleşik Devletleri’nin İmalat ve Savunma Sanayisi Temelinin ve Tedarik Zinciri Esnekliğinin Değerlendirilmesi ve Güçlendirilmesi” başlıklı 146 sayfalık belgenin temel içeriği budur. Belge, Washington’ın, sadece yalıtılmış bölgesel çatışmalara değil ama daha çok, olası ulusal otarşi koşullarında Rusya’ya ve Çin’e karşı büyük çaplı, uzun vadeli bir savaşa hazırlandığını açıkça ortaya koyuyor.

Martin çalışanları, Teksas, Fort Worth’taki F-35 Yıldırım II Ortak Saldırı Uçağı üretim hattında çalışıyor [Kaynak: Savunma Bakanlığı Yönetim Sözleşmesi Kurumu]

Belge, Amerikan ekonomisinin büyük çaplı bir yeniden yapılanmasının, ABD ordusunun bir “eşdüzey düşman”a karşı “bu akşam savaşmaya” hazır olma biçiminde belirlenmiş hedefine ulaşması için gerekli olacağını netleştirdi. Belge, ABD’nin kendisini “büyük güç rekabeti”ne göre yenilemesi gerektiğini ilan etti.

Rapor, “Amerika’nın imalat ve savunma sanayisi temeli”nin, “askerlerimizin bağlı olduğu platformu ve sistemleri” yarattığını söylüyor. Bu blok, sadece hükümeti değil ama hem özel sektörü hem de “Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) kuruluşları”nı ve “akademik kurumları” kapsıyor.

Belge, şu uyarıda bulunuyor: “Amerikan imalatının son yirmi yıldır aşınması… ABD’li üreticilerin ulusal güvenlik gereksinimlerini karşılama beceresini zayıflatma tehdidi oluşturuyor. Bugün, bazı ürünler için tek iç kaynağa ve diğerleri için dış tedarik zincirlerine bel bağlıyoruz ve içeride, orduya belirli bir amaç için üretilen parçaları üretememe olasılığı ile karşı karşıyayız.”

Bu stratejik eksikliği doğrulayan rapor, “enerjik bir iç imalat sektörüne destek, sağlam bir savunma sanayisi temeli ve esnek tedarik zincirleri, ulusal bir önceliktir” sonucuna varıyor.

Rapor, doğrudan Çin’i hedef alıyor ve şunları belirtiyor: “Çin’in ekonomik stratejileri, diğer ulusların sanayi politikalarına olumsuz etkileri ile birlikte, ABD’nin sanayi temeline ciddi tehditler doğuruyor ve dolayısıyla, ABD’nin ulusal güvenliğine büyüyen bir risk oluşturuyor.”

Başka bir ifadeyle, ABD’nin imalat alanındaki egemenliğinin arttırılması, askeri egemenliğini arttırma açısından yaşamsaldır.

Ağır sanayinin korunması, yönetimin, ABD’nin karlılığının çok büyük bir kısmının kaynağı olan yüksek teknoloji sektörünü koruma çabalarıyla birlikte ilerliyor.

Raporun belirttiği gibi, “Çin Komünist Partisi’nin başlıca sanayi girişimlerinden biri olan Çin Malı 2025, yapay zekayı, kuantum hesaplamayı, robot teknolojisini, kendi kendini idare eden ve yeni enerji araçlarını, yüksek performanslı tıbbi cihazları, yüksek teknolojili gemi parçalarını ve ulusal savunma açısından kritik diğer gelişen sanayileri hedefliyor.”

Belge, “Çin’in Ar-Ge harcamaları, hızla, ABD’ninkine yaklaşıyor ve büyük olasılıkla, yakın gelecekteki bir zamanda eşit seviyeye ulaşacak” uyarısında bulunuyor ve Çinli üretici DJI’nin ticari uzaktan kumandalı uçak piyasasına hakim olduğu gerçeğine işaret ediyor.

Pentagon’un ABD’nin yüksek teknoloji sektörünü koruma ve genişletme planları, yönetimin Çinli öğrencilerin ABD üniversitelerine kabulünü vize kısıtlamaları yoluyla sınırlama çabalarına desteğini kapsıyor. Rapor, “ABD’deki STEM [Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik] mezunlarının” yaklaşık yüzde 25’inin “Çin uyruklu olması”ndan yakınıyor ve ekliyor: “Amerikan üniversiteleri, Çin’in ekonomik ve askeri yükselişinin başlıca sağlayıcılarıdır.”

Başka bir ifadeyle, belgedeki vizyon, ABD’nin en son ulusal güvenlik stratejisinde özetlenen görüşün somut ifadesidir. Söz konusu strateji, “ulusal gücün çeşitli unsurlarının (diplomasi, enformasyon, ekonomi, finans, istihbarat, kolluk gücü ve ordu) kusursuz bütünleşmesi” çağrısı yapıyordu.

Bu denklemin önemli bir unsuru, son nesil silah sistemlerini geliştirmek üzere kazançlı Pentagon sözleşmeleri için kapışan Amerikan kurumsal teknoloji sektörüdür. Onlar, bu yüklü ödemeler ve uluslararası rakiplerinden saldırgan biçimde korunmaları karşılığında, Google’ın sızan bir iç yazışmasının, ABD ordusunun ve istihbarat kurumlarının talepleriyle işbirliği içinde “sansüre doğru kayma” yönündeki çağrısını uygulamak için sıkı bir şekilde çalışıyorlar.

Devletin baskı aygıtı ile gitgide daha güçlenen tekeller arasındaki bu artan kaynaşmanın mantığı, “topyekün savaş” ile başlıca anayasal güvencelerin etkin biçimde anlamsız hale getirildiği “totaliter” bir toplum arasındaki gerekli ilişkidir.

Bu tür önlemlerin başlıca hedefi, sınıf mücadelesinin “ulusal güvenliği” destekleme adına zor yoluyla bastırılması olacaktır. ABD militarizminin küresel tırmanışı, sınıf mücadelesindeki büyük yükseliş ile kesişmektedir. Güçlü işgücü Amerika’nın sadece sanayi temelini değil ama savaş dönemi ekonomisinin azımsanmayacak bölümlerini de felce uğratabilecek olan lojistik devi UPS’deki işçilerin toplu sözleşme tavizlerini reddetmesi, bunun en son örneğidir.