Karl Marx’ın mezarı faşistlerin saldırısına uğradı

Chris Marsden
21 Şubat 2019

Sosyalist Eşitlik Partisi (SEP), Karl Marx'ın Londra Highgate Mezarlığı'nda bulunan mezarına yapılan korkakça zarar verme eylemini mahkum eder.

Cuma gecesi, Marx'ın büyük bronz büstünü destekleyen granit kaideye, komünizm karşıtı sloganlar yazıldı. Bu, faşistlerin son iki hafta içindeki ikinci saldırısıdır.

Karl Marx’ın son saldırıdan sonra zarar görmüş mezarı (Fotoğraf: Highgate Mezarlığı)


Marx’ın, “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin” ve “Filozoflar dünyayı sadece çeşitli biçimlerde yorumladılar ama asıl mesele, onu değiştirmektir” gibi ölümsüz sözlerini içeren altın rengi yazıtlar üzerine, büyük kırmızı harflerle, “Bolşevik Soykırım Anıtı” yazısını da içeren sloganlar yazıldı.

Boya siliniyor ancak mezarlık bahçesiyle ilgilenen bahçıvanların 4 Şubat’ta bildirdiği bir önceki saldırı, özgün mezartaşının parçaların tahrip etti. Bu mezartaşı, Marx tarafından, 1881 yılında ölen sevgili eşi Jenny von Westphalen için satın alınmış ve 1883 yılında Marx’ın da gömülmesinden sonra oraya yerleştirilmişti. 1954 yılında, Karl’ın ve Jenny’nin naaşları çıkarıldı ve doğu mezarlığında daha belirgin bir yere taşındı. Bu mezar taşı da, 1956 yılında yapılan anıta dahil edildi.

Marx’ın adını yok etmeye çalışan ilk saldırıda, mermer mezar taşına metal bir cisim ya da çekiç ile vurulmuş olduğu sanılıyor. Highgate Mezarlığı Vakfı Dostları Genel Müdürü Ian Dungavell, anıtın, uzmanlar tarafından onarılsa bile, “bir daha asla aynı olamayacağını” söyledi.

Mezarın, ilk saldırı sırasında kırılan mermer mezar taşı

Bu kültürel barbarlık eylemleri ile ilgili hiçbir tutuklama gerçekleştirilmedi. 1999 yılından beri birinci sınıf tarihi eser olarak kabul edilen mezarda hiçbir güvenlik kamerası bulunmuyor.

Highgate Mezarlığı yönetimi, en son saldırıyı “Anlamsız. Aptalca. Cahil,” olarak adlandırdı. Fakat bu saldırı, bundan daha fazlasıdır. Bu, Marx’a mezarını bile hedef olarak görecek kadar korku ve nefretle bakan aşırı sağcı pislikler tarafından işlenen, siyasi dürtülü bir suçtur. 1970’li yıllarda meydana son büyük saldırıda, anıtın tamamını havaya uçurmak için yapılan bir girişim başarısız olsa da, bir boru bombası büstün yüzüne zarar vermişti. Geçtiğimiz on yıllarda, grafitiyle ve gamalı haçlarla boyamayı içeren daha küçük vandalizm eylemleri de yaşandı.

Mezarın, onarımı başladıktan sonra, Pazar günü çekilen fotoğrafı

Highgate Mezarlığı saldırısı, aşırı sağ güçlerin, bitmek bilmeyen komünizm karşıtı resmi propaganda eliyle nasıl teşvik edildiğinin sadece en son örneğidir. Örneğin, aşırı sağcı Breitbart News web sitesinde komünizm ve Musevi karşıtı motifler ile dolu bir haber, hem ABD’den hem de Britanya’dan gelen kirli ve faşizan cevaplar yağmuruna yol açtı.

Marx’ın mezarının tahrip edilmesi, yalnızca, bütün dünyadaki siyasi gericilerin, Frederick Engels’in haklı olarak dünyadaki “yaşayan en büyük düşünür” olarak nitelendirdiği adamın fikirlerinden korktuğu gerçeğini doğrulamaktadır. Sadece geçtiğimiz hafta içinde, Belçika’da, Fransa’da, Portekiz’de, Güney Afrika’da, Almanya’da ve ABD’de büyük grevlerin patlamasına tanık olunmuştur.

Dünya Sosyalist Web Sitesi Uluslararası Yayın Kurulu Başkanı David North’un, Ocak 2018’de yayınlanan makalesinde belirttiği gibi: 2018 yılı (Marx’ın doğumunun 200. yıldönümü), her şeyden önce, tüm dünyada, toplumsal gerilimlerde devasa bir yoğunlaşma ve sınıf çatışmasında bir tırmanma eliyle karakterize edilecek. Onlarca yıldır, özellikle de Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağıtılmasından bu yana, işçi sınıfının kapitalist sömürüye karşı direnişi bastırıldı. Ancak kapitalist sistemin temel çelişkileri (küresel ölçekte birbirine bağlı bir ekonomi ile zamanını doldurmuş burjuva ulus devlet sistemi; milyarlarca insanın emeğini kapsayan dünya çapında bir toplumsal üretim ağı ile üretim araçlarının özel mülkiyeti ve toplumun temel gereksinimleri ile bencil bireysel kapitalist para kazanma çıkarları arasındaki çelişkiler), artık hızla kapitalizme yönelik kitlesel işçi sınıfı muhalefetinin daha fazla bastırılmasının mümkün olmadığı bir noktaya yaklaşıyor.”

Marx’ın öngörüsünün doğruluğu, milyonlarca insanın canlı mücadeleleri eliyle kanıtlanıyor. Bir kez daha, kapitalist çöküş koşulları altında, Marx’ın yazdıklarına yönelik ilgide bir canlanma söz konusu.

Uluslararası işçi sınıfının kitlesel devrimci hareketi için siyasal ve entelektüel temeli atan Marx, sosyalizmi bilimsel temellere yerleştirmiştir. Marx’ın Highgate Mezarlığı’ndaki ünlü cenaze töreninde, hayatı boyunca yoldaşı ve dostu olan Engels, dünya genelinde egemen sınıfların bugüne kadar Marx’tan neden bu kadar nefret ettiğini şöyle açıklamıştı:

“Marx, her şeyden önce bir devrimciydi. Kapitalist toplumun ve onun yaratmış olduğu devlet kurumlarının yıkılmasına şu ya da bu biçimde katkıda bulunmak, modern proletaryanın kurtuluşuna katkıda bulunmak (ki durumunun ve gereksinmelerinin bilincini, kurtuluşunun koşullarının bilincini ona veren ilk kişiydi), onun yaşamdaki gerçek görevi işte buydu. Mücadele, onun ana unsuruydu. Ender görülür bir tutku, azim ve başarı ile mücadele etti…

“Marx, işte bu yüzden zamanının en nefret edilen ve en çok karalanan adamı oldu. Hem mutlakiyetçi hem cumhuriyetçi hükümetler onu topraklarından sınır dışı ettiler; Burjuvalar, ister tutucu, ister aşırı demokrat olsun, ona iftiralar yağdırmakta birbirleri ile yarışıyorlardı. O, bütün bunları, hiç aldırmaksızın, örümcek ağları gibi bir kenara itiyor ve ancak çok zorunlu durumlarda yanıtlıyordu. O, Sibirya madenlerinden Kaliforniya'ya kadar, Avrupa’nın ve Amerika'nın her tarafında, milyonlarca devrimci yoldaş işçi tarafından büyük saygı duyulan, sevilen ve yası tutulan biri olarak öldü. Ve çekinmeden söyleyebilirim ki, birçok karşıtı olmasına rağmen, neredeyse hiç kişisel düşmanı yoktu.

“Adı yüzyıllar boyu yaşayacak; eseri de.”