Assange için hukuki bir zafer: İsveç mahkemesi, iade aleyhine karar verdi

Oscar Grenfell
5 Haziran 2019

Pazartesi günü, Uppsala Bölge Mahkemesi, İsveçli devlet savcılarının, WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın yokluğunda resmen tutuklanması yönündeki talepleri aleyhine karar verdi. Savcıların bu adımını, onun Britanya’dan iade edilmesi talebi takip edecekti.

Assange’ın avukatları, mahkemenin kararını, hukuki bir “zafer” olarak tanımladılar. Bu karar, İsveçli savcıların, ülkede hiçbir zaman herhangi bir suçla suçlanmamış olmasına rağmen, bir Avrupa Tutuklama Kararı çıkarma yoluyla Assange’ın iadesini sağlama girişimine bir darbe indirdi.

Julian Assange

Duruşma, İsveç’in Assange aleyhine cinsel istismar iddialarına yönelik bir “hazırlık soruşturması”nı geçtiğimiz ay yeniden açmasının ardından gerçekleşti. Söz konusu soruşturma, geçtiğimiz sekiz yılda iki kez düşürülmüştü. Savcılar, Assange’ın 11 Nisan’da Britanya polisi tarafından Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden çıkarılıp tutuklanmasından sonra, soruşturmayı yeniden açtılar.

İsveç’in soruşturmasının amacı, Assange’ın adını lekelemek ve bir ABD hapishanesine gönderilmesi için alternatif bir rota sağlamaktır. İsveç makamları, 2010’dan beri, Assange’ın avukatlarına, İsveç’te tutuklanması durumunda ABD’ye iade edilmeyeceği konusunda garanti vermeyi tekrar tekrar reddettiler.

Haberlere göre, duruşmada, İsveçli savcı Eva-Marie Persson, mahkemeye, Assange’ın “kaçma ihtimali” olduğu için tutuklama kararı çıkarılması gerektiğini söyledi. Persson, ayrıca, bunun, “suçun soruşturulmasındaki kamu yararı” nedeniyle gerekli olduğunu iddia ediyordu.

Assange’ın İsveçli avukatı Per Samuelsson ise, buna, WikiLeaks’in kurucusunun “kaçma ihtimali” olan biri olarak görülemeyeceğini, çünkü hafif kefalet şartları suçlamalarından dolayı 50 hafta Britanya’nın Belmarsh Cezaevi’ne atılmış durumda olduğunu söyleyerek karşılık verdi.

Samuelsson, ayrıca, Assange’dan, soruşturmaya gönüllü olarak katılmasının bile istenmemiş olduğunu belirtti. “Bu yüzden, sorgulama gerekçesiyle tutuklanamaz.” Savunma avukatı, İsveçli savcılar,eğer isteselerdi, Assange ile Belmarsh Cezaevi’nde ya da video bağlantısı yoluyla görüşmeye uğraşabilirlerdi, diye belirtti.

Samuelsson, savcıları, ABD’nin Assange’ı iade ettirme girişimleriyle “yarışmak” ile suçladı. Assange, WikiLeaks’in ABD’nin savaş suçlarını ve diplomatik komplolarını ifşa etmesi nedeniyle, ABD’de, Casusluk Yasası kapsamında 170 yıla kadar hapis cezası getiren suçlamalar ile karşı karşıya bulunuyor. Avukatı, Assange’a, ABD’nin iade başvurusuna karşı kendisini savunmaya odaklanmasına izin verilmesi gerektiğini vurguladı.

Mahkemenin kararı, soruşturmayı ilerletmenin, “Julian Assange’ın tutuklanmasını gerektirmediğini” belirtiyor ve ekliyordu: “Bu sebeple, mahkeme, Julian Assange’ın tutuklanmasını orantılı bulmamıştır.”

Persson, kararın ardından, “Mahkemenin kararına tamamen saygı duyuyorum,” dedi ve İsveçli savcıların, Assange ile belirsiz bir tarihte görüşmek amacıyla bir Avrupa soruşturma kararı çıkartacağını söyledi.

Samuelsson, SVT Nyheter ile yaptığı röportajda, kararı, “savunma için çok büyük bir zafer” olarak niteledi ve “Savcılar şiddetle reddedildiler,” diye ekledi. Soruşturmanın “çürük” olduğunu söyleyen Samuelsson, “Soruşturmanın bütünlüğü açısından, bu aşamada işleri yoluna koymak mümkün değil,” diye belirtti.

Avukat, devamında şunları söylüyordu: “Eğer hazırlık soruşturması bir kez daha düşürülürse, onu İsveç’e getirmek için hiçbir gerekçe olmaz. Savcılar davayı daha önce iki kez düşürmüşlerdi ve Assange’ı sorguladıktan sonra pekala üçüncü kez de düşürebilirler.”

İsveç barolar birliğinin eski başkanı Bengt Ivarsson, konu hakkında şu yorumda bulundu: “Bölge Mahkemesinin Assange’ı tutuklamama kararının doğru olduğu düşüncesini paylaşıyorum. Yapılacak tek akla uygun şey, bu soruşturmayı tümüyle, kesin olarak düşürmek olacaktır.”

İsveçli savcılar, soruşturmaları devam ediyor olmasına rağmen, Assange’ın resmen tutuklanmasını istediler.

Britanya’nın 2003 tarihli Suçluların İadesi Yasası’na göre, eğer iade talebini yayınlayan ülkenin yargı makamları “bir suçlama ya da yargılama kararı almamış” ise, bireylerin bir Avrupa Tutuklama Kararı doğrultusunda başka bir Avrupa ülkesine iade edilmesine izin verilmiyor.

Bu madde, ortada herhangi bir suçlama olmamasına rağmen, tekrar tekrar Assange’ın İsveç’e iade edilmesi gerektiği kararı veren Britanya mahkemeleri tarafından çiğnendi. Britanya yasaları, Assange’ın Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden siyasi sığınma istemek zorunda kalmasından sonra, 2014’te, suçlama olmadan iade edilmeye karşı korunmayı sağlamlaştıracak şekilde değiştirildi.

İsveç’in “soruşturma”sı, her zaman siyasi bir entrikadan ibaretti. Ağustos 2010’da, Assange ile rızaya dayalı cinsel ilişkiye girmiş olan iki İsveçli kadın, onun HIV testi yaptırmasını istemek için polise gitti. Cinsel istismar iddiaları, sorgulama sırasında uyduruldu.

2010’da “kurban” olduğu varsayılanlardan biri, cep telefonu mesajlarında, “JA’ya [Julian Assange’a] karşı herhangi bir suçlama getirmek istememiştim” ve “suçlamaları uyduran polisti,” diye belirtmişti.

2010’daki ilk “hazırlık soruşturması”, “kanıtlar tecavüze ilişkin hiçbir kanıt ortaya çıkarmadı” ve “hiçbir suç” işlenmedi sonucuna varmıştı.

Assange, beş hafta İsveç’te kaldı ve savcıların, ona, sorgulanmak üzere aranmadığını söylemesinden sonra ülkeden ayrıldı.

“Hazırlık soruşturması”, yeni bir savcı (Marianne Ny) tarafından, Eylül 2010’da, İsveç’teki ve ABD’deki siyaset kurumu ile sıkı bağları olduğu iddia edilen bir hukukçu olanClaus Borgström’in isteğiyle yeniden açıldı. Bu, Irak ile Afganistan’daki Amerikan savaş suçlarını ifşa eden videoların ve savaş günlüklerinin yayınlanması üzerine, ABD’nin WikiLeaks’e karşı geniş çaplı bir kampanyaya girişmesinin ortasında gerçekleşiyordu.

Ny, Assange’ın tutuklanması için, genellikle teröristler ve katiller için kullanılan bir Interpol kırmızı bülteni çıkarttı. Assange’ın tutuklanması kararı bir mahkeme tarafından değil de bir savcı olan Ny tarafından çıkarılmış olmasına rağmen, Britanya tarafından hızla onaylandı. İsveç makamlarının Assange’ın ABD’ye iade edilmesine karşı herhangi bir güvence vermediği koşullarda, Assange, 2012’de, Ekvador’un Londra büyükelçiliğinden siyasi sığınma talep etti.

İsveçli savcılar, altı yıl boyunca, Assange’ın büyükelçilikte sorgulanma yönündeki önerilerini reddettiler. Oysa aynı dönemde, cezai suçlardan şüpheli olan 44 kişiyi İsveç dışında sorgulamışlardı. 2016’da, İsveç Temyiz Mahkemesi, Ny’in görevini yerine getirmediğine hükmetti, çünkü bir hazırlık soruşturmasının ya açılıp etkin biçimde bir suçlamayı beraberinde getirmesi ya da kapatılması gerekiyordu.

İsveçli savcılar, Kasım 2016’da, Assange ile büyükelçilik binasında görüşme yaptılar. Sonraki yıl, devam ettirebilecek olmalarına rağmen, soruşturmayı sona erdirdiler. İsveçli savcılar, geçtiğimiz sekiz yılda, kişileri yokluklarında ciddi suçlardan defalarca suçlamışlardı.

Assange’a karşı yürütülen komplonun kapsamı, İtalyan gazeteci Stefania Maurizi’nin 2017 ve 2018 yıllarında bilgi edinme özgürlüğü kapsamında elde ettiği belgelerde açığa vuruldu.

Belgeler, Britanya Kraliyet Başsavcılığı’nın (CPS), 2010 ve 2011 yıllarında, İsveçli yetkililerin, iade edilmek üzere tutuklama kararı istemekten çok, Assange’ın Britanya’da ya da video bağlantısı yoluyla sorgulanma teklifini reddetmelerinde ısrar ettiğini gösteriyordu.

Belgeler, İsveçlilerin, soruşturmayı daha 2013’te düşürmeyi düşündüklerini de göstermişti. Britanya Kraliyet Başsavcılığı, devam etmelerinde ısrar etmiş; Assange’ın davasıyla ilgilenen CPS’nin önde gelen avukatı, “Sakın korkmayın!!!” uyarısında bulunmuştu.

Aralarında ABD Federal Soruşturma Bürosu’ndan (FBI) Ny’e giden bir e-postanın da bulunduğu başka e-postalar, açıklanamayacak şekilde silindi. Ny, sonradan, e-postaların içeriklerini hatırlayamadığını iddia etti. FBI, ABD’nin WikLeaks’i ve saygınlığını ortadan kaldırma harekatında merkezi bir rol oynamıştır.