AKP yeniden yapılan İstanbul seçimlerinde ağır bir yenilgiye uğradı

Ulaş Ateşçi
25 Haziran 2019

Pazar günü, İstanbul’daki seçmenler, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) talebiyle yeniden düzenlenen seçim için sandık başına gittiler. Anadolu Ajansı’nın yayınladığı sonuçlara göre, AKP ile aşırı sağcı Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) arasındaki Cumhur İttifakı ağır bir yenilgiye uğradı. Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım, seçimin ardından sonucu kabul eden bir açıklama yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile aşırı sağcı İYİ Parti arasındaki Millet İttifakı’nın adayı olan ve Kürt milliyetçisi Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile çok sayıda sahte sol grup tarafından desteklenen Ekrem İmamoğlu, İstanbul büyükşehir belediye başkanlığını kazandı. İmamoğlu, 8,7 milyon geçerli oyun yüzde 54’ünü kazanırken, AKP’li rakibi Yıldırım yüzde 45 oy alabildi. Seçime, İslamcı Saadet Partisi’nin ve Vatan Partisi’nin adaylarının yanı sıra, bağımsız adaylar da katıldı.

İmamoğlu, Yıldırım’dan yaklaşık 800.000 oy fazla aldı. Bu, CHP önderliğindeki ittifakın oyunda azımsanmayacak bir artış anlamına geliyor. AKP’nin sonradan sonucuna itiraz ettiği 31 Mart seçiminde bu fark yalnızca 13.000 civarıydı.

İstanbul sokaklarında gösterilerle kutlanan seçim sonucu, açıkça, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP hükümetine indirilmiş büyük bir darbeyi temsil ediyor ve halk içinde büyüyen hoşnutsuzluğu gösteriyor. AKP’nin 31 Mart sonucunu kışkırtıcı bir şekilde iptal ettirmesi, yalnızca daha fazla muhalefete neden oldu ve hükümete karşı öfkeyi arttırdı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 6 Mayıs’ta aldığı, İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimini tekrarlama kararı, Erdoğan’ın ve İslamcı popülist yönetiminin bir dizi otoriter adımının yalnızca sonuncusuydu.

İmamoğlu, 17 Nisan’da, 31 Mart yerel seçimlerinden 17 gün sonra, seçim kurulundan mazbatayı almış ve Türkiye’nin en büyük şehrinin resmen belediye başkanı olmuştu. Ancak sonraki ay, YSK, bazı sandık kurulu başkanlarının ve görevlilerinin, yasanın gerektirdiği üzere, kamu görevlisi olmadığı gerekçesiyle belediye başkanlığı seçimini iptal etti. Ne var ki, büyükşehir belediye başkanlığı ile eşzamanlı olarak düzenlenen büyükşehir belediye meclisi, ilçe ve muhtarlık seçimlerini iptal etmedi. İlçelerin çoğunluğu, AKP önderliğindeki Cumhur İttifakı tarafından kazanılmıştı.

Pazar akşamı, İmamoğlu, Yıldırım’ın sonucu kabul etmesinden hemen sonra, uzun bir açıklama yaptı. Erdoğan’a dostluk eli uzatan İmamoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenmek istiyorum… Sizinle uyum içerisinde çalışmaya talibim. Mazbatamızı alıp göreve başlamanın ardından yol haritamızı hazırlayıp sizi ziyaret etme talebimi size iletiyorum,” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan kısa süre sonra, Twitter hesabından yaptığı açıklamayla sonuçları kabul etti ve “Gayrı resmi sonuçlara göre seçimi kazanan Ekrem İmamoğlu'nu tebrik ediyorum,” diye yazdı.

Yaptığı açıklamada İmamoğlu’nu kutlamayan MHP önderi Devlet Bahçeli ise, “Türkiye artık esas gündemine dönmeli, seçim süreci kapanmalıdır,” diye belirtti.

Görünüşe göre, büyüyen ekonomik kriz ve savaş gerilimi koşullarında seçimi yeniden iptal ettirerek artan halk öfkesine meydan okuyamayacağını hesaplayan AKP, seçim sonucunu hızla kabul etti. İlk İstanbul seçiminde, Erdoğan ve AKP, ABD-Türkiye ittifakında bir çöküş ve sınıf mücadelesinde bir yoğunlaşma tehdidiyle birlikte patlamaya hazır bir uluslararası durumla karşı karşıya iken, kentin kontrolünün rakip bir partiye geçmesine izin vermeye açıkça karşı çıkmıştı.

Türkiye nüfusunun beşte birine ev sahipliği yapan ve ülkenin toplam ekonomik hasılasının yaklaşık üçte birinin kaynağı olan İstanbul, Türkiye politikasında çok büyük bir rol oynuyor. Erdoğan’ın iktidara yükselişi, 1994’te İstanbul belediye başkanı seçilmesiyle başlamıştı. Erdoğan ve destekleyicileri, kentin yönetimini o zamandan beri ellerinde tutuyordu. Bizzat Erdoğan, defalarca, İstanbul’un Türkiye politikasında belirleyici bir rol oynadığını belirtmişti.

CHP önderi Kemal Kılıçdaroğlu, seçimden sonra yaptığı konuşmada, “Türkiye demokrasiye inananlarla gurur duyuyor ve bütün dünya Türkiye’yle gurur duyuyor,” dedi ve şunları ekledi: “Cumhuriyet Halk Partisi bundan sonra artık 82 milyonun partisidir, 82 milyonu kucaklayacaktır, 82 milyonun sorunlarına odaklanacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi artık hiç kimseyi kimliğinden ötürü, inancından ötürü, yaşam tarzından ötürü ötekileştirmeyecektir.” Kılıçdaroğlu’nun müttefiki, İYİ Parti’nin önderi Meral Akşener de, yaptığı açıklamada İmamoğlu’nu kutladı.

Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) hapisteki önderi Abdullah Öcalan’dan gelen ve İstanbul seçiminde tarafsız kalmalarını isteyen doğrudan çağrılara karşın, HDP, İmamoğlu’na desteğini sürdürdü. Seçimden sonra açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, bütün partileri bir “anayasa süreci” başlatmaya ve “Geride bıraktığımız şu kutuplaşmış siyasetin yarattığı yıkımdan ülkeyi kurtarma”ya çağırdı.

TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “İstanbul Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kutluyor, bu güzel kente sunacağı tüm katkı ve çalışmalar için başarılar diliyorum,” diye belirtti. Türkiye’nin en büyük kapitalist grubu olan Koç Holding de, daha önce İmamoğlu’na desteğini açıkça göstermişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin ve aşırı sağcı İYİ Parti’nin desteğiyle İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde belediye başkanı adayı olmayı kabul eden, küçük burjuva Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) önderi Alper Taş da, Pazar günkü seçimden sonra Twitter hesabından İmamoğlu ile bir fotoğraf paylaştı ve “Kazanmak güzel şey be kardeşim...” diye yazdı.

Sonuçlara göre, AKP İstanbul ilçelerinin çoğunda kaybetti. 31 Mart seçimlerinde, şehrin 39 ilçesinin 25’ini kazanmışken, bu kez sadece dokuz ilçede seçimi önde bitirebildi. Dahası, İmamoğlu, 31 Mart’a kıyasla oylarını yaklaşık 600.000 (yüzde 9) artırırken, Yıldırım yaklaşık 250.000 (yüzde 3) oy kaybetti.

Yüksek Seçim Kurulu’nun Erdoğan’ın talebiyle seçimi tekrarlama kararı halk tarafından desteklenmemiş ve karara yaygın biçimde karşı çıkılmış olmakla birlikte, AKP’nin uğradığı bozgunun tek nedeni bu değildi. Hükümetin antidemokratik ve gitgide daha otoriter politikalarına yönelik artan bir muhalefet söz konusu. İstanbul seçimi, enflasyonun tırmandığı ve işsizliğin yüzde 14,7’ye çıktığı (gençler arasında yüzde 25 civarında) bir ekonomik krizin ortasında düzenlendi. Türkiye ekonomisi geçtiğimiz yılın sonbaharında durgunluğa girmişti. Bu koşullarda, halkın giderek genişleyen kesimleri, hükümetin bu krize yönelik hiçbir çözümünün olmadığının farkına varıyor.

Hiç kuşku yok ki, halk kitleleri, hükümetin politikalarının açmazından bir çıkış yolu arıyor. Ne var ki, CHP önderliğindeki burjuva muhalefete umut bağlanması, işçi sınıfı ve gençlik için yalnızca yeni hayal kırıklıkları üretebilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 23 Haziran seçimi öncesinde, zafer kazanmak için her yolu denedi; Öcalan’ın desteğine bile başvurdu. Seçimden sadece iki gün önce, Öcalan’ın HDP’yi seçimde tarafsız kalmaya çağıran mektubu kamuoyuna duyuruldu. Erdoğan ve MHP önderi Bahçeli, bu çağrıyı açıkça desteklediler ve Kürt seçmenlerden bu çağrıya uymalarını istediler. Ancak hükümet ne Kürt ne de Türk seçmenin desteğini koruyabildi ki bu, hükümet krizinin ve işçiler ile gençler arasındaki toplumsal muhalefetin yalnızca tırmanacağını gösteriyor.