Porto Riko’da kitlesel protestolar

26 Temmuz 2019

Pazartesi günü, 500.000 ile bir milyon arasında Porto Rikolu, başkent San Juan’ın sokaklarına döküldü. Adanın tarihindeki bu en büyük gösteriye 500.000 kişinin katıldığı düşünüldüğünde bile, bu, toplam 3,2 milyonluk nüfusun yüzde 16’sının protestoya katıldığını anlamına gelmektedir.

Aynı oran ABD anakarasına uygulandığında, 50 milyon protestocuya ulaşılır ki bunun olasılığı bile egemen sınıfı korkuyla doldurmaya yetmektedir.

Porto Riko Araştırmacı Gazetecilik Merkezi, iki haftadan kısa bir süre önce, egemen sınıfın işçileri ve gençleri küçük görmesini sergileyen 900 sayfalık anlık iletileri yayınladı. Gazeteciler medya kurumuna meydan okuyup, egemen sınıfın entrikaları hakkında gerçekten haber yaptıklarında, sonuçlar devrimcidir.

Vali Ricardo Rosselló ve danışmanları, cep telefonu mesajlarında, protestocu öğrencileri aşağılıyor ve gösterilerini ezmeyi planlıyor; bağımsız gazetecileri susturmak için şirketler tarafından satın alınmış ve halinden memnun olan medyayı kullanmayı tartışıyor; muhalefeti sönümlendirmek için hükümetin gizlice hazırladığı “düzmece haber” propagandası videolarını dolaşıma sokmayı tartışıyor; polis reformunu engelleme hakkında konuşuyor ve tehlikeli kamu altyapısını kullanmak zorunda kalan yoksul insanlarla alay ediyorlar.

Rosselló, en kışkırtıcı mesajında, ABD hükümetinin 2017’deki Maria Kasırgası’nın yıkımının ardından ölüme terk ettiği işçilerle alay ediyor. Rosselló’nun baş yöneticisi Sobrino Vega, “Şimdi konu biziz, bizim kargaları beslemek için birkaç ceset yok mu?” diyor.

Bu satırlar, milyonlarca insanın zihninde, Maria Antoinette’nin “pasta yesinler” ifadesini canlandırdı. Bu, Porto Riko toplumunun onlarca yıldır birikmiş derin tarihsel ve toplumsal sorunlarıyla bağlantılı olduğu için böylesi patlayıcı bir öfkeyi tetikledi. Amerikan emperyalizminin ilk günlerinde fethedilerek çalınmış olan ve öznelerin temsilcilerini seçme hakkına sahip olmadığı bu topraklarda, halk kitleleri, sorunlara siyaset kurumu çerçevesinin dışında çözüm aramaya karar veriyorlar.

Demokratik Parti ve onun basın organları, mesajların yayınlanmasının ardından patlak veren muhalefetin sınıfsal karakterinin vurgusunu azaltmaya ve onu büyük ölçüde ırk ve kimlik sorunları üzerine bir öfke olarak resmetmeye çalışıyorlar. Pazartesi günü New York Times şöyle yazdı: “mesajlaşmalar, obez biriyle, yoksul bir adamla, gey bir pop yıldızıyla ve çeşitli kadınlarla alay eden seçkinlerin kibirli ‘birader’ kültürünü açığa vurdu.”

Gerçek şu ki, Porto Riko halkının şikayetleri, derin yoksulluktan ve ABD emperyalizminin adadaki sömürgeciliğinden kaynaklanmaktadır.

ABD’deki her iki büyük parti de, yaklaşık 5.000 ölüme yol açan Maria ile Irma Kasırgalarının ardından ada halkını kaderine terk etti.

Kasırganın ardından, federal ve yerel yönetim, halka ölü sayısı hakkında yalan söyledi ve yardım sağlamak için gerçek bir çaba göstermeyi reddetti. ABD Başkanı Donald Trump, “sadece” 16 kişinin öldüğü gerekçesiyle kasırgaların “gerçek felaketler” olmadığı söyledi ve hükümetin müdahalesini “inanılmaz bir başarı” olarak niteledi. Birkaç hafta sonra fotoğraf çektirmek üzere gittiği adada, çaresiz kalabalığa “güzel, yumuşak kağıt havlular” fırlattı.

Trump, Pazartesi günü yangına körükle gitti ve kendisini “Porto Riko’nun şimdiye kadar başına gelen en iyi şey” olarak niteledi: “Porto Riko’da harika bir iş çıkardık.”

Kasırgalar nedeniyle 10.000 ev, köprü, yol ve diğer altyapı harap oldu. Geçtiğimiz haftaya gelindiğinde, Federal Olağanüstü Yönetim Kurumu (FEMA), sadece dokuz yeniden inşa projesini onaylamıştı. Hükümet, sosyal programların ve kamusal eğitimin içini boşaltarak adadaki Wall Street alacaklılarının borcunu kapatmak için yıllar sürecek bir özelleştirme ve kemer sıkma bütçeleri planı ile ilerliyor.

Krizden krize koşan Amerikan egemen sınıfı, Porto Riko’daki protestoların, aynı aşırı eşitsizliğin ve yoksulluğun siyasal ve toplumsal yaşamın tüm unsurlarına yön verdiği anakarada kitlesel grevleri ve protestoları tetiklemesini engellemek için her şeyi göze almış durumda.

Trump’tan Porto Riko genelinde yaygın biçiminde nefret ediliyor olması nedeniyle, gösterilerin bastırılmasının başlıca sorumluluğu Demokratik Parti’ye düşmektedir.

Yeni İlerici Parti’nin (PNP) üyesi olan Rosselló, bir Demokrattır. Demokrat Valilik Birliği’nin üyesi olan Rosselló, 2008’de Hillary Clinton’ın, 2012’de ise Barack Obama’nın Demokratik Parti Ulusal Kongre delegesiydi. Porto Riko’daki her iki büyük partiye de, anakaradaki Demokratlar yön veriyor.

Demokratik Parti, kendi valisinin mesajları hakkında bir haftadan fazla sessiz kaldı. Pazartesi günü öğleden sonra, protestoların devasa boyutta olduğu açık hale gelince, bir emir geldi ve tüm önde gelen Demokratlar, protestoları kendi denetimleri altına almak için gösterilerin önüne geçmeyi amaçlayan Twitter mesajları yazdılar ve baştan savma açıklamalar yaptılar.

Porto Riko’daki hareket, küresel grev ve protesto dalgasının genişlediğini ve yoğunlaştığını müjdelemektedir. İşçi sınıfının, Amerikan egemen sınıfının iki gerici hizbi arasındaki siyasi krize yanıt olarak tutması gereken yol budur.

Trump, yaklaşan işçi sınıfı mücadelelerini fiziksel olarak imha etmeye hazırlanmayı amaçlayan faşist bir strateji geliştiriyor. Wall Street’in partisi Demokratlar ise, yalnızca interneti sansürlemekle, ordu ve istihbarat kurumlarını güçlendirmekle ve Trump’a yönelik muhalefeti Rusya karşıtı histeriye odaklamakla ilgileniyorlar ve Trump’ın, ABD emperyalizminin yurt dışındaki çıkarlarını yeterince ilerletemediğinden kaygılılar.

Geçtiğimiz aylarda, neredeyse her kıtada, tarihsel olarak görülmemiş ölçekte kitlesel gösteriler meydana geldi. Hong Kong’da, Cezayir’de, Fransa’da ve Porto Riko’da, halk kitleleri, büyükşehirlerin ve eski sömürgelerin sokaklarına döküldüler.

Sözlerinin ve şarkılarının dili farklı olsa da, demokratik haklar ve ekonomik eşitlik için talepleri, ortaya çıkmakta olan toplumsal gücün; uluslararası işçi sınıfının dilini konuşuyor. Sömürülen, borca batmış, işsiz ve düşük maaşlı gençler, yükselen toplumsal mücadele eğiliminde öne çıkan bir rol oynuyorlar. Dünya nüfusunun yarısından fazlası 30 yaşının altında. Porto Riko’da, Rosselló’nun mesajlarını dostlarına ve iş arkadaşlarına yaymak için sosyal medyayı kullanan da gençlerdi.

Protestolarda, Vali Rosselló’nun istifası talep ediliyor. Vali, şimdiye kadar bu talebi kabul etmedi. Gerçek şu ki, ne Demokratların Trump’ı görevi kötüye kullanmakla suçlaması ne de Rosselló’nun istifa etmesi, Porto Riko’daki ve ABD anakarasındaki işçi sınıfının karşı karşıya olduğu durumu kökünden düzeltecektir.

Eşitsizliğin, resmi yozlaşmanın ve demokratik haklara yönelik saldırıların asıl nedeninin üzerine gidilmesi, gençlere ve orta sınıfın sağlıklı unsurlarına önderlik eden uluslararası işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı mücadelede en geniş seferberliğini gerektirmektedir.

Eric London