Mısır’daki protestolar El Sisi’nin kanlı askeri diktatörlüğünü sarsıyor

Johannes Stern
25 Eylül 2019

Mısır’daki son olaylar, 2011’de emperyalizm destekli diktatör Hüsnü Mübarek’i alaşağı eden devrimci ayaklanmaların anılarını canlandırıyor. Haberlere göre, geçtiğimiz hafta sonu Mısır genelinde çok sayıda gösteri meydana geldi. Gösteriler bu kez, 2013’te iktidarı ele geçiren ve o zamandan beri ülkeye acımasızca boyun eğdiren General Abdülfettah El Sisi’yi hedef alıyor.

“Irhal, Irhal” [Ayrıl, Ayrıl], “Halk rejimin devrilmesini istiyor” ve “Söyleyin! Korkmayın! Sisi gitmeli” sloganları, hafta sonu çok sayıda Mısır kentinde yankılandı. Protestolar, Cuma akşamı, birkaç yüz göstericinin Mısır Devrimi’nin merkez alanı olan Tahrir Meydanı’nda toplandığı başkent Kahire’de başladı.

Gösteriler, başkentten uzaktaki diğer bölgelere hızla yayıldı. Çoğunluğu genç binlerce gösterici, İskenderiye, Damietta, Mansure ve Süveyş Kanalı’nın girişinde bulunan anakent Süveyş gibi kıyı kentlerinde sokaklara döküldü. Şimdiye kadar, sekiz yıl önce söndürülmesi güç bir ateş gibi yayılmış olan herhangi bir grev ya da fabrika işgali haberi gelmedi. Fakat Mısır’ın Nil Deltası’nda bulunan tekstil sanayisi merkezi Mahalletü'l-Kübra gibi sanayi kentlerinde de önemli protestolar oldu.

Protestocular, 21 Eylül 2019 Cumartesi günü, Mısır’ın başkenti Kahire’de rejime karşı slogan atıyor. Kahire’de ender görülen bu protestoda toplanan onlarca kişi, Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah El Sisi’nin istifa etmeye çağırdı. Güvenlik güçleri protestocuları dağıttı ve ölü ya da yaralı haberi gelmedi. (AP Fotoğrafı/Nariman El-Mofty)

Rejim, protestolara gergin biçimde ve acımasızca karşılık verdi. Cumartesi sabahı, Kahire’de, ağır silahlı güvenlik güçleri göstericileri dağıttı ve zırhlı araçlar Tahrir Meydanı’nı kapattı. Başka kentlerde düzenlenen protestolar da zorla dağıtıldı. Erişilebilen sınırlı haberlere göre, iki yüzden fazla kişi gözaltına alındı. Sosyal medyada yayımlanan videolar, acil durum güçlerinin barışçıl göstericileri kovaladığını ve onlara göz yaşartıcı gaz ve plastik mermi ile saldırdığını gösteriyordu.

Göstericilerin, yoğun polis şiddetine rağmen Cumartesi gecesi ve Pazar günü merkezdeki Arbaeen Meydanı’nda yeniden toplandığı Şüveyş’te, güvenlik güçleri gerçek mühimmat bile kullandılar. Gösteriye katılan ve kimliğini söylemek istemeyen bir kişi, AFP’ye, “Onlar (güvenlik güçleri) göz yaşartıcı gaz, plastik ve gerçek mermi ile saldırdılar. Yaralılar vardı,” diye konuştu.

Oranın bir başka sakini, kent merkezinden kilometrelerce uzakta olmasına rağmen göz yaşartıcı gazın oturduğu apartmana ulaştığını söylüyordu: “Burnum yanmaya başladı. Koku balkondan içeri sızmıştı. Ayrıca bazı gençlerin sokağımızdan koşarak geçtiğini ve saklandığını gördüm.”

Protestoları doğrudan tetikleyen olay, İspanya’da yaşayan Mısırlı oyuncu ve müteahhit Muhammed Ali’nin kendi Facebook hesabında yayımladığı bir dizi videoydu. Ali, videolarda, Sisi’yi, halk şiddetli bir yoksulluk içinde yaşarken, halkın parasını zimmetine geçirmekle ve ailesi için pahalı saraylar inşa ettirmekle suçluyordu. “Ordudan ve polisten kat kat güçlü” olan Mısır halkının ayaklanma zamanı gelmişti.

Ali’nin, yıllarca Mısır ordusuyla çalışmış bir girişimci olarak, videoları Twitter’da yayımlamasından sonraki birkaç saat içinde, Arapça #Kifaya_baqi_yaSisi [“Sisi, artık yeter”] etiketi 1,5 milyondan fazla paylaşıldı. Birçok kullanıcı, 2011’deki devrimci protestoların görüntülerini ve videolarını sosyal ağlarda paylaştı ve Twitter üzerinden, “Yarın yeniden sokaklarda olacağız,” açıklaması yaptı. Ali de, önümüzdeki Cuma rejime karşı “bir milyon kişilik yürüyüş” çağrısında bulundu.

Hafta sonundaki protestolar, 2011’in kitlesel protestolarının boyutuna henüz erişmemiş olmasına rağmen, Mısır borsasında şok etkisi yarattı. EGX 100’ün yüzde 5 çökmesinin ardından, Pazar günü işlemler askıya alındı. Kahire’deki Arqaam Capital müdürü Ashraf Akhnoukh, bu “kesinlikle, yatırımcıları ihtiyatlı hale getiren, hafta sonundaki küçük tırmanmadan” kaynaklanıyor, dedi.

Mısır rejimi, Pazar sabahı yaptığı ilk resmi açıklamada, protestoları önemsiz gibi göstermeye çalıştı. Açıklamaya göre, “100 milyondan fazla insanın yaşadığı bir ülke olarak Mısır’ın boyutu göz önünde bulundurulduğunda,” bunlar önemsizdi. Aynı zamanda, rejim, “son 24 saatteki olayları” haber yapan gazetecilere, bir bilgi kaynağı olarak sosyal medyayı kullanmamaları ve “profesyonel kurallara” uymaları talimatı verdi. Bu, hükümet propagandasını yansıtmayanların zulme uğramaktan korkması anlamına gelmektedir.

Gerçek şu ki, bu protestolar, Sisi’nin kanlı askeri diktatörlüğünün yüzeyinin altında gelişmekte olan devasa toplumsal ve siyasal muhalefetin bir ifadesidir. Rejimin yeni bir IMF kredisi aldığı; hükümet harcamalarını ve benzin, su ve ekmek yardımlarını kesmeye çalıştığı 2016’dan beri, zaten aşırı boyutlara varmış olan yoksulluk patlama yapmıştır. Resmi istatistiklere göre, her üç Mısırlıdan biri yoksulluk içinde; yani günde 1,40 dolardan az bir gelirle yaşıyor. Dünya Bankası’na göre, “Mısır nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı ya yoksul ya da buna yakın durumda.”

Sisi, toplumsal eşitsizliği sürdürmek ve Mısırlı işçilerin devrimci mücadelelerini bastırmak için, emperyalist güçlerin desteğiyle, dünyadaki en vahşi diktatörlüklerden birini kurdu. 2019’da hapiste ölen İslamcı Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye karşı darbeden hemen sonra, Mısır ordusu iki protesto kampını basmış ve rejimin binlerce muhalifini öldürmüştü. O zamandan beri 60.000’den fazla insan tutuklandı; 2.500 dolayında kişi idam cezası aldı ve en az 144’ü idam edildi.

Şimdi, Mısırlı kitleler bir kez daha mücadelenin içine çekilirken, son yılların acı deneyimlerinin derslerinin çıkarılması can alıcıdır.

Mısır ve Tunus işçi sınıfları, 2011’deki kitlesel grevler ve protestolar yoluyla, emperyalist güçler tarafından desteklenen diktatörleri devirmeyi ve bölge genelindeki ve uluslararası ölçekte egemen seçkinleri istikrarsızlaştırmayı başarmışlardı. Fakat işçi sınıfı, kendi siyasi önderliği olmadan, toplumsal ve demokratik özlemlerini gerçeğe dönüştüremezdi. Bunun yerine, egemen sınıflar iktidarda kalmayı ve savaş, diktatörlük ve toplumsal kemer sıkma politikalarını yoğunlaştırmayı başardılar.

İleriye giden tek yol, işçi sınıfının uluslararası devrimci mücadelesidir. Bu, işçi sınıfının, bilinçli bir şekilde kapitalist devleti ve emperyalizmi alaşağı etmeyi, iktidarı almayı ve toplumu sosyalist bir program temelinde yeniden biçimlendirmeyi amaçlaması demektir. Bunun nesnel koşulları Ortadoğu’da ve dünya çapında olgunlaşmıştır. Bu yıl uluslararası sınıf mücadelesinin yükselişiyle damgalandı. Sadece son aylarda Sudan’da, Cezayir’de, Porto Riko’da ve Hong Kong’da kitlesel protestolar meydana geldi. Dahası, mücadele, ABD’deki yaklaşık 50.000 General Motors işçisinin mevcut grevinde görüldüğü üzere, Avrupa’daki ve ABD’deki emperyalist merkezlerde de gelişiyor.

İşçi sınıfının bağımsız önderliğinin; yani, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin Mısır şubesinin elzem inşası, her şeyden önce, Devrimci Sosyalistler (RS) gibi sahte sol güçlerle siyasi bir hesaplaşmayı gerektirmektedir. RS, son yıllarda, taşıdığı isme rağmen, Mısır kapitalizminin uzantısı olarak ifşa olmuştur.

RS, devrimin her aşamasında, işçi sınıfını burjuvazinin şu ya da bu hizbine tabi kılma peşinde koştu. Önce, Mübarek’in düşüşünden hemen sonra gelen Mareşal Muhammed Hüseyin Tantavi önderliğindeki askeri cunta hakkında yanılsamalar yaydı; sonra, “devrimin sağ kanadı” dediği Mursi’yi ve Müslüman Kardeşler’i destekledi. 2013’te ise, Mursi’ye karşı kitlesel protestoların ardından, bir kez daha orduya arka çıktı ve Sisi’nin darbesini bir “ikinci devrim” olarak övdü.

Bugün RS mevcut protestolara açık bir düşmanlıkla tepki veriyor. Grubun önderlerinden biri olan, 2011’de eşi Hossam el-Hamalawy ile birlikte olduğu gibi uluslararası ölçekte sahte sol güçlerin, burjuva medyanın ve politikacıların dalkavukluk yaptığı Gigi İbrahim, Twitter’da protestoları alenen suçladı ve bunların rejimin bir komplosu olduğu ima etti: “2019’da Mısır’da bir protesto oluyor ve polis saldırmıyor … Bir devrimci olarak, bunun nedeni hakkında şüpheci olmanız gerekir… Sokaklardaki alan bu gece biraz açık, çünkü devlet aygıtının bir hizbi tarafından buna arka çıkılıyor.”