İran'ın Ukrayna yolcu uçağını yanlışlıkla vurduğunu itiraf etmesinin ardından

Jordan Shilton ve Keith Jones
15 Ocak 2020

İran'ın İslami Devrim Muhafızları (IRGC), Cumartesi sabahı televizyondan yapılan bir açıklamayla, geçtiğimiz Çarşamba günü Tahran'dan havalandıktan kısa süre sonra bir Ukrayna Uluslararası Havayolları uçağını yanlışlıkla vurarak uçakta 176 kişiyi öldürdüğü itiraf etti.

Uçak, İran güçlerinin Irak'taki ABD askerlerinin bulunduğu iki üsse dikkatle ayarlanmış, öldürücü olmayan füze saldırıları düzenlemesinden sadece birkaç saat sonra, bir IRGC füzesiyle düşürüldü. Irak'taki üslere yönelik saldırılar, Washington'ın 3 Ocak'ta General Kasım Süleymani'ye düzenlediği ve suç oluşturan suikasta misillemeydi. ABD'nin bir insansız hava aracıyla düzenlediği saldırıda, Bağdat Uluslararası Havaalanı'ndan ayrılmakta olan IRGC komutanı ve beraberindeki dokuz kişi öldürülmüştü.

IRGC'nin hava-uzay bölümü komutanı General Emir Ali Hacızade, İran güçlerinin bir yolcu uçağını nasıl olup da vurup düşürdüğünü açıklarken, Çarşamba sabahı Amerika'nın bir karşı saldırısı olacağı düşüncesiyle "en üst düzey hazırlık" içinde olduklarını söyledi. Hacızade, bir subayın, güdümlü bir füze sandığı uçağı vurma yönünde bir "kötü karar" aldığını söyleyerek, "Topyekun bir çatışmaya hazırlanmıştık," diye ekledi.

İran silahlı kuvvetleri merkezinden yapılan başka bir açıklamada ise, Ukrayna Uluslararası Havayolları'na ait 752 sefer sayılı uçağın, "düşman hedeflemesine benzeyen bir irtifa ve uçuş koşulunda hassas bir IRGC askeri merkezine yaklaştığı" iddia edildi. Açıklama şöyle devam ediyordu: "Bu koşullar altında, uçak, ne yazık ki birçok İranlının ve yabancı uyruklu insanın ölümüne sebep olacak şekilde kazara vuruldu."

Uçakta öldürülenlerin büyük çoğunluğu, 57 İran kökenli Kanadalı ve Kanada'da eğitim gören onlarcası dahil olmak üzere ya İran yurttaşı ya da İran doğumluydu.

Facia, ABD'nin İran'a yakında olması beklenen bir saldırısından duyulan korku ortamında meydana geldi. Süleymani'nin öldürülmesinin emrini bizzat vermiş olan ABD Başkanı Donald Trump, Tahran'ın misilleme yapması halinde, kültürel alanlar dahil 52 hedefin saldırıya uğrayacağı konusunda İran'ı uyarmıştı. Cumartesi günü, New York Times, Trump'ın ve ABD ordu kurmaylarının, İran'ın Süleymani'nin ölümüne karşılık "intikam saldırıları" düzenlemesi durumunda, Basra Körfezi'nde İran'a ait bir komuta kontrol gemisini imha etmeyi kararlaştırdıklarını bildirmişti.

Ancak bu durum, İran'ın, komşusu Irak'a daha yeni füze saldırıları emri verdiği ve ABD'den misilleme saldırıları beklediği koşullarda, Tahran'a ve Tahran'dan başka yerlere ticari uçuşları durdurmama biçimindeki felaket getiren kararını ya da 752 sefer sayılı uçağın düşürülmesinden İran'a ait bir füzenin sorumlu olabileceğine ilişkin tüm iddiaları üç gün boyunca reddetmesini açıklamıyor.

İran rejiminin meydana gelen faciadaki sorumluluğunu başlangıçta saklaması, ABD ile olası bir savaş ve ülke içinde toplumsal bir çalkantı ile karşı karşıya bulunduğu koşullarda duyduğu büyük korkuyu yansıtıyor. İslam Cumhuriyeti, kemer sıkma politikalarına ve büyüyen toplumsal eşitsizliğe karşı giderek artan bir işçi sınıfı muhalefetiyle yüz yüze olan Şii din adamlarının önderlik ettiği bir burjuva devlettir. İki aydan kısa bir süre önce, benzine yapılan zamlara yönelik kitlesel protestoları amansızca bastırmıştır.

Bu koşullar, sıradan İranlıların uçağın düşürülmesinden ve hükümetin bundaki rolünden duydukları şoka, kedere ve öfkeye katkı yaptı. Bir haberde, İranlı bir kadının şu sözleri aktarılıyordu: "Süleymani'nin intikamını alırlarken hiçbir Amerikalıyı öldürmeme konusunda son derece dikkatliydiler. Peki, neden havaalanını kapatmadılar? Bu durum, bu rejimin İranlıları ne kadar önemsediğini gösteriyor."

Haberlere göre, Cumartesi akşamı, Tahran'daki üniversite kampüslerinde yüzlerce öğrencinin katıldığı protestolar düzenlendi. Protestocular, sonunda çevik kuvvet tarafından dağıtıldı. Batı basınında yer alan haberlere göre, protestolar, Pazar ve Pazartesi günlerinde İsfahan, Şiraz, Hemedan ve Urumiye dahil birçok kente yayıldı.

Bazı haberlere göre, çevik kuvvet, Pazar günü tüm gücüyle Tahran sokaklarındaydı. Hükümete bağlı Fars Haber Ajansı'nın tahminine göre, Azadi Meydanı'nda toplanan 1.000 kişiye göz yaşartıcı gazla müdahale edildi. Associated Press, Tahran'da belirli aralıklarla göz yaşartıcı gaz atıldığını fakat protestoculara yönelik "büyük çaplı bir baskı" olmadığını belirtti.

Washington, onun emperyalist müttefikleri ve Batı medyası, dikkati Süleymani suikastıyla işlenen savaş suçundan ve Amerikan emperyalizminin İran'a karşı tırmanan savaş hazırlıklarından başka yöne çevirmek için, 752 sefer sayılı uçağın trajik yazgısını ve hükümet karşıtı protestoların patlak vermesini kendi çıkarına kullanmaya çalışıyor.

Batı medyası, kendi sağcı anlatılarını besleyecek şekilde, aralarında İranlıların "Düşmanımızın Amerika olduğu konusunda yalan söylüyorlar, düşmanımız burada" sloganı attığı görüntüleri içeren videoları dolaşıma sokarak, uçağın düşürülmesine yönelik protestoları ön plana çıkardı.

İran'da ve Irak'ta Washington'ın Süleymani'yi öldürmesine ve tüm Ortadoğu'yu yıkıcı bir savaşa sürükleme planlarına muhalefetlerini dile getirmek için son 10 gündür sokaklara dökülen milyonlarca insan için bu tür bir yayın söz konusu olmadı.

Emperyalizmin ve Batı medyasının "insanseverliği" ve ahlaki öfkesi, her zaman olduğu gibi, son derece seçicidir. ABD Donanması'nın 1988'de İran Hava Yolları'na ait 655 sefer sayılı uçağı düşürerek uçaktaki 290 kişiyi öldürmesi nedeniyle İran'a tazminat ödemeyi 30 yılı aşkın süredir reddeden bir hükümete başkanlık eden Trump, demagojik bir şekilde, protestocuların dostu kılığına giriyor.

Trump, Twitter'da İngilizce ve Farsça yayımlanan mesajlarında, şunları yazdı: "İran'ın cesur ve uzun süredir acı çeken halkına: Başkanlık dönemimin başından beri sizinleyim ve yönetimim sizinle birlikte olmaya devam edecek. Ne barışçıl protestoculara yönelik başka bir katliam ne de internetin kapatılması söz konusu olabilir. Dünya izliyor."

Pazar günü, ABD'deki siyasi sohbet programlarında, Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ve Savunma Bakanı Mark Esper, 752 sefer sayılı uçağın düşürülmesi sonucu ölen insanlar için timsah gözyaşları döküp, İran halkının demokratik özlemlerinin savunucuları kılığına girdiler.

Tüm bunlar saçmalıktan ibarettir. Trump, birbirini izleyen Demokrat ve Cumhuriyetçi başkanlar döneminde Washington'ın uyguladığı felç edici yaptırımlar yüzünden on binlerce İranlının ölümünden sorumlu olan bir hükümete başkanlık etmektedir. Uluslararası hukuka göre yasadışı ve savaştan farksız olan söz konusu yaptırımlar, kritik önem taşıyan tıbbi malzemelerin ülkeye girmesini engellemiş, İran'ı dünya piyasasına erişimden yoksun bırakmış ve ülkenin para birimi çökerken milyonlarca insanı yoksulluğa sürüklemiştir.

Washington'ın ekonomik savaş harekatı, İran'da ABD destekli Şah'ın kanlı diktatörlüğünü deviren 1979 devriminin neredeyse bütün kazanımlarının burjuva dini rejim tarafından geri alınması nedeniyle zaten keskinleşmiş olan sınıfsal gerilimleri daha da şiddetlendirmiştir.

Washington'ın ve emperyalist müttefiklerinin hedefi, İran'ın enerji kaynaklarının yağmalanmasına olanak sağlamak ve halkı daha da yoksullaştırmak üzere, Tahran'da Şah'ınkine benzer bir yarı sömürge rejimini yeniden kurmaktır. ABD egemen seçkinleri, enerji zengini ve jeostratejik açıdan yaşamsal Ortadoğu üzerinde denetim sağlama peşinde koşarken, ne Rusya ve Çin gibi daha büyük rakiplerinin artan etkisine ne de kendi bölgesel çıkarlarını kovalamayı amaçlayan bir İran rejiminin varlığına göz yumabilir.

Trump'ın İran'a yönelik "azami baskı" harekatında ve topyekun savaş hazırlıklarında hiçbir azama belirtisi görünmüyor. Cuma günü, Trump, İran'a karşı yeni yaptırımları açıkladı ve bölgeye daha fazla ABD askeri ve donanımı konuşlandırılıyor.

İran hükümeti yetkilileri, uçağı bir IRGC füzesinin düşürdüğünü itiraf etmelerinin ardından yaptıkları açıklamalarda bu siyasi gerçeklerin bazılarına dikkat çektiler. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, İran'ın uçağın düşürülmesindeki sorumluluğunu kabul ettikten sonra, olaydan ABD'nin "tehditleri ve zorbalığı"nı sorumlu tuttu. Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ise, Twitter'da, "ABD'nin neden olduğu kriz sırasındaki insan hatası faciaya yol açtı," diye yazdı.

İran, Ukrayna uçağının düşmesine ilişkin uluslararası bir soruşturmayla tam işbirliği sözü verdi. Ukraynalı uzmanlar, uçağın düştüğü yerden alınan iki kara kutuyu incelemek üzere halihazırda Tahran'dalar.

Bununla birlikte, emperyalist güçler ve onların medya kuruluşları, olaydan duyulan kederi ve İranlı yetkililerin ikiyüzlülüğüne ve ihmaline yönelik öfkeyi sonuna kadar kullanmaya çalışmalarında olduğu gibi, Tahran'a yönelik baskıyı yoğunlaştırmak için soruşturmayı da kendi çıkarına kullanmaya çalışacaklar. Buna, Tahran'ın, hava savunma sisteminin işleyişi ve çalıştırma prosedürleri hakkında açık sözlü olmadığına ilişkin şikayetler de dahil olabilir.