Trump, medya ve COVID-19 felaketi

16 Nisan 2020

Cumartesi günü New York Times (NYT), Trump yönetiminin, ABD’nin yüz binlerce insanın hayatını tehdit eden eli kulağında bir felaket ile karşı karşıya olduğuna ilişkin yinelenen uyarılara göre hareket etmediğini belgeleyen uzun bir makale yayımladı.

NYT şunları yazıyordu: “Ulusal Güvenlik Konseyi’nin salgını takip etmekten sorumlu dairesi, Ocak ayı başlarında, virüsün ABD’ye yayılacağını öngören ve birkaç hafta içinde Amerikalıları işe gitmeyip evde tutma ve Chicago büyüklüğündeki kentleri kapatma gibi seçenekleri gündeme getiren istihbarat raporları aldı. Bay Trump, Mart’a kadar bu tür adımlardan kaçınacaktı.”

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’daki koronavirüs basın toplantısında konuşuyor, 10 Nisan 2020, Washington. (AP Photo/Evan Vucci)

Bu uyarılar, Ulusal Sağlık Enstitüleri, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri ve hatta bakanlar tarafından tekrarlandı. Ama tüm bu uyarılara rağmen Trump yönetimi, salgını kontrol altına almak için gereken en temel önlemleri almadı. Trump’ın, salgının ABD’yi vuracağı konusunda ilk kez uyarılmasından yaklaşık iki ay sonra, 2 Mart’ta, ülke genelinde sadece 500’den az kişiye COVID-19 testi yapılmıştı.

Trump, açıkça, hastalığın şiddetini kasten olduğundan düşük göstermeye çalıştı ve salgının gripten kötü olmadığını iddia etti. Hastalığın bir “aldatmaca” olduğunu ve kendi kendine gideceğini savunan Trump, Pazar günü, bilim başdanışmanı Dr. Anthony Fauci’yi kovmasını tavsiye eden bir paylaşımı retweetledi. Fauci, önlemlerin daha erken alınmış olmasının birçok hayatı kurtarmış olacağını belirtmişti.

Yönetiminin yetersizliğinin teşhir olmasına açıkça sinirlenen Trump, Pazartesi günü yine basına saldırarak yeni bir cahillik, acımasızlık, gerilik ve ego tatmini gösterisiyle muhabirlere hakaret etti. Trump, alışıldığı gibi, basın toplantısının büyük kısmını kendini övmeye ve gelişen felaketteki sorumluluğunu inkar etmeye ayırdı.

NYT’nin haberi Trump yönetiminin salgına yetersiz müdahalesine ilişkin önemli bir açıklama sunmakla birlikte, resmin çok önemli bir kısmı hariç tutmakta ve bir bütün olarak egemen sınıfın salgınla başa çıkma konusunda neden bu kadar hazırlıksız olduğunu açıklamamaktadır.

Trump’ın felaket getiren hatalar dizisi, doğal olarak, tüm siyaset kurumunun ve önceki yönetimlerinin benimsediği politikalardan kaynaklandı. Nihayetinde Bush ve Obama yönetimleri, her yıl kaynaklarını keserek genel sağlık hazırlığının içini boşalttılar. Bir salgın tehlikesi hakkında en az yirmi yıldır yapılan uyarılara rağmen, gerekli donanımı stoklama yönünde hiçbir adım atılmadı.

Dahası, Ocak ayından beri, ABD siyaset kurumunun hiçbir kesimi, genel sağlık harcamalarında büyük bir artışa gidilmesi ve salgını durdurup on binlerce kişinin hayatını kurtarabilecek olan geniş bir test, karantina ve temas takibi programının uygulamaya konması için ciddi bir çağrıda bulunmadı. Hal böyle iken, sadece birkaç hafta içinde, her iki parti de, Wall Street’i ve büyük şirketleri kurtarmaya trilyonlarca dolar sağlamak söz konusu olduğunda birlikte çalışabildi. Milyonlarca insan işini kaybederken borsa yükseldi.

NYT’nin haberi kendisinin de diğer büyük medya organlarının da Trump kadar zavallı olduğunu elbette açıklamıyor.

Ocak ayının başından beri yeni koronavirüs hakkında uluslararası medyada yapılan sayısız uyarıya rağmen New York Times, başyazısını bu konuya ilk kez 29 Ocak’ta ayırdı. Sık sık istihbarat aygıtı içindeki “isimsiz kaynaklar” için bir kanal işlevi gören bu gazete, “Ocak ayı başlarında, virüsün ABD’ye yayılacağını öngören istihbarat raporlarını” manşetlerini çok sık süsleyen “bomba haberler”den biri olarak haber yapmadı.

NYT, 29 Ocak’taki başyazısında, “kurumlardaki” –gazetenin hem kendisini hem ABD istihbarat teşkilatlarını kastetmek için kullandığı bir sözcük– “güvensizliğin”, COVID-19’un yayılması için en büyük risk faktörü olduğu uyarısında buluyor; hastalıkla mücadele için acil önlemler ya da yaygın test, karantina ve temas takibi çağrısı yapmıyordu.

Sonraki bir ay boyunca genel bir sessizlik hakim oldu ve New York Times salgın üzerine tek bir başyazı daha yazmadı. Ancak ABD’de kayıtlı 63 vakanın olduğu ve halk içinde yayılmanın doğrulandığı 29 Şubat’ta, gazetenin yayın kurulu meseleyi yeniden ele aldı.

NYT, Rusya ile “gizli anlaşma” yaptığı biçimindeki düzmece iddialara dayanarak Trump’ın görevden alınması yönündeki çabaların başarısızlığa uğradığı bu zaman diliminde, okurlarına, Amerikan toplumuna “Rus müdahalesi” iddiaları, savaş yanlısı propaganda, #MeToo histerisi ve ABD istihbarat teşkilatlarının yetkilerinin genişletilmesi talebi gibi alışıldık haberlerini sundu.

Şubat ayı boyunca ABD borsaları yeni doruklara çıkmayı sürdürdü. Trump, salgınla mücadelede başlıca kaygısının, bunun ekonomiye, özellikle de borsalara etkisi olduğunu tekrar tekrar açıkça ortaya koydu. “Kötü haberleri” önemsiz gibi göstermeye çalışan NYT yayın kuruluna da benzer kaygıların yön verdiğini tahmin etmek zor değildir.

Gerçekten de, gazetenin yayın kurulu 3 Mart’ta konuya tekrar döndüğünde, yeni odak noktası şuydu: “Eğer federal hükümet koronavirüsün yayılmasını kontrol altına almakta başarısız olur ve ekonomik görünüm kötüleşir ise, bu tür geniş tabanlı bir teşvik paketi zorunlu hale gelebilir.”

NYT’nin COVID-19 salgını konusunda sessiz kaldığı sırada, Demokrat ve Cumhuriyetçi politikacılar, şirketler için 450 milyar dolarlık kurtarma paketlerini içeren ve Merkez Bankası’nın (Fed) Wall Street’e ve büyük şirketlere 5 trilyon dolar ödemesini finanse eden bir teşvik tasarısı hazırlıyorlardı.

Trump yönetiminin ve Demokratik Parti’nin sessizliği, Dünya Sosyalist Web Sitesi’nin (WSWS) yoğun uyarıları ile çelişmektedir.

Benjamin Mateus, 24 Ocak’ta yayımlanan yazısında, “insandan insana bulaşmanın olduğuna ilişkin kanıtlar ortaya çıkmış durumda,” diyor ve “şu anda Tayland, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Vietnam, Singapur, Suudi Arabistan ve Amerika Birleşik Devletleri’nde doğrulanmış vakalar var,” diye belirtiyordu.

WSWS, 28 Ocak’ta yayımlanan “Vuhan koronavirüs salgını ve dünya çapında bulaşıcı hastalıklar tehdidi” başlıklı perspektif yazısında ise şunları yazıyordu: “Salgın, çağdaş toplumun, hiçbir kapitalist hükümetin yeterince hazırlıklı olmadığı tehlikeler olan yeni bulaşıcı hastalık türleri karşısında fazlasıyla savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.”

WSWS, “Çin’deki durum vahim olmakla birlikte, sözüm ona birinci dünya ülkeleri de Vuhan’da şu anda yaşanan ölçekte bir salgınla başa çıkmaya Çin’den daha fazla hazır değildir,” demişti.

Perspektif yazısı şöyle devam ediyordu:

Başka bir ifadeyle, ABD’deki başta olmak üzere dünyadaki hükümetler, geçtiğimiz çeyrek yüzyılda büyük ölçekli savaşlar için titiz planlar yaparken, aynı dönemde gezegene musallat olan salgın hastalıklarla mücadele etmeye ne kaynak ayırmış ne de bunlara önlem almıştır. 1996’dan beri dünya genelinde 67 salgın hastalık oldu. 1996-2001 arasındaki deli dana salgını, 2009’daki grip salgını, 2015-16’daki Zika ve hâlâ devam eden HIV/AIDS salgını. HIV/AIDS salgını, ilk kez ortaya çıktığı 1960’tan bu yana en az 30 milyon insanı öldürdü.

Bu felaketler her defasında önlenebilirdi. Tıp bilimi, yeni virüsleri haftalar içinde tespit edip aylar içinde aşı geliştirebilecek kadar ilerlemiştir. Durum böyleyken, 2014’te, dönemin WHO Genel Müdürü Dr. Margaret Chan, Ebola salgını ile ilgili olarak, “kâr odaklı bir sektör, ödeme yapamayan pazarlar için ürünlere yatırım yapmaz,” diye belirtmişti. …

Kapitalizmin doğasında olan kısa vadeli, kâr amaçlı tasarılar, önceden plan yapıp küresel risklere hazırlanmak için gerekli kaynakları tahsis etmekten acizdir.

New York Times yayın kurulunun sessiz kaldığı sonraki ay, Dünya Sosyalist Web Sitesi, salgına ilişkin günlük haber yazılarına ek olarak dört önemli açıklama yazdı.

WSWS, 11 Şubat’ta yayımlanan “Koronavirüs salgını: Küresel bir felaket” başlıklı yazıda, Trump yönetiminin milliyetçi ve yabancı düşmanı politikalarını mahkum ediyor; Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un salgın “işlerin Kuzey Amerika’ya geri dönmesini hızlandıracaktır” açıklamasını teşhir ediyordu. Yazı, şu uyarıda bulunmuştu: “Durmadan büyüyen toplumsal eşitsizlik, hızlanan iklim değişikliği ve artan savaş tehlikesi gibi diğer toplumsal sorunlarda olduğu gibi, koronavirüs salgını da uluslararası bir çözümü gerektiren küresel bir sorundur.”

WSWS, 27 Şubat’ta “Koronavirüs salgını ve dünya çapında toplumsallaştırılmış tıbba duyulan ihtiyaç” başlıklı perspektif yazısını yayımladı. Alex Lantier şöyle yazıyordu: “Dünya sağlık sisteminin hastaları ayrı tutması, hastalığın yayılma hızını sınırlaması ve enfeksiyondan dolayı zatürre olan hastalara yoğun bakım sağlamak üzere gerekli kaynakları sağlaması son derece önemlidir.”

Ertesi gün WSWS, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin yaptığı açıklamayı yayımladı. Açıklamada, “ABD hükümeti büyük bir salgına tamamen hazırlıksızdır. Sistematik olarak virüs testi yapan bir yapı bile mevcut değildir,” deniyordu.

Ayrıca açıklamada şunlar belirtilmişti: “İşçi sınıfı, hükümetlerin hastalığın yayılmasını kontrol altına almak için gerekli kaynakları sağlamasını, virüsün bulaştığı insanları tedavi etmesini ve salgının ekonomik yansımalarından etkilenecek olan yüz milyonlarca insanın geçimini güvence altına almasını talep etmelidir.”

Dünya Sosyalist Web Sitesi, New York Times’ın elindeki devasa finansal kaynaklara sahip değildir. Ama buna rağmen yaklaşan felaket hakkında kamuoyunu uyarabildik.

Bunun nedeni, WSWS’ye tamamen farklı bir siyasi yönelişin yol gösteriyor olmasıdır. Hem Trump yönetiminin hem de Demokratik Parti’nin başlıca medya organı olan New York Times’ın önceliği, egemen seçkinlerin mali ve ekonomik çıkarlarının muhafaza edilmesidir. WSWS’nin kaygısı ise işçi sınıfının ve geniş halk kitlelerinin korunmasıdır.

Hem Trump yönetimi hem de New York Times, koronavirüs ülke geneline yayılırken onun doğurduğu tehlikeler hakkında kamuoyunu uyarmamalarında olduğu gibi, şimdi de erkenden işbaşı yapılmasına ortam hazırlamak için salgını yeniden önemsiz gibi göstermeye çalışıyorlar. İnsan hayatının egemen seçkinlerin kârlarından önce gelmesi gerektiğini savunan Dünya Sosyalist Web Sitesi ise tüm dikkatini bu tür adımlara karşı uyarıda bulunmaya veriyor.

Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin yayın organı olan Dünya Sosyalist Web Sitesi, yirmi yılı aşkın süredir, işçi sınıfının toplumsal ve siyasi çıkarlarını savunmada vazgeçilmez bir araç olduğunu kanıtlamıştır.

Yazar ayrıca şunu öneriyor:

Trump’ın işyerlerini açma kampanyası yüz binlerce insanın hayatını tehlikeye atıyor
[11 Nisan 2020]

Andre Damon