Çin, Güney Kore ve Almanya yeni COVID-19 salgınları bildiriyor

Bryan Dyne
13 Mayıs 2020

Çin, Almanya ve Güney Kore, kısıtlamaları gevşetmelerinin ardından azımsanmayacak yeni COVID-19 vakaları bildirdi. Bu durum, Avrupa’da ve ABD’de kısıtlama önlemlerini kaldırma çabalarının hastalıkta yeni bir büyük çaplı canlanma riski yarattığı uyarılarını beraberinde getirdi.

Şu anda dünya çapında SARS-CoV-2 koronavirüse yakalandığı bildirilen yaklaşık 4,2 milyon insan var ve hastalık sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısı 284 bin civarında. Salgın şu andaki merkez üsleri olan Batı Avrupa ile ABD’den Afrika’ya, Güney Amerika’ya, Güney Asya’ya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerine yayılmaya devam ederken, günlük yeni vaka sayısı iki haftanın en düşük seviyesi olan 27 Nisan’daki 66 binden 10 Mayıs’ta 80 binin üzerine çıktı.

Hafta sonu Çin’de bir dizi yeni koronavirüs vakası duyurulurken, Güney Kore’nin Seul kentinde daha büyük bir salgın bildirildi. Aynı zamanda Alman hükümeti, vakaların yeniden katlanarak artmaya başladığını açıkladı.

Koruyucu giysi giyen mezar kazıcılar bir COVID-19 kurbanını gömerken, akrabaları ve dostları güvenli bir mesafede bekliyor, St. Petersburg, Rusya. (AP Photo/Dmitri Lovetsky)

Bu yeni enfeksiyon kümeleri, Çin’de 4 Mayıs’ta keşfedilen 14 vakayı kapsamaktadır. Onlar arasında, pandeminin ilk merkez üssü olan Hubei eyaletinden bir vaka da bulunuyor. Çin’in yeni vaka sayılarının son haftalarda tek haneye inmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu özellikle endişe vericidir. Ülkedeki vaka sayısının düşmesi, Ocak’tan Nisan’a kadar sokağa çıkma yasağı uygulanmasının, test, karantina ve temas takibi konusundaki sıkı politikaların ve kamu çalışanlarına, sağlık emekçilerine ve yurttaşlara kişisel koruyucu donanım kullanma zorunluluğu getirilmesinin bir sonucuydu.

Güney Kore’deki vaka kümesi, Yongin kentinden 29 yaşındaki hastanın, COVID-19 testi pozitif çıkmadan önce, 1 Mayıs’ta Itaewon bölgesinde beş gece kulübünü dolaştıktan sonra komşu Gyeonggi ve Gangwon illerini ziyaret etmesinin ardından ortaya çıktı. Söz konusu hasta, 1.300’den fazla insanla temas kurmuştu ve onlardan en az 54’ü hastalığı yakalandı. Güney Kore hükümetinin salgının ilerleyişini takip etmeyi sürdürmesi nedeniyle bu sayının artması bekleniyor. Ülkedeki gece kulüpleri ve benzeri yerler süresiz olarak kapatıldı.

Almanya’da bildirilen yeni büyük vaka kümeleri olmamakla birlikte, ülkede pandeminin yayılmasını takip eden Robert Koch Enstitüsü, virüsün üreme hızının geçtiğimiz hafta 1,1’e yükseldiğini belirtti. Bu, yeni vaka sayısının yeniden artmakta olduğu anlamına geliyor.

Her üç ülkede de yeni koronavirüs vakaları, karantina önlemlerinin kısmen kaldırılmasının ardından geldi. Hubei ve Çin en sıkı sokağa çıkma yasağı önlemlerini Nisan ortasında tamamen kaldırmaya başlarken, Almanya önce 30 Nisan’dan itibaren müzelerin, anıtların, botanik bahçelerinin, park ve hayvanat bahçelerinin ve ibadet yerlerinin açılmasına izin verdi. Çin’deki ve Almanya’daki vakaların ülke ekonomilerini yeniden açmak için alınan önlemlerle doğrudan ilişkisi henüz kurulmadan, Güney Kore’de yeni vakalar meydana geldi.

İran da koronavirüs vakalarında sert bir artışın meydana gelmesinin ardından Huzistan eyaletine bağlı Abadan’ı karantina altına almak zorunda kaldı. Eyalet Valisi Gulamrıza Şeriati, yaptığı açıklamada, “Eyaletteki vaka sayısı üçe katlandı ve hastaneye kaldırılan hasta sayısı yüzde 60 arttı,” dedi. İran, ABD’nin felç edici yaptırımları karşısında çaresizce ekonomisini yeniden açmaya çalışıyor.

Yeniden açılmanın tehlikeleri, yakın zamanda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından tekrar tekrar dile getirildi. Dr. Maria Van Kerkhove, Cuma günü düzenlenen basın toplantısında şunları söyledi: “Ekonomilerini yavaşça yeniden açmakta olan ülkelerden öğrendiğimiz şey (bunun hakkında daha önce konuşmuştuk), bu önlemlerin kaldırılmasının çok yavaş ve kontrollü bir şekilde yapılması gerektiğidir, çünkü virüsün bir kez daha yayılması mümkündür.”

Aynı konuya değinen Dr. Michael Ryan da, dünya genelinde açılmaya başlayan ülkeler ve bölgeler, “halk sağlığı denetimine geri dönmemiz gerektiği biçimindeki rahatsız edici gerçekten hâlâ kaçıyorlar. Aylar önce olmamız gereken yere geri dönmeliyiz: vakalar bulunmalı, vakalar takip edilmeli, vakalar test edilmeli, testleri pozitif çıkan insanlar izole edilmeli, temaslıların karantina uygulanmalı,” diye konuştu.

Gitgide daha çok ülke yeniden açılmaya başlarken, bu prosedürleri takip etmemenin doğurduğu riskler giderek büyüyor. Dünyanın her yerinde kapitalist hükümetler, insan hayatının korunmasına değil; kapitalist oligarşinin kârları için işçilerin işe geri döndürülmesine odaklanıyorlar.

Örneğin, İtalya’da 4 Mayıs’ta başlayan yeniden açılma, öncelikle imalat ve inşaat sektörüne odaklandı. Buna yön veren, büyük ölçüde, otomotiv devi Fiat Chrysler oldu. Atessa’daki kamyonet fabrikasını resmi açılma tarihinden bile önce açan şirket, İtalya’daki diğer fabrikalarını da geçtiğimiz hafta açtı. Lüks araba üreticisi Ferrari de ülkedeki üretimine kaldığı yerden devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, ülkede turizmi yeniden açmanın habercisi olarak şehirlerarası seyahat yasağının kaldırıldığını duyurdu. Ülke şu anda 2.716 koronavirüs vakasına ve 151 doğrulanmış ölüm sayısına sahip. Avrupa’nın geri kalanına kıyasla görece düşük olan bu sayılar, Turizm Bakanı Haris Teoharis’in şunu iddia etmesine yol açtı: “Avrupa’dan turist bekliyoruz; tüm Akdeniz bölgesinde en güvenli yer biz olduğumuz için, ülkemiz bir avantaja sahip.”

Bu süreç, kuşkusuz en keskin ifadesini ABD’de buluyor. Başkan Donald Trump, işçilerin fabrikalara, ofislere ve işyerlerine mümkün olduğunca çabuk geri döndürülmesine öncülük ediyor. Resmi yönerge bir ilçenin veya eyaletin ancak “14 günlük bir periyotta kaydedilen vakalarda aşağı yönlü bir eğri” ortaya çıktıktan sonra –kendi içinde yoruma açık bir koşul–diğer aşamalara geçebileceğini belirtirken, aynı yönerge eyalet ve ilçe yetkililerinin yönergeyi uygun gördükleri şekilde “düzenleyebileceğini” de ekliyor. Bu ifadeler, Georgia Valisi Brian Kemp’e tüm eyaleti açma olanağı verdi. Eyalette hâlâ 31.763 aktif vaka bulunuyor ve bu sayı, birçok ülkenin toplamından fazla.

Dünya liderlerinin aksi yöndeki sözlerine rağmen, yeniden açılma yönündeki bu acele, “tekrar canlanma riskini hafifleten güncel verilere dayanan” bir yaklaşım değildir. Bir kez daha Dr. Ryan’ın sözlerini aktaralım: “Bu virüsün vücudu nasıl etkilediği, hastalığın nasıl ilerlediği, bu enfeksiyonun hangi hastalıklara neden olduğu konularındaki bilgimizin çok, çok erken aşamalarında bulunuyoruz.”

Her geçen gün, hastalığın karaciğer, kalp, beyin ve hatta ayak parmağı komplikasyonlarının yanı sıra çocuklarda kan pıhtılaşmasına ve 30’lu yaşlardaki insanlarda felce neden olduğu gibi yeni tıbbi bilgiler getiriyor. Bilimin her bir parçası, pandemiyi kontrol altına almakta sağlanan ilerlemeyle birlikte, tedavi ve aşı geliştirilene kadar başka hiç kimse hastalanmasın ya da ölmesin diye daha da sıkı önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini haykırıyor.

Ama bunun yerine, piyasanın sunağında hayatlar ve geçimler kurban ediliyor. Trump’ın, Merkel’in, Miçotakis’in ve diğerlerinin başlıca kaygısı; işçilerin, hastalıkla mücadele etmek ve yoksulluğa sürüklenen on milyonlara kaynak sağlamak için değil; süper zenginlerin portföylerini şişirmek üzere kâr yaratmaya geri dönmeleridir.