Kanada’nın COVID-19’a vurdumduymaz ve felaket getiren yanıtı

Keith Jones
27 Mayıs 2020

Dünya Sosyalist Web Sitesi ve Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi tarafından 2 Mayıs’ta düzenlenen 2020 Uluslararası Çevrimiçi 1 Mayıs Toplantısı’nda Sosyalist Eşitlik Partisi’nin (Kanada) Ulusal Sekreteri Keith Jones’un yaptığı konuşma.

COVID-19 pandemisi, kapitalizmin acımasız gerçekliğini ve kapitalist kâr dürtüsü ile emekçilerin hayatları ve geçimleri arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı açıkça ortaya koydu. Bu, diğer ülkeler için olduğu kadar Kanada için de geçerlidir.

Kanada egemen sınıfının şimdiki siyasi lideri ve önde gelen adamı olan Başbakan Justin Trudeau’nun tavrı ve duruşu, Beyaz Saray’daki milyarder faşistten daha az kaba olabilir. Fakat Kanada kapitalizminin pandemiye yanıtı da bir o kadar vurdumduymaz ve felaket getiren türden olmuştur.

Doğu Asya’nın dışında 2002–2003 SARS salgınından en ağır etkilenen ülke Kanada olmuştu. Buna rağmen Kanada, COVID-19’a; yani hem tahmin edilebilir hem de en az 2006’ya kadar giden hükümet belgelerinde öngörülmüş olan bir pandemiye tamamen hazırlıksızdı.

Keith Jones’un konuşması videoda 2:21:34’te başlıyor.

Kanada’nın sağlık sistemi, diğer önemli kamu hizmetleri gibi, onlarca yıldır yapılan binlerce kesintiyle tahrip edildi. Dahası, Kanada’daki yönetim, halk muhalefetine rağmen yeni petrol ve doğalgaz boru hatlarıyla ilgili düzenlemeleri geçirmeye ve mali piyasaların “sağlığına” odaklanmış olduğu için, pandemiyle mücadelede kaynakları seferber etme konusunda yaklaşık iki ay hiçbir şey yapmadı. Federal hükümet, ancak 10 Mart’ta, yani ülkenin büyük kısmını kapatmasından sadece üç gün önce, yerel yönetimlere yazı göndererek envanterlerindeki temel tıbbi donanım durumunu soruşturmalarını ve olası eksiklikleri tespit etmelerini istiyordu.

Oysa Mart ayının ortasında, Trudeau’nun Liberal hükümeti ve Merkez Bankası, mali piyasaları desteklemek ve zenginlerin kârlarını ve yatırımlarını güvence altına almak için bankalara ve büyük şirketlere neredeyse bir gecede 650 milyar dolar akıttı.

Aynı anda, şu anda işini kaybetmiş durumda olan 7 milyon işçiye –ülkedeki işgücünün üçten birinden fazlası– eğreti, geçici, acil yardım programları aracılığıyla tayın teklif ediliyor. Şimdiden kaynaklarını tüketmeye başlayan ve egemen seçkinlerin aceleci ve vaktinden erken biçimde işe dönülmesi yoluyla kaldırmaya çalıştığı Kanada Acil Durum Yardımı gibi programlar bunlar arasındadır.

En ön cephede yer alan sağlık emekçilerine Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) sağlanmayan ve sistematik kitlesel test ve temas takibi konusunda herhangi bir yasal hükmün söz konusu olmadığı koşullarda, Quebec’in sağcı popülist Coalition Avenir Quebec hükümeti, Trudeau’nun desteğiyle, okulları, kreşleri, dükkânları, fabrikaları ve şantiyeleri önümüzdeki üç hafta içinde “geri açacağını” duyurdu.

Quebec Halk Sağlığı Müdürü bu canice politikayı, “riskli bahis” olarak niteliyor ve halka bunu ve ölümü kabul etmeyi tavsiye ederken, gamsız bir şekilde şöyle diyor: “Umarım çok fazla insan ölmez.”

Quebec Eyalet Başbakanı Francois Legault, hükümet ve iş dünyası liderlerinin kendi aralarında gizlice konuştuklarını pat diye söyleyerek “sürü bağışıklığı”na ihtiyaç olduğunu ilan etti ve altmış yaş altındakilerin COVID-19 karşısında ciddi risk altında olmadıkları yalanını tekrarladı. Böylece büyük sermaye, işçi sınıfından kâr çıkarma sürecini hızla yeniden başlatabilir.

Vurgulamak gerekir ki, doğrulanan 55 bin vakanın yarısından fazlasının ve 3.200 ölümün yüzde 60’ının meydana geldiği Quebec ve onun metropolü Montreal, Kanada’da COVID-19 salgınının merkezi konumundadır.

Quebec’te ve Kanada genelinde kapitalist seçkinlerin işe geri dönme biçimindeki canice politikasına yaygın ve giderek büyüyen bir işçi sınıfı muhalefeti var.

Montreal’den bir öğretmen, Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne şunları söyledi: “Şirketler emekçilerin sırtından kâr edebilsinler diye çocuk bakmaya gönderiliyoruz… Ve bu büyük patronların kendi fildişi kulelerinde hiçbir hastalığa yakalanmayacağını biliyoruz.”

Kapitalizm yanlısı sendikal aygıtların ve sosyal demokrat NDP’nin dışında ifadesini bulan bu muhalefet, ancak bu örgütlerden siyasi ve örgütsel bir kopuş yoluyla geliştirilebilir.

Sendikalar ve NDP, pandemiye ve onu takip eden ekonomik çöküşe, federal Liberal hükümet ile çoktandır devam eden ortaklıklarını pekiştirerek yanıt verdiler. Pandemi Mart başlarında patlak verince, Kanada İşçi Kongresi, büyük şirketlerle, genel başkanının ifadesiyle bir “işbirliği cephesi” kurdu.

Şimdi sendikalar, işe geri dönülmesini dayatmak için patronlarla sıkı işbirliği içinde çalışıyorlar. Quebec İşçi Federasyonu, Legault’un “ekonomik iyileşme planı”nı övüyor. Aynı zamanda, Mart ayı başlarında Kanadalı ve ABD’li otomotiv işçilerinin tehlikeli çalışma koşullarını protesto ederek iş durdurmasıyla sarsılmış olan Unifor sendikası, işçileri fabrikalara geri sokmak için Detroit Üçlüsü denilen otomotiv üreticileri [Ford, Fiat Chrysler ve General Motors] ile birlikte komplo kuruyor.

Sendikalar, NDP ve Yunanistan’daki Syriza’nın kardeş partisi sahte sol Quebec Solidiare, Kanada devletinin finans ve şirket seçkinleri adına hazineyi yağmalaması konusunda tamamen sessizler. Sessizler çünkü Kanada kapitalizminin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor ve onun kırıntıları ile besleniyorlar.

Benzer şekilde, bu örgütler, Kanada emperyalizminin, Kanadalı bankaların ve madencilik şirketlerinin on milyarlarca dolarlık yatırımlarının bulunduğu petrol zengini Ortadoğu’da, Latin Amerika’da ve Karayipler’de kendisini Washington’ın nükleer silahlı Çin’e ve Rusya’ya karşı askeri-stratejik saldırılarıyla giderek daha derinden bütünleştirmesi konusunda emekçileri aldatmaya çalışıyorlar.

İşçi sınıfını kapitalizmin apaçık başarısızlığına karşı kendi çözümünü ileri süren bağımsız bir siyasi güç olarak seferber etme mücadelesi, Kanada egemen seçkinlerinin iki gerici ideolojilerine, Kanada ve Quebec milliyetçiliğine karşı amansız bir siyasi mücadeleyi gerektirmektedir. Sendikalar, NDP ve onların sahte sol dalkavukları, onlarca yıl boyunca, Kanada kapitalizminin, güneyindeki doymak bilmez dolar cumhuriyetinden “daha iyi ve daha nazik” olduğu yalanını yaydılar.

Bu, Kanada ve ABD işçilerinin ortak mücadele geleneğini karalayıp inkâr etme yönündeki sistematik bir kampanyayla el ele gitti. Bu ortak mücadele geleneği, Emek Şövalyelerinden IWW’ye, 1930’ların fabrika işgallerinden 1960’ların ve 1970’lerin kitlesel toplumsal mücadelelerine kadar uzanmaktadır.

Bu gelenekler canlandırılmalı ve sosyalist enternasyonalist bir perspektifle donatılmalıdır. Kanada’daki işçiler, Kanada emperyalizmini yenilgiye uğratmak için, kapitalizme karşı küresel bir saldırı içinde, mücadelelerini ABD, Meksika ve dünya işçileri ile koordine etmeliler.

Emekçiler, 21. yüzyıl kapitalizminin yoksullaşma, emperyalist savaş, otoriter yönetim, pandemiler ve çevresel yıkım biçimindeki kabusunu kabul edemezler ve etmeyecekler. Zorlu görev, uluslararası işçi sınıfının gelişen isyanını, bu isyanın mantığının dünya sosyalist devrimine –toplumun işçi sınıfı tarafından ve işçi sınıfı için yeniden düzenlenmesine– uzandığı kavrayışıyla donatmaktır. Bu ise, bu mücadeleyi yönlendirip ilerletmek üzere işçi sınıfının öncü partisinin, Dördüncü Enternasyonal’in Uluslararası Komitesi’nin inşasını gerektirmektedir.