ABD’de ve dünyada COVID-19 ölüm sayılarının doğruluğu sorgulanıyor

Bryan Dyne
29 Mayıs 2020

Brezilya, Hindistan, Rusya, Türkiye, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri dahil olmak üzere dünya genelinde koronavirüs yayılmaya devam edip ülkeler insanları işe dönmeye zorlarken, pandeminin neden olduğu gerçek ölümlerin resmi olarak bildirilen sayıların yaklaşık üç katı olduğunu dair kanıtlar artıyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) koronavirüs vakaları ve zatürre üzerine verileri, bu konuda en açıklayıcı veriler arasındadır. Zatürre ABD’de her yıl tahmini 30 bin ila 60 bin ölüme yol açıyor. Ancak bu yılın Şubat ayından Mayıs ortasına kadar, 89.555 zatürre ölümü kaydedildi. Koronavirüs, ağır vakalarda kuvvetli zatürreye neden olabiliyor ve zatürreye bağlanan ölümlerin birçoğu büyük olasılıkla COVID-19’la ilişkili.

Benzer bir durum eyaletlerin ölü sayılarında da görülebilir. CDC, Illinois’te 4.856 COVID-19 ölümü bildirirken, 2.149 da zatürre ölümü rapor ediyor. Zatürreden ölümler beş yıllık ortalamanın beş katı. Ohio’da, koronavirüs 1.969 ölüme neden olurken, zatürreden ölen sayısı 2.327. Bu da beş yıllık ortalamadan 1.507 kişi daha fazla.

Kısa süre önce kendi koronavirüs takip veri tabanını geliştiren bir eyalet çalışanını kovan Florida’da, COVID-19’dan ölümlerin sayı 1.762 iken zatürreden ölümler şu anda 5.185. Aynı süre zarfında beş yıllık ortalama ise yalnızca 918 ölüm. Eğer ilave zatürre ölümleri gerçekte koronavirüs nedenli ölümlerse, ABD’de pandemiden dolayı meydana gelen gerçek ölüm sayısı bildirilen en az iki katı demektir.

Pandemi, ülkenin en kırsal bölgelerine de yayılıyor. New York Times’ın verilerine göre, Fayetteville-Springdale, Arkansas’taki vaka sayısı, her 6,2 günde ikiye katlanıyor. Milledgeville, Georgia’daki ölü sayısı, her 5,2 günde ikiye katlanıyor. Bu salgının ortasında, Başkan Donald Trump, Salı günü Twitter’da, “Sayı … 100.000 [ölüm] olacak gibi görünüyor,” iddiasında bulundu.

Çeşitli bölgelerde meydana gelen “ilave ölümler”e yönelik güncel araştırmaların sonucunda, benzer sayılar başka ülkelerde de görülebilir. Guardian, Wall Street Journal, the Financial Times, the Hindu, Axios ve Reuters gibi medya organları, bir hastanede hayatını kaybedenleri ve COVID-19 testi pozitif çıkanları kaydetmek yerine, dünya genelinde şehirlerde, bölgelerde ve ülkelerde herhangi bir nedenden hayatını kaybeden insanların toplam sayısı arasındaki uçurumu takip ettiler ve bu veriyi aynı yer ve yılın aynı dönemi için tarihsel ortalamalarla kıyasladılar.

Hem hastalıktan gerçek ölüm sayısını hem de koronavirüs nedeniyle sağlık sistemlerinin çökmemesi halinde hayatta kalacak olan, kazalardan veya çeşitli hastalıklardan hayatını kaybedenleri hesaplayan bu teknik, pandeminin etkisinin daha doğru bir resmini çizmeye yardımcı olmaktadır. Şu an itibarıyla, pandemi, dünya çapında resmi olarak doğrulanmış 5,6 milyondan fazla vakaya –iki haftadan kısa bir sürede 1 milyonluk bir artış– ve 350 bin ölüme neden oldu.

Financial Times’ın yaptığı bir çalışmaya göre, sadece Moskova’da ve St. Petersburg’da Nisan ayındaki ilave ölümlerin sayısı, 2.073’tür. Bu, iki kentin toplamı için bildirilen resmi 629 COVID-19 ölümünün üç katından fazladır. Sadece bu ölümler koronavirüse bağlanacak olursa, ülkedeki ölü sayısı 3.807’den 5.880’e çıkmaktadır. Bunun yerine, resmi ölü sayısı, Moskova ile St. Petersburg’da bulunan ilave koronavirüs ölümleri oranıyla çarpılırsa, Rusya’da koronavirüsten ölen insan sayısı 11.421 olur.

Guardian’da çıkan benzer bir haberde, hayatını kaybeden koronavirüs hastalarının yüzde 60’tan fazlası, “otopsi başka nedenlerden öldüklerini gösterdiği için kentin resmi ölü sayısına kaydedilmiyor,” diye belirtiliyor. Batı Avrupa ülkelerinde ve ABD de bu raporlama yöntemi kullanılmıştır.

Financial Times’ın Türkiye’nin başkenti Ankara’daki veriler üzerine yaptığı benzer bir analiz, ülkede koronavirüsten gerçek ölü sayısının resmi sayıdan yüzde 25 kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Erdoğan hükümeti, çok sınırlı kısıtlama önlemleri uyguladıktan sonra, Nisan ayının sonundan itibaren kapalı işyerlerinin açılma sürecini başlattı. Bu politika, sadece Nisan ayında en az 103 işçinin ölümüyle sonuçlandı ve işçiler arasındaki COVID-19 vakası oranının ülke ortalamasının üç katından fazla olmasına yol açtı.

Brezilya’da, Nisan ayında yapılan araştırmalar, vaka sayısının, resmi olarak bildirilen sayının sekiz ila 16 katı olduğunu tahmin ediyordu. Bu, en çarpıcı biçimde São Paolo’nun verilerine yansımıştır. Testlerin daha yaygın biçimde ulaşabilir hale gelmesinden beri kentte koronavirüs ölümlerinde yüzde 485’lik bir artış görülmüştür. Yine de Brezilya, kişi başına test ortalamasında hâlâ çoğu ülkenin gerisindedir. Vaka ve ölü sayısı tırmanmaya devam ederken, ülkenin faşizan Devlet Başkanı Jair Bolsonaro pandeminin “hafif grip”ten başka bir şey olmadığını iddia etmeyi sürdürüyor.

Hindistan’ın Batı Bengal eyaletinin, ölenlerin eşzamanlı başka hastalıkları nedeniyle, koronavirüsle bağlantılı ölümlerin yüzde 40’ını pandemi kaynaklı saymadığı bildiriliyor. Aynı zamanda, hastanelerdeki ölüm oranları koronavirüs nedeniyle resmi sayıları yüzde 30 ya da daha fazla aşarken, Yeni Delhi hükümeti, hastanelerden, hayattayken hastalıkları doğrulanmamış insanlara ölmelerinin ardından COVID-19 testi yapmamalarını istedi. Pandeminin Hindistan’daki diğer salgınlarla mücadeleyi engellemesi tehlikesi de artıyor. Örneğin tüberküloz, ülkede her yıl 2,7 milyon insana bulaşıyor.

Britanya’da, Ulusal İstatistik Kurumu, ülkede 15 Mayıs’a kadar yaklaşık 54 bin ilave ölüm kaydetmiş olduğunu bildirdi. Bu, pandemiden dolayı öldüğü doğrulananların sayısından yaklaşık 17 bin fazladır. Bu veriler, Britanya’nın ölümler bakımından Avrupa’da salgından en ağır etkilenen ülke olduğunu, dünyada da en büyük yıkıma uğrayan ülkelerden biri olduğunu bir kez daha doğruluyor.