COVID-19’un sanatçılar üzerindeki yıkıcı etkisi

Clare Hurley
30 Mayıs 2020

Koronavirüs salgını emekçi nüfusun her kesimi üzerinde yıkıcı bir etkide bulunuyor.

Americans for the Arts adlı oluşum tarafından yakın zamanda yayımlanan bir araştırmaya göre, ABD’deki sanat emekçilerinin yüzde 95’i mevcut kriz nedeniyle gelirini kaybetti; yüzde 62’si artık işsiz. Ankete katılanların yüzde 67’si, COVID-19 ile bağlantılı olarak beklenmeyen harcamalar yaptığını belirtti. Yaşanan gelir kaybıyla birlikte ele alındığında, son üç ay, sanat emekçisi başına ortalama 21.000 dolar kayba yol açtı.

Ankete katılan sanat emekçileri arasında görsel sanatçılar (yüzde 51), müzisyenler (yüzde 22), tiyatro ve performans sanatçıları (yüzde 17,5), yazarlar ve medya sanatçıları (her biri yüzde 15), topluluk temelli sanatçılar (yüzde 27) ve diğer sanat disiplinlerinden katılan sanatçılar da yer aldı. Ankete katılanların önemli bir kısmı (yüzde 30,5) ilköğretimden lisansüstü eğitim seviyesine kadar sanat eğitmeni ve/veya öğretmen olarak çalışıyor.

Pandeminin etkisi, çoğu sanatçının içinde bulunduğu ve zaten istikrarsız olan ekonomik koşulların yanı sıra, galeri bağlantılarına sahip bir avuç üst düzey sanatçı ve zengin koleksiyoncu ile birden fazla “iş” ile geçinen çoğunluk arasında var olan eşitsizliği açığa çıkarmış durumda. Bu işler, kendi yaratıcı çalışmalarını içerebilecek sanatla ilgili işlerde (örneğin, bir galeride, müzede veya diğer sanat organizasyonlarında vb.) çalışmayı veya sanat dışı işlerde (restoranlarda garsonluk, Uber sürücülüğü, vb.) çalışmayı içermektedir.

Americans for the Arts anketi

Salgından önce, sanat emekçilerinin neredeyse yüzde 40’ı yılda 35.000 dolar veya daha az kazanırken, yüzde 37’si 35.000 ila 75.000 dolar arasında kazanıyordu. Yarıdan fazlasının yaşam maliyetinin son derece yüksek olduğu New York veya Los Angeles gibi kentlerde yaşadığı düşünüldüğünde, bu, sanatçıların dörtte üçünün en iyi zamanlarda dahi önemli mali zorluklarla karşı karşıya olduğu anlamına gelir.

ABD’de Mart ayında başlayan kapanma önlemlerinden sonra, çoğu sanat emekçisinin işi askıya alındı veya sonlandırıldı. Metropolitan Sanat Müzesi, Louvre ve Londra’daki Ulusal Galeri gibi büyük kurumlardan, küçük kâr amacı gütmeyen binlerce sanat mekânına, Broadway’den Lincoln Center’a kadar tiyatrolara ve Art Basel ve Cannes gibi prestijli sanat fuarı ve festivallerine ev sahipliği yapan yerler, 2020 sezonunun sonuna kadar öngörülebilir bir gelecek için programlarını ya kapattı ya erteledi ya da iptal etti. Bu durum, sadece gelirleri ve işleri satışlar ve komisyonlar üzerinden doğrudan bu kurumlara bağlı olan sanatçılar üzerinde değil, müze çalışanlarından sanat idarecilerine, program tasarımcılarından güvenlik çalışanlarına kadar çok daha fazla kişi üzerinde en az aylarca doğrudan bir etkide bulunacak.

Brooklyn, New York’tan görsel sanatçı Katie Schuessler, konuyla ilgili olarak Dünya Sosyalist Web Sitesi’ne konuştu. Schuessler’in salgından önceki tüm geliri dört farklı orta ve ilkokuldan gelirken, kâr amacı gütmeyen iki farklı sanat kuruluşunda da sanat eğitmeni olarak çalışıyordu. New York şehrinde devlet okulları Mart ayı ortasında kapatılmadan önce 300’den fazla öğrenciyle çalışıyormuş ve hem kendisini hem de öğrencilerini virüse yakalanma veya virüsü yayma riskine soktuğunu hissetmiş. İşlerinden biri ona Mart ayındaki iki haftalık bir uzaktan çalışma için ödeme yapmış ancak Nisan ayından beri maaş almamış.

Katie Schuessler

Schuessler, bununla ilgili şunları söylüyor: “Şehir ve eyalet düzeyindeki bütçe kesintileri yüzünden, her şey beklemede, hiçbir sanat ortaklığı öngörülebilir gelecekte devam edemeyebilir, çünkü kaynak yok.” Sisteme aşırı yüklenilmeye başlamadan önce işsizlik ödeneği aldığı için şanslı olsa da, ev sahibinin şikayet etmeyeceğini umarak Nisan ve Mayıs aylarındaki kirasının sadece yarısını ödeyebilmiş. Schuessler, “Ödeme yapacak binlerce dolarım yok” diyor. Americans for the Arts araştırmasındaki sanat emekçilerinin yüzde 52’si gibi onun da hiçbir birikimi yok.

Geri ödemesi gereken öğrenci kredisi olmadığı için şanslı olsa olan Schuessler’in ciddi bir kredi kartı borcu var. Şubat ayında Obamacare üzerinden sağlık sigortası yaptırmış ancak bunun 6.000 dolarlık muafiyet ve 50 dolarlık katılım payı nedeniyle daha çok katastrofik hastalıklar [uzun süreli tedavi veya hastanede yatış gerektiren yüksek maliyetli hastalıklar] için bir teminat olduğunu söylüyor: “Toplumsallaştırılmış tıbba ihtiyacımız var!”

Okullar sonbaharda yeniden açılırsa, kurumların küçük işletme kredileri programı ile finansman sağlayabildiği için eğitmenlik faaliyetlerinin devam edeceğini düşünüyor. Ankete katılan birçok sanatçı gibi Schuessler de işsizlik dönemini, eserlerin yayılması ve satışı için çevrimiçi araçlar geliştirmek üzere kullanıyor ancak bunun kayda değer bir gelir kaynağına dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor. 200 dolarlık bir komisyon alsa bile nakliye ve malzemelerin maliyeti düşünüldüğünde bu yeterli bir meblağ değil.

Pandemi, Schuessler’in çalışmalarını başka şekillerde de etkilemiş. Salgının tam başında ciddi bir şekilde hastaymış ama ironik bir şekilde COVID-19’dan değil. “Ama bu oldukça aydınlanmama yol açtı. Pandemi, beni, sosyal medyada belirli bir derecede imkan ve toplumsallık bilinci sağlamaya çalışan koleksiyoncularım ve takipçilerimle daha derin bağlar kurmaya itiyor.”

“Temel olarak, pandemi, sanatın toplumda son derece az değer gördüğünü ortaya çıkardı, her zamanki gibi eğitimde arkaya doğru itildik. Şu anda sanatçılar salgınla başa çıkmak için ellerinden geleni yapıyorlar ama umarım bu durum, sanatçıları daha fazla talep etmeye iter ve daha fazla insan toplumda sanat ve sanatçılara nasıl davranılması gerektiğinin farkına varır.”

Azikiwe

Bir başka Brooklyn sanatçısı olan Azikiwe, garsonluk yaparak geçindiği restoran işinin Mart ayında sona ermesinden bu yana “düşük ücretli” işler yapıyor. Uygun nitelikte olmasına rağmen, sistem donduğu için işsizliğe kaydolamamış; telefonda saatlerce bekledikten sonra bağlantısı kesilmiş ve başka kimi arayacağını bilmiyor. Ayrıca vergilerini kayda geçiremediği için herhangi bir teşvik çeki alamamış. “Başlangıçta daha iyiydi, siparişle gönderebileceğim 100-200 dolarlık küçük parçalar satabildim. Bu, benim yemek masraflarımı ve küçük faturaları ödememe imkan verdi. Ama kaynaklarım tükeniyor. Nisan’da kirayı ödemedim ve Mayıs için de param yok. Bu korkutucu bir durum. Eğer borçlarımı ödeyemez ve arayı kapatmak zorunda kalırsam, bu çok fazla borç olur.”

Şu anda satılacağını düşündüğü resimler yaptığı sürece salgının işini etkilemeyeceğini düşünüyor. Ama onları çok da fazla satamayacağını biliyor, çünkü “diğer insanlar da mücadele ediyor, resim için 300-400 dolarları yok, yiyecek almaları gerekiyor,” diyor.

Azikiwe, para kazanmak için işe geri dönmeye ihtiyacı olsa da, hükümet işyerlerinin temizlenmesi için gerekli önlemleri almadan işe geri dönmenin akıllıca olmadığını düşünüyor. “Virüs hâlâ dışarıda bir yerde, bu bir kumar. İnsanlar işe geri dönmek zorunda değiller, korkuyorlar. Bu ürkütücü.”

29 Nisan 2020