Brezilya’da salgın şiddetlenirken İşçi Partisi ve sahte sol kapitalist devletin arkasında hizaya geçiyor

Miguel Andrade
30 Mayıs 2020

Brezilya günlük ölüm sayısında Amerika Birleşik Devletleri’ni geride bırakır ve Dünya Sağlık Örgütü artık Güney Amerika kıtasının pandeminin küresel merkez üssü haline geldiği uyarısında bulunurken, Brezilya egemen sınıfı ekonominin bütünüyle geri açılması için bastırıyor.

Resmi sayılara göre Brezilya, Çarşamba günü, 1086 yeni ölüm ve 21 bin yeni koronavirüs vakası kaydederek toplam ölü sayısında 25 bini, vaka sayısında ise 414 bini geride bıraktı. Uzmanlar, asgari düzeyde test yapılıyor olması nedeniyle gerçek vaka sayısının bunun en az 10 katı olduğuna inanıyor.

Brezilya egemen sınıfı, raydan çıkan koronavirüs krizinin ortasında üretimi sürdürme dürtüsü nedeniyle, ülkenin faşist Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun yakın çevresine karşı giderek artan yolsuzluk iddialarında, halkın dikkatini Brezilya ve dünya kapitalizminin yarattığı büyük felaketten başka yöne saptırmanın bir aracını buldu.

Aynı zamanda egemen sınıf, Bolsonaro’yu mümkün olan “en az maliyetli” yolla; yani yerine hızla daha yetenekli bir kriz yöneticisi geçirip kitlesel muhalefeti kapitalist devletin arkasına yedekleyerek görevden uzaklaştırma olasılığını test ediyor. 30 Mart’ta, pandeminin Brezilya’ya yayılmasının başında, muhalefetin eski “ilerici” devlet başkanı adaylarının yaptığı çağrı buydu: ulusu Bolsonaro’nun yardımcısı General Hamilton Mourão’nun arkasında birleşmeye ve Bolsonaro’yu istifa etmeye çağırmak.

Bolsonaro hükümetinin COVID-19 kurbanlarının ölümüne ve acılarına, pandemiden kaynaklanan ekonomik krizin sonucunda milyonlarca insanın yoksulluk ve işsizlik ile karşı karşıya kalmasına gösterdiği kayıtsızlık, Brezilya’daki siyasi krizi keskin biçimde yoğunlaştırdı.

Bolsonaro hükümeti, bir ay içinde, pandemi karşısında izlenen politika nedeniyle iki sağlık bakanının görevden ayrılmasına tanık oldu. Bolsonaro’nun Adalet Bakanı Sérgio Moro da, bir ay önce, devlet başkanını Federal Polis’e (PF) müdahale etmekle suçlayarak istifa etti.

Sözde ana muhalefet İşçi Partisi (PT), pasif ve hareketsiz kaldığına ilişkin artan eleştirilerin ortasında, sonunda Bolsonaro’ya karşı görevi kötüye kullanma suçlamasında bulundu.

PT’nin azil soruşturması dilekçesi, Brezilya devlet başkanına karşı sunulan 35. dilekçedir. Daha önce, nefret edilen Bolsonaro yönetimi ile aralarına mesafe koymaya çalışan sağcı, hatta aşırı sağcı figürler tarafından, büyük ölçüde yolsuzluk suçlamalarına dayanan bir dizi dilekçe sunulmuştu.

PT’nin suçlaması ise, Bolsonaro’nun pandemi politikasının Brezilya kapitalist devletinin “iç güvenliği”ne karşı bir suç oluşturduğu biçimindeki gerici iddiaya odaklanmaktadır. PT, Bolsonaro’yu, “mevcut hükümet yapısını şiddetle değiştirme girişimini” bastırmak üzere harekete geçmemekle veya ihmal etmekle suçluyor. PT, bu suçlamayı yapmak için 1950 tarihli Görevi Kötüye Kullanma Yasası’ndan alıntı yapacak kadar ileriye gitti.

PT’nin, Bolsonaro’nun kongreye ve yüksek mahkemeye yönelik faşizan tehditlerine karşı harekete geçtiğini iddia etmesine karşın, dilekçenin önermesi açıktır: Bolsonaro, Brezilya kapitalist devletinin çıkarlarına zarar verdiği ve onun istikrarını tehlikeye attığı için görevden alınmalıdır. PT’nin Bolsonaro tarafından kışkırtılan faşist ortamı kınaması, kapitalist istikrarı korumak ve kitlesel işçi sınıfı tepkisini önlemek içindir.

Brezilya sahte solunun neredeyse bütün siyasi güçleri, bu dilekçede PT ile birlikte hareket etti. Dilekçeyi imzalayan başlıca sahte sol güç, bir düzine Pablocu, Morenocu ve Lambertist “kolektif”ten oluşan Sosyalizm ve Özgürlük Partisi’dir (PSOL). PSOL, yakın dönemde, bu “kolektifler”den biri olan Morenocu Sol Sosyalist Hareket’i (MES), Temsilciler Meclisi’ndeki dört üyesi aracılığıyla Bolsonaro’yu görevi kötüye kullanmakla suçlamak için dilekçe vermekle ve “parti demokrasisi”ne saygı göstermemekle suçlamıştı. Bu, aslında, PSOL’nin, Brezilya devletini savunmak üzere PT ile ortaklaşa bir gerici dilekçe sunma yönündeki görüşmelerine saygı göstermeme suçlamasıydı.

Moronocu Uluslararası İşçiler Birliği’nin (LIT-CI) Brezilya şubesi olan Birleşik Sosyalist İşçi Partisi de (PSTU), PT’li Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in 2016’da düzmece bir şekilde azledilmesini desteklediği için diğer sahte sol eğilimler tarafından dört yıl dışlandıktan sonra, dilekçeye dahil oldu. Genellikle “anti-parlamenter” söylemi ile bilinen Lambertçi İşçi Davası Partisi’nin (PCO) yanı sıra Komünist Parti’nin hem Maocu hem de “Avrokomünist” kanatları dilekçeyi desteklediler.

Şu anda PSOL’nin içinde faaliyet gösteren eski bir PT ve PSTU üyesi olan önde gelen Morenocu Valério Arcary, PT’nin bir buçuk yıl boyunca “bir devlet başkanı, ondan hoşlanmıyoruz diye görevden alınmamalıdır” ve Bolsonaro “görev süresini tamamlama hakkına” sahiptir demesinden sonra, “sol”dan bir azil dilekçesi verilmesinin arkasında yatan sınıfsal gerekçeyi şöyle açıkladı: “siyasi senaryo değişti, çünkü” pandeminin etkisiyle “egemen sınıfın hükümete yönelik tavrı değişti.” Partisinin Bolsonaro’ya karşı söylemini önemsemeyen Arcary, geçtiğimiz Cumartesi günü Esquerda Online web sitesinde, dilekçenin “sembolik” olduğunu ve amacının, “yerinde duramayan, acı çeken ve kaygılı sol aktivistleri yatıştırmak ve ruh hallerini yükseltmeye yardımcı olmak” olduğunu yazdı.

Bu aldatma operasyonu, bu örgütlerin tamamında yukarıdan aşağıya doğru koordine edilmektedir. Dilekçenin sunulmasından bir gün sonra, Rio de Janeiro’da Ekim ayında yapılacak belediye seçimlerinde muhalefetin başlıca adayı olan, PSOL’den Marcelo Freixo, partisinin sağcı güçlerle ittifak kurmaya direnmesini protesto etmek için yarıştan çekildi. Freixo, daha sonra Folha de S. Paulo’ya yaptığı açıklamada, Brezilya “geleneksel siyasi kutuplaşmanın” burjuva demokrasisi içinde zapt edilebileceği “normal zamanlardan” geçmediği için, bu tür bir birliğin gerekli olduğunu söylüyordu.

Arjantin’deki Sosyalist İşçi Partisi’nin (PTS) Brezilyalı kardeş örgütünün yayın organı olan Esquerda Diário web sitesinin ev sahipliğinde Morenocu önderler arasında düzenlenen bir tartışmada da aynı gerekçe ileri sürüldü. PSOL önderi Roberto Robaina, tartışmanın katılımcılarına, “hepimiz Morenocuyuz” ve “mümkün olan her yolla” Bolsonaro’yu kapı dışarı etmeyi savunuyoruz, diyordu. Bu, bir askeri darbeyi de kapsayabilecek ayrım gözetmeyen bir yaklaşımdır.

Esquerda Diário’daki tartışmayı düzenleyenlerin tepkisi, PSOL’yi en sağcı güçler ile birlik oluşturma konusunda ayıplamak ve onu ve diğer sahte sol güçleri, Arjantin’deki “Birleşik Sol Cephe”nin Brezilya versiyonunu oluşturmaya çağırmak oldu. Arjantin’deki “Birleşik Sol Cephe”, bir yandan Peroncu hükümete ve sendika bürokrasisine sol bir görünüm sunarken, aynı zamanda bir kurucu meclis çağrısı yapıyor.

Bu gelişmelerden sonraki kısa hafta içinde (Brezilya’daki burjuva egemenliğinin yoğun krizi açısından uzun bir süre), bu kapitalizm yanlısı kampanya, eski adalet bakanı Sérgio Moro’nun Bolsonaro’ya karşı başlıca kanıtlardan birini kamuoyuna açıklaması sonucunda yoğunlaştı. Söz konusu kanıt, 22 Nisan’daki bir bakanlar kurulu toplantısının videosuydu. Orada Bolsonaro, Federal Polis’in Rio de Janeiro şubesini kendi kontrolü altına almak ve ailesine yönelik “zulmü” engellemek için, Federal Polis şefi Maurício Valeixo’nun yerine başkasını geçireceğini söylüyordu.

Video, Bolsonaro’nun ve kabinesinin kirli ve sosyopatik karakterini gözler önüne seriyordu. İki saatlik toplantının sadece 20 dakikası COVID-19 pandemisini tartışmaya ayrılmıştı. Tartışmanın geri kalanı ise, Trump’ın Çin karşıtı iftiralarını tekrarlamaya, eyalet valilerinin karantina kısıtlamaları “diktatörlüğüne” karşı koymak için insanların silaha erişiminin arttırılmasını savunmaya ve pandemiyi, mali piyasalara ve tarım endüstrisine yardım dağıtmak için kullanmaya ayrılmıştı.

Video, PT önderliğindeki muhalefetin moralini daha da bozmaya hizmet etti. Videoda, kapitalist yasallığın dar sınırları içinde görevi kötüye kullanma suçlaması getirmek ve Bolsonaro’yu “en az maliyetli” yolla görevden uzaklaştırmak için acil bir sebep göremediler.

PSTU’dan şirket basınına ve en sağcı valilere kadar herkesin başlıca odak noktası olan Federal Polis’e yapılan gönderme, dolaylı ve kısaydı. Bu olayın üzerine mali piyasalar bir yükseliş bile kaydetti. “İlericiler” arasındaki ruh hali, The Intercept’in editörü Leandro Demori tarafından özetlendi. Demori, videonun sadece, Moro’nun getirdiği suçlamalarla “Bolsonaro’ya bir iyilik yaptığını” ve faşist devlet başkanının güçlendiğini kanıtladığını yazdı.

2018 seçimleri sırasında bir “aldatıcı haber” kampanyası yürütülmesi ve aşırı sağcı gösteriler kışkırtılması soruşturmasına başkanlık eden Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes, Çarşamba günü dikkat çekici bir adım atarak, Bolsonaro’nun aşırı sağcı destekçilerinden bazılarına karşı 29 ayrı arama ve yakalama operasyonu düzenlenmesi emri verdi. ABD’deki faşist demagog Olavo de Carvalho’nun Brezilyalı müttefikleri de bunlar arasındaydı.

Önde gelen ekonomi gazetesi Valor’un eski editörü Maria Cristina Fernandes, geçtiğimiz Perşembe günü, Moraes soruşturması kapsamındaki seçim sahtekarlığı iddiasının, Seçim Mahkemesi’nde “sadece dört oya” bağlı olarak, Bolsonaro’yu görevden almanın “en kısa” yolu olabileceğini yazmıştı. Seçimin iptal edilmesi talebi, PSOL’nin eski devlet başkanı adayı Guilherme Boulos tarafından Seçim Mahkemesi’ne sunulmuştu. Bu, PSOL’nin ve PT’nin, Bolsonaro’nun iktidara gelmesine kitlelerin PT’yi reddetmesinin değil ama seçim hilesinin neden olduğu biçimindeki gerici anlatısına bir yılı aşkın süredir temel oluşturuyor.

Brezilya egemen sınıfının –PT tarafından temsil edilenler dahil olmak üzere– bütün hiziplerinin başlıca kaygısı, Bolsonaro’nun pandemi karşısındaki canice ihmalinin, Brezilya kapitalizminin gerçek çıkarlarını daha açık bir şekilde temsil ediyor olsa da, bütün bir burjuva düzeni ifşa etmesi ve hükümetin saplantılı bir şekilde uyarıda bulunduğu “toplumsal kaos”u, yani işçi sınıfı içindeki kitlesel toplumsal muhalefeti kışkırtma tehlikesi yaratmasıdır. Bu yüzden, onların tek amacı, Bolsonaro’ya karşı yükselen muhalefeti kapitalist devletin arkasına yöneltmek ve kapitalist kâr arayışına eşlik etmesi gereken otoriterleşme karşısında işçileri silahsızlandırmaktır.

Yazar ayrıca şunu öneriyor:
Brezilya’da Bolsonaro’nun zaferi ve İşçi Partisi’nin bozgunu [31 Ekim 2018]